Toplumdaki kutuplaşmanın farkında mısınız? Çatıdaki hükümet-cemaat gerginliğinin işyerlerine, evlere kadar girdiğini görüyor musunuz?
2013 yılı biterken patlak veren soruşturmalar, gözaltı kararları, tutuklamalarla 2014’e hızlı bir başlangıç yapmıştık. 2014 sonunda da yine gözaltları ve tutuklamalar vardı.
Çok detaya girmek istemiyorum. Yazılı ve görsel basından hükümet-cemaat gerginliğini takip etmeyen yoktur sanırım. Nasıl bu noktaya gelindi, öncesinde yaşananları ve bugünkü gelinen durumun herkes farkındadır. (En azından öyle umut ediyorum.)
Zaten yaşanılan kutuplaşma, gerilim ve ayrışım ilk önce burada başlıyor. Hükümete yakın yayın kuruluşları ile cemaat destekli yayın kuruluşları arasında televizyon ekranlarında alevlenen savaş, radyolara ve yazılı basına sıçrıyor.
Sonrasında berber salonlarına, çay evlerine hatta camilere kadar tartışma masaları kuruluyor. Öyle ki siyasetin en çok konuşulduğu yerlerden birisi olan berberin tıraş koltuğunda bile insanlar konuşmaktan çekiniyorlar. Kim cemaatçi veya kim hükümet yanlısı? Kimsenin tarafı alnında yazmadığı için vatandaş da birbirinden çekinir bir hal almış durumda…
Cuma hutbesinde minbere çıkan imam da kendince katılıyor tartışmaya. İmam hükümet yanlısı ise cemaatlere yükleniyor, karşı görüşte ise sistemi eleştiriyor vesaire…
Arkadaş sohbetlerine de girmiş bu ayrışma...
Tabi bunları daha da örnekleyebilirim.
Berberde tıraş olurken cemaate yakın olan müşteri hükümeti yerden yere vururken, hükümet yanlısı olan diğer müşterinin tatsızlık çıkmasın diye salonu terk ettiğine şahit oldum mesela.
Belki yarın yumruk yumruğa kavgaya girecekler, belli mi olur.
Burada suçlu aramaktansa ileride yaşanması muhtemel gerginliklere dikkat çekmek istedim. Hazır elimde imkân var düşüncesiyle fikrimi beyan edip, birilerini suçlayabilirim fakat bugün yaşananlara farklı bir açıdan bakmak istedim.
Daha öncesinde hükümet-cemaat gerginliği konusuyla alakalı fikirlerimi beyan etmiştim. Gündelik hayatımda şahit olduğum birtakım olaylardan etkilenerek böyle bir yazıyı kaleme alma gereği duydum.
Velhasılıkelam, bu kutuplaşmanın, bu ayrışımın bize bir şey kazandıracağını sanmıyorum.