Aslına bakarsanız bu gün elime kalem alacak halim yok.
    Sırf yer dolsun diye yazıyorum.
    Lütfen yanlış anlaşılmasın, saygısızlık değil niyetim bu köşeyi bana layık görenlere.
    Ne zaman bir şehit gelse Yozgat’a.
    Ne zaman ihanet ateşi yürekleri yaksa böyle oluyorum elimde değil.
    Her şehit cenazesi sonrası göz yaşı, acı, ihanet ateşi, terör, bela, şer gibi şeyler yazmak inanın çok yorucu.
    Yorucu olmaktan öte insanın yüreğine sıkıntı veriyor.
    Sanki mengeneye sıkışmış gibi hissediyorum duygularımı, düşüncelerimi…
    Ne yazacağımı, neyi nereden başlayacağımı bilemiyorum.
    Aslına bakarsanız dışarı çıkıp avazım çıktığı kadar bağırmak,
    Ya da polisime, askerime şerefsizce kurşun sıkan alçaklara küfretmek aslında makul olanı.
    Onu da yapamadığıma göre en güzeli susmak değil de ne?
    Nasıl olsa susuyoruz, konuşmuyor, bakıyoruz!
    Dün meydandaki cenaze töreninde şehidin annesine, eşine, kız kardeşlerine, babasına dikkat ettiniz mi?
    Sakinleştiricilerle ayakta duruyorlardı.
    Yüreklerindeki vatan sağolsun metaneti olmasa zaten kabullenilir bir durum değil yaşadıkları.
    İşte şuan damardan narkozu yemiş gibiyim.
    İşte bu gün kusuruma bakmayın lütfen, yazıyorsam inanın şu köşeyi boş bırakmamak için!
    Millet olarak aslında damardan narkoz almış gibi değil miyiz?
    Etkisiz, tepkisiz, ruhsuz, suskun…
    Çoğu zaman boş gözlerle bakıyoruz kıyamet koparken…
    Kıyamet alametlerini görüyor ama yine de ateşe doğru boş bakışlarla yürüyoruz.
    Sessiziz ama düşünmüyoruz da…
    Tepkisiziz ama konuşmaya mecalimiz kalmamış.
    Böyle bir toplumda benimde içinde bulunduğum ruh hali normal değil mi?
    Bu gün belki azda olsa bir tepkim var, o kadar da ruhsuz değilim.
    Ama yarın?
    Ben öldüm gittim diyorum, yarını, çocuğuma bıraktığım dünyayı düşünüyorum.
    Yok yok düşünemiyorum o dünyayı…
    Yarınımız ne olacak?
    İhanet önceleri bacayı sarmıştı. Derken çatıya, oradan eve sıçradı…
    Şimdi ihanet her yerde.
    Üstelik öyle bir kamuflajlı ki tanıyana pes doğrusu!
    Tepkisiz bir toplumun yarına dair ne etkisi olur ki?
    Ya da hangi beklenti yarını getirir?
    Tepki derken bağırıp çağırmak değil kastım, provokatör de değilim. Öyle olsa ancak kendimi provokatö ederim herhalde.
    On kişi değil on bin kişi gelsek bir araya, hiçbir şey demeden, konuşmadan, hatta ayakkabılarımızın sesini birbirimize duyurmadan ihanete karşı tek vücut olarak cadde boyu yürüsek mesela.
    On bin kişi bir arada olmak nasıl bir duygu acaba?
    İhanete karşı on bin kişi!
    Bu gün şehit haberinde cenazeye katılımı 10 bin olarak yazdık!
    Sırf biraz daha kalabalık görünelim diye…
    Ama o kalabalığın büyük bölümü öğrencilerden oluşuyordu. Onlar da bir şekilde organize olup oraya gelmese ne olacaktı?
    Maksat bir olmak, dik durmak değil mi?
    Tadım yok bu gün kusura bakmayın…
    İhanet ocaklara ateş düşürürken suskun, puskun, sessiz, sedasız bir toplumun bireyi olarak ne yazmamı beklerdiniz ki?
    24 şehit vermişiz 24…
    Ama hala birileri çıkıyor televizyona, bunlar sözde aydın ha…
    Sizin aydınlığınıza var ya…
    Çıkıyorlar televizyona teröre karşı yürütülen yanlış politikaların üzerini kamufle etmeye çalışıyorlar.
    Hala dertleri yalakalık, dazgirlik…
    Ateş bu gün 24 ocağa düştü, yarınından korusun Allah…
    Ya öncekiler, ne ocaklar yandı ihanet ateşiyle bu güne kadar.
    Ama evinin kapısını örten unuttu dışarıda başka ocaklarda yanan ateşi.
    Görüyor musunuz o ateş kapı kapı dolaşıyor…
    Gün gelir umulmadık bir anda kapımızı çalarsa ne olacak?
    Kim duyacak sesimizi?
    Kime ne diyebileceksiniz?
    Bizim yüreğimize Allah yazmış “Vatan sağolsun”u dil dese ne olur demese ne?
    Ama ihanet…
    Peki ya tepkisiz, ruhsuz, narkozlu millet tipi…
    O da kader değil ya…
    Kusura kalmayın lütfen, tatsız, tuzsuz, isteksiz bir yazı böyle oluyor.
    Daha fazlası yok bu gün!
YOZGAT RÜZGARI
Şehit cenazesine
alkış da neyin nesi?
Yozgat’ta şehit cenazelerinde son günlerde bir adet hasıl oldu.
    Nereden geldi, nasıl icat edildi bilemiyorum ama benim hoşuma gitmiyor bu tavır.
    Hatırladığım, bildiğim kadarıyla bizim kültürümüzde, inancımızda cenaze alkışlanmaz.
    Cenazeyi alkışlayanların kimler olduğunu yüksek sesle söylememe gerek yok sanırım.
    Son bir  kaç şehit cenazesinde, ne zaman Türk bayrağına sarılı tabut tören alanına girse kalabalığa bir alkış hasıl oluyor anlamadım gitti.
    Allah aşkına kimi alkışlıyorsunuz kardeşim…
    Bu neyin alkışı!
    O şehidin senin, benim, onun alkışına mı ihtiyacı var, duaya mı?
    Tebessümle bak, dik dur şehidinin karşısında boynunu düşürme yeter!
    Gerisini zaten söylüyor diller “VATAN SAĞOLSUN”…