Türkiye'nin tarihi ve turistik alanları bakımından bakir olan iller arasında ilk sırada yeralan Yozgat'ta bulunan antik kent kalıntılarının öyküleri de kendisine özel, aynı zamanda da ilgi çekici.
Sarıkaya Kaplıcaları ile ilgili anlatılan öykü-hikaye ile Kerkenes ile ilgili anlatılanları doğru algılayıp, doğru anlattığımızda turizm açısından önemli bir veriye sahip olacağımızı düşünüyorum.
Her iki antik değerlerle ilgili olarak anlatılanlar, dünya da eşi benzeri olmayan, tek değerler olduğunu da ortaya koymaktadır.
Sarıkaya ilçesinde bulunan Roma Hamamı ile ilgili öyküde, Kayseri'de ikamet etmekte olan bir Roma Kralının dillere destan güzelliğe sahip kızının yüzünden çıkan yaraların tedavisi anlatılır. Kral kızını, bir bölük asker ile birlikte, gözden uzakta durması, psikolojik sorunlar yaşamaması için şimdiki Sarıkaya ilçe merkezinin bulunduğu, yaylalığa gönderir. Kız, burada hergün göl haline gelen sıcak suya girer, bir süre sonra kızın yaraları yok olur, eski güzelliğe kavuşur. Tarih öncesinde yaşandığı ileri sürülen bu öykünün devamında da Roma Kralı, kızının şifa bulduğu sudan diğer insanların da yararlanıp, şifa bulması adına bir hamam yaptırır ve burası tarih öncesinden günümüze kadar insanlara şifa dağıtmaya devam eder.
Şahmuratlı Köyü yakınındaki Kerkenes Dağının ise, tarihte ''Güneş Tutulması'' ile sona eren bir savaşın yaşandığı kaydedilmektedir. Öykü, çok anlamlı. Tarihte kayıp şehir olarak bilinen Pteria antik kentinin kalıntılarının bulunduğu bölgede, Neo-Asur imparatorlugunun çöküşüyle Medler tarafindan kurulan yeni bir şehir olduğu vurgulanmaktadır. M.Ö. 585 yılı 28 Mayıs günü, yıllarca devam eden bir savaşın yaşanılan ''Güneş Tutulması'' olayı ile birlikte sona erdiği kaydedilmektedir. Heredot'a göre 547 yılında Krezüs tarafından yok edildiği ileri sürülen antik şehre ait kalıntılar bölgede yapılan çalışmalar sonucunda bulunmuştur.
Her iki öykü veya hikaye, çok iyi işlenip, buradan hareketle öyküler desteklendiğinde (ki; öyküler zaten tarihte ve günümüzde yaşanılan olaylar, gelişmeler, bulgularla desteklenmektedir), bu bölgelerimize gelecek olan turist sayısı da ciddi anlamda artacaktır.
Burada öyküleri, hikayeleri tek kalemden ele alıp, romanlara, hikayelere dahil edilmesi yönünde çalışmalar yapılmasının yanında, sinema filmi, tiyatro oyunu olarak da değerlendirilmesi mümkündür.
Tarihten günümüze kadar getirilen hikayelerin, öykülerin daha gerçekçi olması adına bilinenin dışına çıkartılmasının bir anlamı yoktur. Hikayeler, öyküler yaşanmış ile hayal gücünün birleşmesi sonucunda ortaya çıkan anlatımlardır. Bu yüzden, hikayenin aslından uzaklaşmak, hikayenin, öykünün sıradanlaşmasına neden olur.
Halkın kabul ettiği efsaneler, yaşanmasa da olur. Önemli olan sonuçtur, sonuç insanları etkiliyorsa sorun yoktur.