Yaklaşık 11 yıldır gazetecilik mesleğini icra etmeye çalışıyorum. En alt tabakasından yani muhabirlikten başlayıp yazıişleri müdürüğüne kadar uzanan çetrefilli, uzun ve zor bir yolculuktu benim için...
    Ama her zaman çok severek yaptım mesleğimi belki de bir çok çilesine bu sevdam yüzünden katlandım. Yılmadan pes etmeden 11 yılda neler neler yaşadım...
    Siyasi baskıdan, ‘seni sürdürürüm’ tehditlerinden, yalan haber yaptırmaya çalışanlardan, kendini kurtarmak için iftira atmaya çalışanlardan tutunda  bu resimde çirkin çıkmışım, ben bunları söylemedim, sen gazetecisin ama bunu yazma söylemlerine kadar binlerce olay....
Bir çoğu hafızama yer etse de bir çoğunu unuttum bile. Böyle çok benzer anlar yaşandığında aklıma gelen silik hatıralar olarak kaldı...
    En renkli ve en yorucu anlar seçim zamanlarıdır pek bi güzel olur ozaman bayram yeri gibi lacivert takım elbiseyi çeken dalar gazetenin kapısından. Böyle acemi, ürkek bakışları olur onların hemen anlarsın acemi siyasetçi... Her birinin uçta haylleri vardır, onlar mevcutlar gibi olmayacağına söz verir ama seçildiği anda kınadığı her davranışı yapar hale gelirler bilirsin, ama susarsın neden çark nasıl dönüyor bilmezsin o an. Kim kimi neye göre seçiyor, bir türlü anlamazsın. Her seçimde değişir kriter bu yüzden sonucu beklemen, içindekileri kaleme almaman dile getirmemen en iyisidir tarafsızlığın açısından...
    Yani en azından kapasiten yok, sen hiç bulaşma boşa para harcarsın diyemezsin acemi siyasetçiye...
    Ama dediğim gibi en renkli ve en zevkli kısmıdır, bu mesleğimizin...
    Birde acemi bürokrat vardır. Ya da yeni geldiğini göstermeye çalışan bürokrat... O en kötüsüdür, ilgi çekmek için binbir eziyet çektirir sana, personele, vatandaşa... Ona da bir şey diyemezsin, çünkü bilirsin bir süre sonra o da mevcutların takımına katılacak ve ‘aman burası Yozgat, yan gel yat ‘ felsefesini benimseyecek.
    Nerde akşam orda sabah başlayacak açılıştı, törendi,siyasi peşinde koşmaktı görev süresini doldurup gidecek. Nedendir bilmem, bir çok daire müdürü ailesini getirmez bile Yozgat’a . Cuma öğlen sonundan arazi olur haftasonu durmaz Yozgat’ta...
    Alıştık biz bunlara, ya da ben alıştım diyeyim. Arkadaşlar şu dairede şöyle bir olayla karşılaştık dediğinde, ‘hayırlı uğurlu olsun, göreve yeni mi başladınız’ diye hemen arıyorum. Her türlü saçmalığa alıştı bünyem reaksiyon gösteremiyorum...
    Amaaa ne yalan söyleyim, siyasilerin, yöneticilerin acemiliklerine ya da ego tatminlerine alıştımda şu görevini bir türlü benimsemeyen devlet memuru anlamsızlıklarına alışamadım.
    Her dairede eskilerden bir kişi tüm işi sırtlanmış, gidiyor. Kimse abi, abla sen ne yapıyon, sen emekli olunca ya da izne gidince ben yapacağım bu işi banada öğret bile demiyor. Sabah işine akşam evine gidip geliyor.
    Hal böyle oluncada alttan gelen torpilliler çoğaldığında bizim emektarlara kapı göründüğünde başlıyor o kurumda bir kargaşa, yaptığı ya da sorumluluğunu aldığı işten bir haber personel, vatandaşa başlıyor eziyete...
    Torpille geldin tamam...
    İşinle alakan yok tamam...
    Arazi olmak işine geliyor tamam...
    Salla başına al maaşını nakaratı sana güzel öğretilmiş tamam da...
    Bizim suçumuz ne kardeşim... Sen bedavadan maaş alacaksın da, ben eziyetini mi çekeceğim...