Son dönemlerde hızla artan, intihara ve aile içi kavgalara neden olan Kredi kartı mağdurlarına değinmek istiyorum.
    Hükümetin bu anlamda bir düzenleme yaptığını da biliyorum. Ancak Mağdurların sayısı her geçen gün artıyor ve problem çözümsüz geliyor. Bazı ailelerde bu sorun kangren hale gelmiş!
    Devlet bankaları Kredi Mağdurlarına bir fren getiriyor, fakat özel bankalar sokak ve caddelere kurdukları seyyar kart büroları ile bedava eşya dağıtır gibi kredi kartı dağıtmaya devam ediyorlar.
    İlk Kredi kartı aldığımda Yerköy’de idim. Benden iki kefil istemişlerdi ve bu kefilleri de rica minnet bulabilmiştim. Kefil istiyorsunuz diye de banka yetkililerine de çok kızmıştım. Şimdi fikrim değişti, keşke iki yerine üç kefil isteseler de kredi kartı dağıtımını daha da zorlaştırsalar diye düşünüyorum.
    Sadece bir olayı anlatayım. Çalışan arkadaşımız sekizyüz elli-dokuz yüz civarında bir aylık alıyor. Durumunun Kangren hale geldiğini öğrenip ona yardımcı olmak üzere harekete geçiyoruz.
    Aksi takdirde aile perişan olacak, kendisi bunalıma girecek, belki de aile dağılma tehlikesi yaşayacak. Aslına bakarsanı belkisi fazla müdahale etmezseniz bu aile bunalıma düşecek.
    Aileyi ekonomik anlamda felç eden olayı araştırıyorsunuz, karşınıza kredi kartları çıkıyor. Yani aile kredi kartı mağduru! İşin ilginç yönü burası değil. Bu adam iki bankadan yüklü tüketici kredisi çekmiş, kredi kartlarını ödemiş. Ancak üç-beş ay geçmeden kartların hesapları yine kabarmaya başlamış. Çünkü maaş kredi ödemelerine gidiyor, arkadaşımız yeniden kartlara yükleniyor   
    Bana en ilginç geleni?
    Sizce bu adama kaç kredi kartı verilmeli? Bir yada iki, değilmi?
    Ama bu zatın cebinde tam sekiz kredi kartı var! Daha ilginç olanı? Maaşı sekizyüz-dokuzyüz YTL. Kredi kartları limiti, (Sekiz bankanın toplam kredi kullanma limiti) sekiz bin YTL. (Yani eski parayla sekiz milyar TL.)
    Sonuç bunalıma giren bir insan, hesabını kitabını iyi yapamayan bir aile reisi ve kredi kartları ile felç olmuş bir aile! Çocuklar okula gidiyor, anne ekmek parası bile bulamıyor, büyük bir hevesle Üniversiteye hazırlanan delikanlı sorunlarla mücadele etmek zorunda kalıyor.
    Kredi kartı mağdurları el kaldırın desem, çok iyi biliyorum ki, binlerce (Türkiye genelinde milyorlarca) el kalkar. Sıkıntı kesin, mağduriyet kesin, sorunlar çıkmaz da, aileler perişan, yuvalar kavga gürültü ortamında!
    Esnafın hali çok mu iyi, oda tartışılır! Fakat bir gerçeği, bir ızdırabı dile getirmek istiyoruz.
    Bir; devletin bankası, yada özel bankalar bu derece sorumsuzca kredi kartı dağıtımını neye göre yapıyorlar? Buna niye bir sınırlama getirilmiyor? Hepsini merkez bankasına bağlayın, Ziraat Bankaları tuşa basıp kontrol etsin ve cevap versin; “Arkadaş senin cebinde iki tane kredi kartı var, üçüncüsünü alamazsın!” desin.
    İki; Çalışanın maaşı sekizyüz YTL. Kredi kartı toplamı sekiz bin YTL.
    Nasıl olacak bu? Kredi kartını ödese geçimini sağlayamayacak, geçimini sağlasa kredi kartı mağduru durumuna düşecek! Çözüm, yine merkez bankasıyla: Vatandaşlık numarasını gireceksiniz, bakacaksınız ki limiti dolu. “Dur arkadaş, sen yeni bir limitle, yeni bir kart alamazsın” denilecek.
    Üç; bunlar yapılmış, çalışan, memur, amir, esnaf her kimse kredi kartlarıyla perişan hale gelmiş!
    Yine çözümü ifade edelim, her şeyi durdurursunuz, maaşına bir ödeme planı yaparsınız aileyi de perişan etmezsinzi!
    Bu adam ha bire kredi çekiyor, kredi kartlarını kullanıyor, Ahmet’in külahını Mehmet’e, Mehmet’in külahını Ahmet’e giydirip başına çorap ördükçe örmeye devam ediyor. Halk tabiri ile çamura battıkça batıyor.
    Siyasi iktidarın bu manada bir çözüm düşündüğünü, yasal düzenlemeler yaptığını biliyoruz.
    Ancak anlaşıldığı üzere yasal boşluklar var... Kendi hatasını ailesine, çocuklara çektiren hesabı-kitabı alt üst eden bu tür zatların önüne yasal-bağlayıcı engellerle set koymak gerekiyor. “Adam sende gözünün önüne baksın” demek çözüm olmuyor!
    Yuvalar dağılıyor..