Kader göçmeye görsün, bir anda ters düz oluyor hayatlar.
    Akşamın 9’unda yemek sonrası demli bir çayın gölgesinde çekirdek çıtlamasında ailecek televizyon karşısındaydılar.
    Kim bilir belki de ilk çocuğuna hamileydi genç kadın. Ha bu gün ha yarın gün sayıyordu.
    Babasından işiteceği azarın korkusuyla girmişti internet kafeye henüz 12-13 yaşlarında genç adam…
    Çeyizini hazırlayan genç kızın hayalleri ile doluydu oda…Bir yanda göz nuru dökerek hazırladığı oda takımları, bir tarafta yüreğine sığmayan sevdası, bu yaz yapacakları düğünle helali olacağı müstakbel eşi…
    Hangi umudu dile getirmeli, hangi yaşantıya örnek vermeli şimdi…
    İşten yeni gelmiş babanın sımsıcak sardığı yuvası mı?
    Aynı tabağa kaşık sallayan, yemek sonrası çıkacakları gezintiden başka bir şey düşünmeyen bir aileye mi?
    Her şey tam da yolunda giderken, saat misali tıkır tıkır işlerken yaşam…
    Duruveriyor her şey…
    O an pil bitiyor!
    Kader göçüveriyor deprem olup farklı farklı yaşamların üzerine…
    Kimi eşini, kimi yavrusunu bırakıyor göçük altında.
    Ama hepsinde o yer acıyor o yer; can…
    Beyaz gelinliğin üzerine düşen beton yığınları karartıyor genç kızın hayallerini…
    Dinine, imanına, milliyetine bakmıyor…
    Secde etmiş Müslüman’a da, boynundaki hacı kutsal bilmiş Hıristiyan’a da çöküveriyor kader…
    Kaderin çöküntüleri arasında değişiyor her şey bir anda.
    Çok değil 25 saniye…
    Toru topu 25 saniye de toz duman oluyor her şey. Göz açıp kapayıncaya kadar değişiveriyor hayatın ekranı…
    Renkler soluyor, derken elektrikler kesiliyor ve bitecekse o an ömür…
    Bu gün adresi Van, yarın kim bilir neresi?
    Kimimiz kızdık, terörün yoğun olarak yaşandığı bölge olması duygularımızın dizginini kırıp attı…
    Oh olsun dedik, düşünemeden henüz 15 günken göçük altında kalan yavrucağı…
    Daha dün yiğit Murat’ı, Murat Bek’i, elinde kınası solmamış nişanlısını geride bırakıp gitmiş Şehidimizi aklımıza geldikçe bir kere bir kere bir kere daha oh olsun dedik.
    Adınıda koyduk: İlahi adalet…
    Hani o düşünmeden söylediğimiz, adına ilahi adalet dediğimiz güç var ya, ne gariptir hem intikam (!) alıyor, hem de kurtarıyor…
    Felaket kapıyı çalmaya görsün…
    Günahı olanı da olmayanı da vuruyor!
    İlahi adaletin intikam aldığını düşünmeden önce şu ibret verici olaya bakın lütfen:
    “Diyarbakır'da üniversite okuyan İstanbullu Deniz Gökçenlik namaz kıldıktan sonra bir rüya gördü. Bir evi, bir göçüğü gördü. Ve göçüğün altında kalan insanları... Çok etkilendi, o rüyaya inandı ve kararını verdi, daha önce hiç gitmediği Van bölgesinde alacaktı. Bir otobüse atladı ve soluğu Erciş'te aldı. Sivil savunma ekiplerine katıldı. Sokak sokak aramaya başladı rüyasında gördüğü evi. Bulduğunda ise kötü bir haber aldı “Biz buraya girdik, kimse yoktu” dedi ekipler. Yılmadı, "Allah aşkına girin. Ses duydum" diye üsteledi ve yeniden arama yapıldı.
    O aramanın ardından ekipler de ses duydu. Hemen çalışmalar başladı ve enkazın altından 35 saat sonra bir mucize çıktı. Hamile bir kadın ve 2 çocuğu!
    Diyarbakır Üniversitesi Kuaförlük bölümünü okuyan İstanbullu Deniz Gökçenlik, namaz kıldığı sırada gördüğü rüyada, Erciş ilçesinde bir binanın enkazını yaşayan insanların olduğunu fark etmesiyle yola koyularak hayatında hiç görmediği Erciş'e geldi. Gökçenlik, rüyasında gördüğü binayı bulduktan sonra binada çalışma yapılan iş makineleri durdurarak, binanın içerisinde hamile olan anne Derya, kızı elif ve oğlu Özer Coşkun'un canlı kurtulmasını sağladı.”
    İnananla inanmayan arasında her zaman fark var elbette…
    Vatanını sevenle sevmeyen ihanet edenle de…
    Günahlı ile günahsız arasında da…
    Ama tüm bunlarında öylesine ince bir çizgi var ki, kiminin inancı, kiminin vatan sevgisi…
    İnsanın insanı bu değerler üzerinden yargılaması, hesaba çekmesi hem zor hem de imkansız.
    İnanç kimine göre…
    Bir anlık riya bitirmiyor mu inanmışlığın ahengini…
    Ya da günah dolu yaşamın son deminde edilen bir küçük tövbe, saf niyetle yapılmış yardım…
    Bu gün onların, Van’da yaşayan insanların üzerine çöken göçük aslında her birimiz için birer ibret.
    Her birimizin (Onlar da dahil) kendisini sorguya çekmesi gerekiyor böyle durumlarda.
    Onlar derken ayrıştırdığımı zannetmeyin…
    Vatan sana canım feda diyenlerin, sevmeyene terk et diyebilecek kadar cesareti olanlardanım..
    Ama gelin görün ki Van’da yaşananlar öyle düşünmeden ‘Oh iyi olmuş’ diyeceğimiz şeyler değil.
    Kader bu, göçmeye görsün, can acıdığı yerde kıyamet kopuyor kim olduğuna bakmadan…