Kırsalı kalkındırmak için her şeyden önce toprağa iyi anlamak, tanımak, gereksinimlerini iyi tahlil etmek gerektiğini düşünüyorum.
Bunun için çok da uzağa gitmeye gerek yok aslında.
Anadolu’nun kalkınması kırsalı kalkınmaktan geçer aslında.
Bunu siyasetçiler de bürokratlar da hep söyler ama payın en sonun bölümünü kırsala ayırır.
Kırsal Kalkınma hamlesi öyle bir şey ki bazen toprağa tohumu gelişi güzel atsanız da toprak cömert davranır.
Size umduğunuzdan daha fazlasını verir.
Ama bazen de ekersiniz ama biçemezsiniz.
Bu hayvancılık içinde böyledir.
Devlet en iyi cins hayvanları verir, olmadı ahırını da yapar ama tutmaz.
Ama toprağı tanıdığınız, topraktan yükselen sese kulak verdiğiniz vakit doğru adımlara atarsınız.
Bu gün Yozgat’ın kalkınmasının temelinde de Kırsal Kalkınma’da yatar.
Maalesef Yozgat’ın son yıllarda verdiği göçün büyük bölümü köylerden.
Yanlış tarım politikaları ve ilgisizlik yüzünden kırsalda yaşayan insanlar hazır teşvikleri almaktan öteye gidemediler.
Bu da canım Anadolu toprağını küstürdü, hoyrat bıraktı en verimli zamanlarında.
Ve bu gün Anadolu’da kırsal kalkınma adına ortaya ciddi çalışmalar çıkmıyor.
Bu gün kırsalda üreten pazarda yer bulamıyor, pazarda yer bulması gereken ürünler de Anadolu toprağında üretilmiyor.
Yozgat’ta bu manada olumlu gelişmeler olsa da bu genele yayılmadığı için fazla albenisi olmuyor.
Bireysel kalıyor atılan adımlar.
Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Uçar’ın son dönemde bu yönde ortaya koyduğu çalışmalar dikkatimi çekti.
Kırsal Kalkınma konusunda görevi, yetkisi bulunan makamları bir bir ziyaret edip istişare ortamı oluşturan Rektör Uçar’ın vakit geçirmeden bu doğrultuda adım atması da oldukça önemli.
Sayın Uçar, son ziyaretini Ticaret ve Sanayi Odası, Ziraat Odası ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerine yapmış.
Daha öncede ORAN, Kırsal Kalkınma Ajansı gibi kurumları ziyaret eden Uçar’ın bu işe sıcak bakması bana göre Yozgat’ın gelişimine ön ayak olacak, ışık tutacak formülü de çözdüğünün bir göstergesi.
Uçar yaptığı son ziyaretlerde önemli açıklamalarda da bulundu.
Mesela;
-Ziraat Fakültesi’ni kentin de geleceğine hitap etmesi ve daha fonksiyonel birim yapmak için ‘Tarım Bilimleri Fakültesi’ olarak değiştirmeye karar vermişler,
-Biyosistem Mühendisliği bölümünü üniversiteye kazandırarak kırsal gelişimde mühendislik bilimleri ile zirai bilimlerini birleştirdiklerini,
-Türkiye’de bir ilk olacak üniversiteye bağlı ‘Hayvansal Üretim Programı’ olan 4 yıllık yüksek okul kurulması yönündeki çalışmalarına başladıklarını,
-İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin pazarlama ve buna benzer konularda ortak çalışmalarda bulunacak olması,
Üniversitenin Kırsal Kalkınma Hamlelerinden sadece bazıları.
Rektör Uçar, bir eğitim kurumu olmalarına rağmen yörede evrensel düşünüp yerel çözümler üretmek adına bütün eğitim birimlerinin kendi alanında çalışmalar yaptığını açıkladı.
Belki Kırsal Kalkınma’dan bahsetme adına basite kaçacak ama, biz Yozgatlılar olarak ne bereketli Kümbet Ovası’nın soğanını tam manasıyla yetiştirip satabiliyoruz,
Ne de taş ekseniz verim çıkacak topraklara sahip Sekili’nin kavununu, karpuzunu satabiliyoruz.
Çiftçi ürettiğini ya hayvanlarına yediriyor, ya da tarlada çürümeye bırakıyor.
Bu iki basit örnek bile bizim Kırsal Kalkınma noktasında üreticiye yol gösteremediğimizin göstergesi…
Onun dışında hatırlayalım lütfen, devletin verdiği hayvanları sattık, ya da bakamadık, öldürdük.
Besici besleyemedi, üretici üretemedi…
Yıllardır bu topraklar üzerinde verimli kırsal kalkınma projeleri üretilmediği için toprağımız gibi insanımız da ışığını kaybetti, hantal yapının içine dahil oldu.
Üniversitenin bu noktada Kırsal Kalkınma ile doğrudan ilgili kuruluşlarla istişare halinde olması,
Bununla da yetinmeyip adımlar atması, hamleler yapması hakikaten önemli ve dikkate değer.
Sayın Uçar’ın Kırsal Kalkınma noktasında ortaya koyduğu gayretin sonuçsuz kalmaması adına ilgili kurumların da gerekli adımı atması gerekiyor.
Umarım yıllardır süre gelen kırsal sahipsizlik toprağın boynu büküklüğü, üreticinin içine düştüğü hantal düzene üniversite adımları bir gayret getirir…