Geçtiğimiz günlerde Osmanpaşa kasabasına arkadaşlarla gitme fırsatı bulduk, Osmanpaşa Camii ve Emirce türbesini ziyaret ettik, sizlerle camii ve türbe hakkında edindiğim bilgileri paylaşmak istedim.
Kasaba merkezinin orta yerinde geniş bir bahçe ortasında mütevazi minaresi ile kırma çatılı cami ve kasabanın manevî sembolü olan Emirci Sultan türbesinin kurşun kubbesi kasabanın her tarafından görülmektedir.
Dışardan bakıldığında birbiriyle mimarî bir uyum sağlamayan her iki yapı da değişik karakterde olup muhtelif tarihlerde köklü bakım ve onanm geçirmişlerdir. Dikdörtgen plânlı ve yüksek çatılı cami l0x14 metre ebadında olup harîm güneyde iki ve doğuda üç dikdörtgen pencere ile aydınlanmaktadır. Yapı düz tavanlı olup son derece sadedir. Harîmin kuzeyinde içerden ahşap direkler üzerinde uzanan ve ahşap merdivenlerle yine içerden çıkılan mahvil vardır. Harîmin kuzey doğu köşesinden iki kanatlı bir kapıyla camiye girilir.
Ayrıca harîmin batı duvarının orta yerinde bitişikteki Emirci Sultan türbesine geçilen kapı vardır. Burası normal kapı olmaktan ziyade bir metre kalınlığındaki yekpare bir taşın içi oyularak açılmış bir geçittir. Binanın doğu kısmında beş ağaç sütuna dayalı ve güneyden kuzeye doğru uzanan bir sundurma kısmı bulunmakta olup doğu pencereler bu sundurmaya bakmaktadır. Giriş kapısının sol üst köşesinde iki pencere arasında iki tane, bir tane de diğer pencere arasında olmak üzere toplam üç tane kitâbe vardır.
Binanın asıl yapısı moloz taş iken daha sonraki onanırımlarla dış yüzey tamamen kesme taşla kaplanmıştır. Kitabeler de cami duvarına böylece rastgele yerleştirilmiştir. Hatta cami duvarının güney batı köşesinde saçak altında bir yere bir mezar taşı da yanlışlıkla ve ters olarak duvar taşı diye konulmuştur. Cami duvarındaki kitabelerden birisi cami kitabesi olup aynen şöyledir.
"Emere bi imareti hazihi'l-mescid el-mübarek el-abduz-Zaîf el-muhtaç ilâ rahmeti rabbih el-latif(?), Hacı Muhammed (...?), evâhir-i Ramazan el mübarek, sene hamsete aşere ve seb'a-mie, amele Hüseyin."
Bu kitabeden anladığımıza göre bu cami Hacı Muhammed (..?) adında bir zâtın emir ve himmetiyle Hüseyin adında bir usta (sanatkâr) tarafından H.715/M. 1315 yılı Ramazan ayı sonunda yapılmıştır.
İkinci kitabe zaviye kitabesi olup H. 993 tarihlidir.
Duvardaki üçüncü kitabe ise cami ve zaviye avlusunda bulunan akarsu çeşmesinin kitabesi olup aynen şöyledir.
"Sahibu'l-hayr-ı hazihi'l-ayn, Hızır bin Dûstâ, fî sene: Hicri 993."
Kitabeden de anlaşılıyor ki H. 993/M.1585 yılında Emirci Sultan Zaviyesi Ahmed b. Dûstâ tarafından yenilendiğinde onun kardeşi olan Hızır Bin Dûstâ tarafından da hem camie hem de zaviye (tekke)ye hizmet etmek amacıyla bir tatlı su getirilerek avluya çeşme akıtılmış ve üzerine de yukardaki kitabe yerleştirilmiştir.
EMİRCİ SULTAN VE TÜRBE (ZAVİYE)Sİ
Zaviye, asıl adı Serafeddin ismail b. Muhammed olan ve I. Alaaddin Keykubad ve II. Gyaseddin Keyhüsrevin sultanlıkları döneminde yasamıs, Yesevi tarikatine mensup bir Türkmen olan Emirce Sultan (ö. 1240) tarafından yaptırılmıstır.
Bu zaviye bugün Osmanpasa Köyü'nde bulunmaktadır. Çesitli kaynaklarda onun Veysel Karani evladından oldugu da belitilmektedir. Osman Pasa adı 1392 yılında zaviyenin mütevelliligini yapan ve Emirce Sultan'ın amca oglu olan Osman Pasa'dan gelmektedir.
Emirce adı emre ve ece kelimelerinin birlesmesinden olusmus olup, kardes ve asık anlamlarına gelmektedir. Ece adı ayıca XIII-XV. Yüzyıllarda dervislerce kullanılan bir lakaptır.397 Osman Pasa ya da Osman Efendi daha küçük yaslarda çesitli kerametler göstemeye baslamıstı. Bir gün Ahmet Yesevinin dergahına Çinli tüccarlar gelip ülkelerinde emsali görülmemis bir ejderha türedigini ve insanları öldürdügünü söyleyerek, kendilerine yardım etmesini istemistir. Seyh de Osman efendiyi kendi istegi ile Çin'e gönderir. Ejderhayı öldürüp geri dönen Osman efendi bir tahta kılıç ile onu nasıl öldürdügünü anlatır. Bu olay üzereine seyhi ona Emir-i Çin ünvanını vermistir.
Evliya Çelebi seyahatnamesinde Osman Pasanın Yesevi tarikatına mensup oldugunu dogrulamakta onun 'Çin diyarında bir tahta Kılıç ile bir ejder-i heftsei katletmegle Emir-i Çin Osman diye halk tarafından namlandırıldıgını' yazmakta ve Esseyh Çin Osman hazretlerinin Hüsynova Kazasının Kürkçükıran Karyesi'nin Osman Pasa tekyesinde medfun oldugunu belirtmektedir.
Emir-i Çin adı zamanla Emirci'ye dönüsmüstür. Ahmet Yesevinin ölümüyle Osman Efendi oradan kalkarak Horasan üzerinde Anbadolu'ya gelir, Sivas Beylerbeyi buna çok sevindigini belirtrerk onun ögrencisi olmak ister ve kendisine de bölgede bir çok dirlik temin eder. Osman Pasa'nın Bozok'ta gelip yerlestigi ve Evliya çelebinin Kürkçükıran dedigi Keçikıran köyünün adı ondan böyle Osman Pasa olarak degisir. Osman Pasa Evliya Çelebi'nin de dedigi gibi kendi adıyla yaptırılan türbeye defnedilmistir. Türbenin yanına bir de zaviye insa edilmistir. Türbenin ne zaman yapıldıgı bilinmemktedir, ancak zaviyenin 1204' te kuruldugu bilinmektedir.