Dil zikretmese de kalpte yaşamak,
Kalp unutsa da ruhuna aks ettirmek.
Ama bir şekilde o lezzeti tatmak gerektiğini düşünüyorum.
Şeyhzade Ahmet Şevki Ergin Efendi’den bahsediyorum…
Aslına bakarsanız isim bir vesile…
Kalpteki inanç, yaşantıdaki muhteşem nizam, düşüncelerdeki tarifsiz kurgu, inancının bel kemiğinde yeşermiş aşk çiçeği…
Allah’a giden yolun kılavuzu,
Peygamberini anlamaya varan zihnin ışık huzmesi,
O var ya O, Yüce Allah’ın bizi bize getirebilsin diye hediye ettiği, bahşettiği bir lütuf,
Görmeyen gözün nuru,
Vesileler silsilesinin tam da başladığı nokta!
Allah dostlarından bir kalem nasıl bahseder ki, ben bahsedeyim!
Şu yalan dünyada varsa bir gerçek o da Allah inancı değil mi?
O inanca ulaştıracak samimi bir kalp arayanlara kılavuz desem tek başına yeter mi Şeyhzade’yi anlatmak için.
Diller lal olur, ifadeler tarifsiz O’nu anlatmak için.
O ki, Allah’ın sevgili kulu…
Bu ne muhteşem ifade,
O ki Peygamber dostu…
Konuşan dili yerle yeksan edecek, kalbi kafesine dar edecek bir AŞK!..
Çehren tanışmak nasip olmadı bana, ismini işittim, fikirlerine dokunmaya çalıştım, gücüm yettiğince de ziyareti hasıl oldu!
Lakin bu gün için bir gerçekten bahsetmek gerekirse o da Şeyhzade Ahmet Şevki Ergin Efendi gibi Allah’ın sevgili kullarına duyulan ihtiyaç.
Kılavuzunu yitirmiş kalpler vesilesini arıyor.
Kılavuzunu yitirmiş kalpler dilini arıyor köprüler kurmak için.
Kılavuzunu yitirmiş kalpler mahzun ve yitik.
Yitikten öte boşlukta!
O boşluğu doldurabilecek bir hakikat var ki o da bizi damladan, topraktan, yoktan var eden bir Allah.
O Allah ki, kullarına tutunacakları dal, budak, karanlık dünyalarını aydınlatacak ışık, nurani bir kılavuz yıldızı gönderiyor.
Şeyhzade Ahmet Şevki Ergin Efendi’yi anlatan bir panel vardı hafta sonu.
Bana göre Yozgat’ta yapılabilecek en önemli organizasyonlardan bir tanesi icra edildi Yimpaş’ta.
O’nu anlama, fikirlerine dokunma, ışığına nail olma adına kim bilir belki de bir vesile, sahipsiz kalplere bir hilkat…
Panelde hissettiklerimi ve herkesin hissetmesi, dokunması, nail olması gereken duyguları yansıtma adına,
Pazartesi günü gazetemizde yayınlanan haberini kaleme alırken tüm samimiyetimi ortaya koymaya çalıştım.
Bu gün de O’nu anlatma haddine girmek değil de duygularına işaret etmek, yaşantısına vesile kılmak adına ismini zikretmek istedim.
Bu gün şuna bir kez daha inandığımı açık yüreklilikle belirtmek istiyorum,
Şeyhzade Ahmet Şevki Ergin Efendi gibi mümtaz şahsiyetlerin ismini bahsetmek dahi ayrıcalıklı kılar insanları.
Benimkisi acizane o ayrıcalığa haiz olmak, hissetmeye çalışmak, biraz da vesile kılmak.
Allah duasına nail olanlardan eyler inşallah…
Bu anlamlı sohbetin sonunda Yunus Emre’nin şu lezzetli şiirini paylaşmak istiyorum:
AŞIK CANI ÖLMEYE
Ol can kaçan ölüser, Sen ana can olasınÖlmüş gönül dirile, andaki Sen olasın
Ölmeği dirlik ola, ölmesiz dirlik bula
Ölmüş gönül dirile, andaki Sen olasın
Sen olduğun gönüller, her dem canın yeniler
Güç olmaz ol divanda, hakimi Sen olasın
Can bedenden uçucak, menziline göçücek
Ol cihana geçicek, göze ayan olasın
Tozunu yel almaya, bir zerre ırılmıya
Aşık canı ölmeye, maşuku Sen olasın
Yunus sen aşık isen, aşka muvafık isen
Korkma ulaşık isen, ne olursan olasın