Halkın temiz saf duygularından faydalanarak millet maneviyatına el uzatan kimseler ve onların izleyicileri ile taraftarları elbetteki bir takım cahillerden ibarettir.
Bunlar Türk milleti için sorun oluşturacak meselelerin oluşumunda daima etken durumlardadır. Milletimizin önünde açılan kurtuluş ufuklarında devamlı yol almasına engel olmaya çalışan hep kurum ve mensupları olmuştur. Millete anlatmalıdır ki bunların millet bünyesinde yaptıkları tatbikatı hissetmek lazımdır. Günümüzde bu tatbikat son hızıyla devam ederek bireyselleştirilmekte kurumsallaştırılmada dahasıda devletleştirilip büyütülmektedir. Reklamlar ise tatbikatın tuzu biberi mayası haline sokulmaktadır.
Elbette anlayan anladı. Ama neler söylenirse söylensin, herkes devam edip gidiyor. Sevabı günahı, doğruyu yanlışı düşünmede ise çok büyük hatalarla hayat yolunda yol katediliyor. Ama ötesini düşünürseniz. Cezalar kimin üstüne yüklenir sadece tanrıbilir.
Ülkenin her tarafında karın doyurma iftar yemeği adı altında kervan denilen yolculuk devam edip gidiyor. Kimlerin eli kimlerin cebinde kimler kimlere peşgah çekiyor. Su gibi maddi kaynaklar nereden geliyor. Nerelere dağıtılıyor. Ve buna kimler ne derece razı olanlarda acaba ülke bütünlüğü dahamı çok perçinleşiyor. Yoksa dağılıp bölünmelere, parçalanmalaramı gidiyor. Saf berrak insanların bu duygularından istifade eden yönetim ve iktidarın acaba asıl amacı ne? Reklamlarla devam eden bu kervanın nereye kadar ulaşıp, son noktaları nereye kadar gider bilinmez.
Devlet yönetiminde ileri düzey bürokratlarında katıldığı Yozgat ilimizde hizmetine devam eden Bozok Bereket Kervanı il yönetimi valilik ve Belediyenin iş birliği  ile yoluna devam etmektedir. Bir o konuda yazdaşlar ve mukabilinde pek çok kitle yemeklerle doyurulmaktadır. Durum zaman zaman merkez ilçede zaman zamanda ilçelerimizde hızlı bir şekilde devam edip gitmektedir. Konuyu, diğer il ve ilçeler bazında ve ülke genelinde düşünürsek tabiki büyük maddi rakamlarla karşılaşırız. Bu maddi boyutlarla ise ülkede pek çok taşlar yerine oturur sanırım.
Bu gibi etkinliklerde asıl amaca gelince siyasi iktidarın bazı kitleleri avuç içine olmasıdır. Onlara islami düşüncelerle yaklaşıp geleceğe zemin oluşturmak var olan olanakları onlara şimdiden pay etmektir. Şu bir bilinen açık olan bir gerçektir ki din, milliyetçilik, Atatürkçülük gibi görüşler siyasilerin ön planda birlikte yürüdükleri olgulardır. 
Bunlar teker teker birer afyondur. Kitleleri uyuşturup şartlandırır, rent sahibiyle iktidar yoluna koşulur. Demokratik bir sistem içerisinde layikliğini esas olması gerekirken din neden bir siyasi amaç olarak kullanılmaktadır. Yüce Allah'ın peygamberin isimleri neden güzel mekanlar dururken her yerde anılmaktadır.
En az siyasilerden daha çok sevdiğimiz bu kutsal varlıkları kötü yerlerde zikretmek istemiyoruz. Caddelerde sokaklarda gelişi güzel mekanlarda iftar açarak size kucak açmak istemiyoruz. Fakir ve onurlu bir kardeşimizin bu konudaki söze beni çok etkiledi, konu kervanda iftar yemeği konusuydu. İftar yemeğine katılmasını istediğim bu kardeşim ba na aynen şu sözlerle karşılıkta bulundu "Ben acımdan ölürüm, onların sunduğu öksüzün, yetimin , garibin kul ve kamu haklarını yemem. Bana evdeki kuru ekmekte, bulgur pilavım yeterde artar bile" işte onurlu, şerefli haysiyet sahibi fakir bu. Böyle düşünen fakir ve fukaranın çok olduğu ülkemizde kimlere yardımcı olunacağı aşıkardır.
Hala şu günlerde fakirin çocuğunun üniversiteyi kazandığı fakat maddi imkansızlıklar içinde çocuğunu o okula gönderemediğini düşünün onların sizin kullandığınız olanakların hiç birinin yanlarına dahi yaklaşamadığını düşünün hiç bir nimetlerden faydalanamayan sadece bakan fakir ve fukarayı düşünün asda olsa vergilerini verip devlet olan Borçlarını ifa eden bu fakir insanların omuzlarından geçinip bereket kervanları altında milletin karınlarını doyurmamız doğrumu aceba? Bu sizlere dini yönden neler getirir, neler götürür düşünmeniz gerekmektedir.
Elbette hayır hasenat, güzel ona hiçbir kimseler karşı değildir. Ama hayır hayır gibi olmalıdır. Hayır olmayan hayırlar sizleri felakete sürükleyeceği gerçeğini unutmamak gerekir. Hele hele reklamlarla işlenen hayırların İslam’da ve insanlıkta hiçbir yeri yoktur.
Bilelim ki, temeli çok sağlam bir dinimiz var. Malzemesi iyi fakat bina, yüzyıllardır ihmal edilmiş, harçlar döküldükçe yeni harç yapıp yeni harç yapıp binaya takviye etmek lüzumu hissedilmemiş aksine olarak bir çok yabancı unsur yorumlar, boş inançlar binayı daha fazla hırpalamış.
Bizleri yanlış yola sevk eden habisler bilirsiniz ki alelekser din perdesine bürünmüşler. Saf ve nezih halkımızı hep şeriat süsleriyle aldata gelmişlerdir.
Tarihimizde bilelim ki nezih milleti mahveden esir eden, harabeden fenalıklar hep din kisbesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir. Onlar her türlü hareketi dinle karıştırdılar.