Dertlerin kalkınca şaha,
    Bir sitem yolla Allah'a,
    Görecek günler var daha;
    Aldırma gönül,  aldırma!”
    Yazıya rahmetli Sabahattin Ali'nin “Aldırma Gönül” şiirindeki bir dörtlükle girerken, bizde “Aldırma Emin ağbi, aldırma...! ”  diyeceğiz. Aldırma (!) demek kolay da, olayları yaşayan Emin Çölaşan ağabeyin dünyasında ne şimşekler çakmış, neler yaşamış, 36 kısım yetmez (!)  milyon kısım tekmili birden demek daha yerinde olacaktır.   
Kalem yazmazsa, (!) dil konuşur, dil de susturulsa kitap yazar…     
SAKINCALI GAZETECİ...!
    Evet; "Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi" ve " Her Kuşun Eti Yenmez" den sonra Emin ağbinin şimdiki kitabının adıdır; " Sakıncalı Gazeteci..."
    Emin ağbinin insani yönünü iyi bilenler, gelmişinde, geçmişinde yaşamının hiçbir evresinde, sakınca kelimesinin bir harfinin dahi Çölaşan'ın semtine uğramadığına, bulaşmadığına tanıktırlar. Ama devir öyle bir devir ki, neylersin.
    H. Muharrem efendinin, 
    “ Bezersin kendini zahir libasiyle tavus gibi
    Ki desünler bu zamanda bu adem ehl-i hürmettir
    İki cihanda yoktur faidesi riyakâr olma
    Ne faide sana derler ise ehl-i keramettir.”    
    mısraları döküldü belleğimden…       
    Sakıncalı Gazeteci!,kitaba ad olurken, derinliğini düşünmeye hiç gerek yoktur.
    Sebebi iki kelimededir; YAZDIRMA, KONUŞTURMA…
    Neden diye soracak olursanız;
    Eh be birader,
    Pisliğe bulaşmamışsın,
    Günün adamı olmamışsın,
    Yalakalık, yağcılık yapmamışsın,
    Kalemini satmamışsın,
    Bunlardan büyük günah, suç olur mu...? 
    Gelen ağam, giden paşam dememişsin,
    Patron masalarında gününü gün etmemişsin,
    Dalkavukluğun semtine uğramamışsın, bundan büyük günah, suç olur mu..?
    Elbette "sakıncalı (!) damgasını  yiyeceksin… Boş ver Emin abi, 37 yıllık gazeteci ol, iki büyük gazete de köşe yaz, Türkiye'nin en etkili en çok okunan yazarı ol mükâfat (!) olarak da sakıncalı gazeteci (!)  ol…
    Siz mükâfatınızı sokaktaki vatandaştan alıyorsunuz. Her birkaç adımda, sarılıp hatır soranlar, gıyabınızda “Doğruyu yazan adamdı.” diyenlerin sözleri yaldızlı madalyalardır.
    Halkın arasında yürürken “bak, bak Emin Çölaşan” seslerini hiçbir madalya karşılayamaz.
    Halkın yüreğinde “Dürüst kalem”  olarak yer etmek, hiçbir olumsuzluğa bulaşmamak, hangi madalyayla ölçülür ki...?
    " Sakıncalı Gazeteci " kitabını okuyacaklara tavsiyem odur ki, 
     Öyle yüzler tanıyacak,
     Öyle söylemlere tanık olacaksınız ki, “vay anam vay” diyeceksiniz.
    Ergenekon' dan, telefon dinlemeye, televizyon programlarından, röportajlara, yemek sohbetlerinden, politikaya, gelmişiyle, acı ve tatlı serüvene katılıp yolculuk edeceksiniz. Geçmişin tanığı olacaksınız.
    Sizleri, sakıncasız Emin Çölaşan ağabeyden, " Sakıncalı Gazeteci " kitabına bırakırken, Emin ağabeyin ellerine, yüreğine sizlerin gözlerinize sağlık diyorum.