“ Göçmen Kuşlardan size söz etmiştim. Kimi 7, kimi 11, kimi 14, kimisi de 18-20 yaşlarında aramızdan ayrılmak zorunda kalan “Yalancı dünyanın”, ebedi yaşama erken giden yolcularını…
Ailelerine gözyaşı ve unutulmaz bir anı bırakan masum-körpe kuzuları...
Çoğu ailenin tek tesellisi: “Yaratan bizden daha çok seviyormuş, yanına aldı onları!..” sözleriydi. Suçsuz, günahsız “Cennet Çocukları!..” Kimi ölmeden önce görmüş makamlarını, kimisi de ölüm esnasında uçup gitmeden önce ulaşmış cennet bahçesine!..
Bu yarayı en iyi onlar bilir, Göçmen kuşların aileleri... Başta anne-baba ve diğer yakınları... Anneler: yüreğine taş basan, evlat acısıyla yanıp tutuşan anneler! Gece yarılarında duyarlar bu acıyı, yüreğine düşen ateş sızısını, seherde kalkıp dua ederler onlara; “İlahi mekanlarını cennet et, cennet bahçesinde Göçmen Kuşlar gibi dolaşsın yavrularımız!...”
Göçmen Kuşları okumaya başlamam bir tesadüf eseri olmuştu.. Kader işte, bir anda elimde “Göçmen Kuşlar” kitabını buldum...
Okumakta zorlandım bu kitabı... Göçmen Kuşların sızısı düştü yüreğimi, bu acılara dayanmanın zor olduğunu biliyordum. “Ateş düştüğü yeri yakar” derler, ateşin düştüğü gönüllerle buluşmak öyle kolay mı zannediyorsunuz?..
Önce Perihan Usta’nın bir seher vaktinde yıldız misali uçup giden Muradına ağladım.
“Kim demiş bitanem/ Zamanla acılar azalır diye/ Ne hasretin azaldı, ne acın/ Susuz çiçek büyür mü hiç/ Su sende çiçek bende kaldı yiğidim!..”
Sonra diğerlerinin acısına yüreğim dayanamadı. Zaman zaman okumayı bıraktım: “Bu kitabı okumaya yüreğim yetmiyor” diye oturup hıçkıra hıçkıra ağladım.
Kendi kendime soruyordum: “Bu kitap mı çok duygusal , ben duygusalım! ” diye... Gördüm ki bu kitabın içinde anaların yüreği var; babaların gözyaşı saklı! Taş yürek taşımıyoruz ya; tabi ki onlarla birlikte ben de ağladım!
***
Göçmen Kuşlarda aynı kaderi paylaşanlar?
Merhaba Murat, deyip başlamıştım kitaba, sonra diğerlerinin hikâyesi geliverdi... Ali Rıza Birol, Burak Çiçek, Burak Doğan, Beyza Karahan, Cemre Saraç, Dilan Karakaya, Emre Kahraman, Emre Barkçın, Fatih Arınç, Feray Tuncer, Serap Hanım, Hamdi Kahraman, İsmail Kocaoğlu, Kerimcan Gül, Meliha Özgül, Melek Bitirim, Nilüfer Gürel, Oktay Türkel, Cenap Yıldırım, Rümeysa Kılıçarslan, Serhan Güvenç, Barış Bayramoğlu, Ufuk Cengiz, Umur Sular...
Rümeysa Kılıçarslan’ın talihsiz hikâyesini okuyunca sol yanıma bir ağrı giriverdi.
Bu bizim Rümeysa idi, Yozgatlı Kılıçarslan ailesinin 19 aylık sevimli bebeği... Oturdukları dairenin dördüncü katından düşerek Cennet bahçelerine uçup giden Rümeysa’nın hikayesi...
“Hani geçen geldiğimde” “Şuram acıyor işte şuram!” demiştim de/ Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne/ Bak şimdi söylüyorum şuram işte/ sol yanım çok acıyor anne/ hem de her gün acıyor anne her gün...”
Yüreğiniz yeterse bu hikâyeleri okuyun; pardon hikâye dedim, hayatın gerçeklerini! Hayatı ve ölümü ben bu kitapla daha iyi anladım biliyor musunuz? Bir şey daha söyleyeyim, ölümün korkulacak bir son olmadığını bu kitapla çok daha iyi öğrendim. Ölümün Yüceldiğini, meleklere doğru uçup giden “Göçmen Kuşları” misali sevdiğimi anladım! Sağ olasın Perihan Hanım, sayenizde ben niçin yaşadığımı, nasıl yaşamam gerektiğini daha iyi anladım. Bir şey daha öğrendim; bu kitabın yazarı (Yüreği sevgiyle dolu Perihan Ustanın) Yozgat asıllı bir aileden olduğunu!... Onunla birlikte hareket eden yardımsever hanımların gayretini de çok iyi anladım!
“Göçmen Kuşlar” Kitabının yaşam mücadelesi veren çocuklara, annelere, babalara, yüreğine ateş düşen erkeklere destek olmak üzere yazıldığını da anladım. Bu kitabın geliriyle Yoksul çocuklara yardım edildiğini de öğrendim. Aslına bakarsanız bu kitapta kendimi buldum, yapmak istediğim ama yapamadığım şeyleri birilerinin severek ve zevk alarak yaptıklarını öğrendim.! Yoo! Şimdi ağlamıyorum, çok hem de çok mutluyum. “Göçmen Kuşlar” Cennet bahçelerinde dolaşırken insan ağlar mı hiç?”
“Göçmen Kuşları gözyaşlarımla tamamladım “
……………………………………………….
A.S.NOTU: 25 Temmuz 2008 de kaleme aldığım bu yazımla Perihan Usta ile dostluk kurmuştum. Ankara’da eşiyle birlikte gelip evine ısrarla beni davet etti…Kandil gecesi öğrendim ki: Perihan Hanım da “ Göçmen Kuşların” arasına karışıvermiş... Rabbim makamını Cennet eylesin…Kabri Nurla dolsun..Rica etsem hatırım için onun ardından bir “ Fatiha “ okur musunuz?...