11. Uluslararası Sürmeli Festivali yoğun bir çalışmanın sonucunda gerçekleşen, ne yazık ki, bir şehit cenazesinin Yozgat’a gelişi ile tüm morallerimizi bozarak festivale gölge düşürdü... Ocağımıza düşen bu hain ateş inşallah son olur diyoruz...
    Festivalde düzenleyeceğimiz “Sürmeli Şiir Şöleni” bu yılda ilimize çok sayıda Gazeteci, Şair, Yazar davet ettik.  Davetli sayısını sınırlı tutmayı düşünsek de, yine eş dost hatrıyla bu sayı 70’lere ulaşıp yoğun bir katılıma dönüştü...
    Elbetteki bu yoğunluktan ve ilgiden bir rahatsızlığımız olamazdı. Ancak onların konaklamasını, organizesini, memnun edilmelerini düşündüğünüzde bu sayının az olması gerektiği kanaatine ulaşıyoruz. Herkesi davet etmek kolay, ama onları ağırlamak ve memnun ayrılmalarını sağlamak çok zor bunun farkındaydık...
    Çağrımızın üzerine bir çok arkadaşımız Sürmeli Festivaline katılmak istediklerini beyan ettiler.
    Biz onların bir kısmına üzelerek yerimizin ve imkanımızın sınırlı olduğunu ifade edip nazik bir dille, başka bir zamanda sizi Yozgat’ta konuk edelim dedik.
    Ayrıca hazırladığımız Kültür projesine olumlu cevap verileceğini umut edip yol paralarını, masraflarını da biz karşılayacağız dedik. Bir de yarışma açtık. “Medeniyetlerin Buluştuğu kent Yozgat!” diye yarışmaya ilgide bizi mutlu ediciydi. Tek sıkıntımız ekonomik şartlarımızdı... Bu sıkıntıları malesef aşamadık, ödeneceğimizde çıkaramadık. (Pek çok ilin bu ödeneği almış olduğunu bildiğimiz halde)
    Bu bizim Yozgatlının kaderi olmalı dedik yılmadan, usanmadan çalışmalarımıza devam ettik.
    70’e yakın şair-yazar bu davetimize cevap verdiler. Onlara bile rica edip, yerimiz yok, imkanlarımız kısıtlı ne olur yanınızda birilerini getirmeyin dedik. Hatıralar çoğaldı ve sayı bir anda 70’e ulaşıverdi. 9 Temmuz 2010 Cuma sabahı erkenden misafirler Yozgat’a gelmeye başladılar. Öğretmen evinde ve kalacağımız yurtta kısa süreli bir tartışmalı sorun yaşasak da, sorunu giderip onları odalarına yerleştirmeyi başardık!...
    Kendinlerin den Allah razı olsun (Ben onlardan memnunum) Yozgatlı Şairlerden Osman Yüksel, Salim Gülbahçe, Nuh Şahin, Yaşar Yiğitsoy konuklara sahip çıkarak onları yalnız bırakmadılar. İlk gün heyecanı ile ordan oraya koşturup tatlı bir telaşla günü merhabe demiştik.
    Toplanma ve tanışma yeri olarak Merkezi bir alan olduğu için İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü salonunu seçtik. Gelen konukları burada toplayıp, Yozgat’ın sıcak çöreği parmak çörekle, sıcacık buğulu çaylarla onları ısıtmaya çalıştık.
    Saatler ilerledikçe konuklar arttı, kucalaşmalar çoğaldı. tatlı bir muhabbet başladı. Ellerinde valizlerle İl Kültür Müdürlüğü Salonunu dolduran şair-yazar ve gazeteci dostlarımız burada yorgunluklarını atmaya çalıştılar. Hoş güzel bir karşılaşma, anlamlı bir buluşmaydı bu. Aralarında tanışmadığımız çok arkadaşımız vardı. Onları şiir sitelerinden, eserlerinden ve karşılıklı attığımız mesajlardan tanışıyorduk.
    Kültür elçileri olarak nitelendiriğimiz bu arkadaşlarımızın her biri kendi ilini temsil ediyor, geldikleri yerden selam ulaştırıyorlardı.
    Aldığım notlara göre:
    Ankara, İstanbul, Mersin, Adana, Nevşehir, Tokat, Isparta, Kayseri, Kırşehir, Muğla, Tekirdağ, Kırıkkale,, Bursa, Denizli, Kastamonu, Kütahya, Sivas, Çorum, Malatya gibi değişik illerden gelip aramızda bulunanlar vardı.
    İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Salonunda kaynaşma, kucaklaşma ve buluşma yaşanırken bizlerde halen eksik kalan işlerimizi tamamlamaya çalışıyorduk. Bu nedenle arkadaşları Kültür Müdürlüğümüzün daveti ile şehir gezisine çıkarıp biz salonda ki işlerimize devam ettik. Malesef onlarla şehir içi gezilerine katılamadık.
    Gezi planımızda, Askerlik Şubesi, Saat Kulesi, Çapanoğlu Camii, Hayri İnal Konağı, Karslıoğlu Konağı, Başçavuşoğlu Cami ve son olarak da Yozgat Müzesi vardı. Bir gezi rehberi eşliğinde konuklarımız buraları gezmeye çıktılar.
    İlk günün şiir dinletisi İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Salonunda yapılacaktı. Bu nedenle bir kaç arkadaşımızla birlikte kalıp salon düzeni ile ilgilendik. Tatlı bir telaş, hoş bir koşuşturma, nedeni belli olan bir heyecan vardı. Kültür sevdasıyla çırpınıp duruyorduk.
            Devam edecek.