Ö ncekigün Doğan Haber Ajansı Yozgat Temsilcisi Harun Gökçeoğlu elindeki kağıdı uzatıp, ''Abi senin park halideki arabaya ceza kesmişler'' diye uzattı. Aldım, incelemeye başladığımda, üzerindeki ''Örnektir'' yazısı gözüme ilişti. Sonrasında, Toplum Destekli Polislik Büro Amirliği personelininin sürücüleri uyarmak, dikkatlerini trafik kurallarına çekmek amacıyla böyle bir yöntemi devreye soktuklarını öğrendik.
Yöntem güzel...
İlgi çekici...
Diğerlerinden de farklı...
Ama ''Sakıncalı taraflarının da oluğunu söylememiz gerekir'' diyerek, söze başlamak isterim...
Toplum olarak, okumayı pek sevmeyen bir yapımız var. Okumak işimize gelmemiş olsa da yazmayı daha çok veriyoruz. Özellikle de ''Kısa mesaj'' konusunda. Sevdiklerimize, dostlarımıza, tanıdığımıza, tanımadığımıza, sabahın erken saatlerinden, gecenin geç vakitlerine kadar peşipeşine mesajlar atıp, internetin sağladığı imkaları sonuna kadar kullanmaktan hoşnut oluyoruz.
Ne kadar güzel!..
Okumayı sevmeyen bir toplumda, Toplum Desletki Polislik Büro Amirliği'nin devreye soktuğu bu uygulama birilerinin kalbine mazallah zarar verebilir. Okumadan tepki verip, soluğu maliyede, emniyet müdürlüğünde alabilenler çıkabilir. Yukarıda ''Dayısı'' olan da çoktur, bu memlekette. ''Dayı bana ceza yazdılar!'' diyerek, şikayette bulunabilir, cezanın kaldırılmasını talep edebilir.
Bu durumdan Valisi, belediye başkanı, emniyet müdürü, iktidarın il, ilçe yöneticileri, milletvekilleri ciddi anlamda rahatsızlık duyabilir. ''Ceza kestiler'' diye söze başlayıp, sonrasında da ''Üstelik benim hiç bir suçum yok. Aracımı herkesin parkettiği yere park etmeme rağmen bana ceza kestiler'' diye yakınabilir. Bir de, kendisini kurtarabilmek için, başkalarını şikayet etme, emsal gösterme alışkanlığı olanlar mevcuttur. Bunlar diğerlerine göre daha çok sıkıntı verir. ''Benim'' diyerek söze başlarlar, ''Hiç bir suçum yokken, o kadar park halindeki araç içinden benim aracımı bulmuş, cezayı kesmiş'' diye devam eder.
İşin şakası bir tarafa, uygulamayı kim akıl etmişse, yerinde bir uygulama oluğunu söylemek isterim. Okumayan bir toplumda heyacan yaratıp, okunulmasını sağlayacak bir yöntem olduğunu düşünüyorum.
''İşin farkına varan asıl verilmek istenilen mesajları okuma ihtiyacı duymadan, broşürü kaldırıp, atar, yırtar'' diye düşünülebilir. Ancak, o heyecanı, ''Ceza kesildi!'' düşüncesiyle yaşadığı kısa süreli heyecana rağmen eğer, broşürde verilen mesajları birisi okumadan yırtıp, çöpe atıyorsa, o şahsın kulağının dibinde ''Davul, zurna çalsanız'' bile fark etmez. O yine bildiğini okuyacaktır. Sözümüz ''Bildiğini okuyanlara'' değil, yapılan uyarılardan kendisine ders çıkartıp, ''Trafik canavarı'' olmak itemeyenlere, başkalarını bir tarafa bırakalım, kendisinin can ve mal güvenliğini düşünenleredir.