Gözümü evde açtım, orada bayılmışım, beni doktora götürmüşler sakinleştirici filan yapmışlar, uzun süre baygın halde yatmışım, kendime gelir gelmez ağlamaya başladım, kimse müdahale etmedi, doktor ağlarsa müdahale etmeyin demiş, tekrar kendimden geçene kadar ağlamışım,ondan sonraki günlerde gözyaşım hiç dinmedi. Aradan iki ay filan geçmişti, birgün anneme onlara gitmek istediğimi söyledim, annem önce kabul etmedi ama yalvarmalarıma dayanamayıp bi şartla kabul etti, gideriz ama orada ağlayıp annesini üzmeyeceğine söz verirsen dedi, bende söz verdim ve gittik. bi süre oturduk ama ben kendimi zor tutuyordum ağlamamak için, bak oğlum dedi annesi, biribirinizi ne kadar çok sevdiğinizi hepimiz biliyoruz, ne kadar üzüldüğünüde biliyorum ama senden bir ricam var dedi, kızım son nefesini senin kucağında vermiş, bana son anlarını anlatmanı istiyorum dedi. Şaşırdım, nasıl anlatabilirdimki, anneme baktım boynunu büktü, bende onu üzmeyecek şekilde anlattım, ama bi ara karanlıkta bi yere bakıp tüh yaa dediğini anlamadığımı söyleyince, annesi bana sarılıp öyle bi ağlamaya başladıki, bende zaten zor tutuyordum kendimi, ikimizde uzun süre ağladık.
    Biraz sakinleştikten sonra, artık bu dünyada yaşamam için hiç bir sebebin kalmadığına karar vermeme sebep olan şeyi anlattı.
    Ogün annesi evlerinde benim çok sevdiğim bir yemeği yapmış, anne demiş bu yemeği ayhan çok sever, bizim yiyeceğimiz kadarını ver ben ayhanlara gidip onunla beraber yiyeceğim demiş, anneside yalnız göndermemek için yakınlarında oturan teyzesinin kızıyla bize göndermiş, yolda gelirlerken teyzesinin kızı, sen biraz bekle bende marketten içecek birşeyler alayım demiş, kaldırımda beklerken bi araba vurup kaçmış, bize yakın oldukları için teyzesinin kızı hemen bize haber vermeye gelmiş o akşam, ve o karanlığa bakıpta tüh yaa dediği şeyde, bana getirdiği yemeklerin dökülmüş olmasına üzüldüğü içinmiş. Son anlarını yaşayan birisinin canından daha çok bana getirdiği yemeklerin dökülmüş olmasına üzülecek kadar seven bir kalp varmıdır daha şu lanet dünyada, başkasını sevebilirmiyim artık, aşık olabilirmiyim başkasına, tahammül edebilirmiyim artık saçma sapan şeylerin adını aşk koymalarına, bizim yaşadıklarımız bilemesekte gerçek aşktı, bunu şimdi biliyorum, ama o bilmiyor. Birgün birbirimize bir söz vermiştik, hangimiz önce ölürsek diğerimizi cennetin kapısında bekleyecekti, şimdi bende bilmeden yaşadığımız o tarif edilmez duygunun gerçek aşk olduğunu, o aşkı sonsuza kadar yaşayacağımız cennetin kapısında beni bekleyen meleğime anlatmak için, gelmesi için hergün yalvarıp dua ettiğim beni ona kavuşturacak kişiyi bekliyorum, AZRAİLİ O ÖLDÜKTEN SONRA
    Bu gün hafta sonu, aşkımla buluşacağız, en güzel elbiselerimi giymeliyim, hangi gömleği giysem acaba,yanakları gibi kırmızı olanımı yoksa gözleri gibi kapkara olanımı, yada kazanın olduğu gün kanıyla üzerine çiçekler yaptığı gömleğimi.
    Ne kazası ne kanı yaa nerden çıktı şimdi offf, ben en iyisi son buluşmamızda başını omuzuma koyduğu o kokan gömleği giyeyim, evet evet bu daha iyi, anne ben çıkıyorum, onamı. Tabi ki anne yaa, her hafta sonu kiminle buluşurum ben, iyide neden ağlıyosunki, şimdi gidip annesindende izin almalıyım, günaydın müsade ederseniz kızınızla gezicez biraz, tabi oğlum, ona iyi bak olurmu, bak buda ağlıyor, noluyo bunlara anlamıyorum, koşar adımlarla gidiyorum aşkıma, bu yolda ne kadar uzun, her zamanki gibi bekçi amca karşılıyo beni. Hoşgeldin oğlum, oda seni bekliyodu, biliyorum, günaydın aşkım ben geldim, bak hala yatıyo, hemde bembeyaz gelinliğiyle. Yanaklarına küçük bir öpücük kondurup uyandırıyorum onu, her zamanki gibi toprak kokuyor meleğim.
    Uzatıyor kollarını yattığı yerden, tutuyorum ellerinden, tüy kadar hafif, ne kadarda güzel meleğim benim. Hoşçakal bekçi amca, bak koskoca adamda ağlıyo, iyi eğlenin olurmu diyor kirli sakallarından süzülen yaşları silerek.
    Onun en sevdiği yerleri geziyoruz elele, allahım onunla olunca o kadar mutluyumki, bi ara yine göz göze geliyoruz, bakmamalıydık, yine ağlıycaz, ne kadar ağladığımızı akşam ezanını duyunca anlıyorum, işte bu günde bitti, gitmeliyiz bekçi amca kızar sonra. Hoşgeldiniz iyi eğlendinizmi bari, neler yaptınız bakalım, ağladık akşama kadar, her zamanki gibi ha,evet, hadi meleğim sen şimdi yat, ben haftaya yine gelirim, birgün diyorum, birgün bende bembeyaz damatlıklarımı giyip geleceğim yanına, kapkara gözlerini açarak yalvarırcasına, çabuk gel olurmu diyor.
    Yakında meleğim çok yakında, biliyorum şimdi iyi geceler öpücüğüm olmadan uyuyamaz bi tanem, yanaklarına bi öpücük konduruyorum, yine o toprak kokusu, geldim anne, hoşgeldin oğlum, ÖLDÜR BENİ ANNE BENDE TOPRAK KOKMAK İSTİYORUM