Duyarsız ve unutkan bir toplum olduk. Kendi başımıza kötü bir olay gelene kadar, etrafımızda gelişen kötülüklere hep seyirci kalmayı da alışkınlık haline getirdik.
Hergün birbirinden ilginç gayri ahlaki haberleri okdukça daha da irkiliyor insan.
Kimine göre ahlaki kimine göre ekonomik çöküntülerin getirileri bu sapkınlık cinnetinin nedeni mutlaka araştırılmalı.
Artık cinayet, tecavüz, hırsızlık, gasp haberleri yetmiyor, ensest, çarpık, anlamsız bir sürü olayla iç içe yaşıyoruz...
Oysa zamanında bir çok olaya müdahele etseydik, toplum olarak tepki gösterseydik belki bugün bu kadar dejenere olmayacaktık.
Kötü olayları bizlerde yaşayana kadar, etrafımızda yaşananları çoğu zaman trajik, çoğu zamanda trajikomik olaylar olarak yaşayıp hatırladık. Üçüncü sayfa manşetlerinde ki kan, darp, töre, hırsızlık gibi kötü haberleri de hiç okumayacaktık. Hırsızlar, esrar,eroin tüccarları, fuhuş ve fuhuşa teşvik aldı başını gitti.
Eroin ve uyuşturucu madde kullanımı yaşı 12’lere düştü, fuhuş ilkokula kadar indi, hatta ve hatta hırsızlık şirketleşmeye bile başladı.
Bu sayede gençler, her türlü zarardan nasibini almayı da ihmal etmedi.
Yani olan günümüz gençlerine, hatta bizlerden bir önceki nesillere oldu. Eskiler anlatırya hep, ‘biz böylemiydik?’ Bilemiyoruz çünkü bizden önceki nesil, bizim nesil ve bizden bir sonraki nesilin bir çoğu böyle...
Yani balık baştan kokar misali, yılların birikintisi günümüzde bir volkan oldu ve patlamaya başladı. Herşey için çok geç sayılmaz ama, şimdiye kadar işlenen her suç cezasız kaldığı için bundan sonra işlenecek suçlarda caydırıcılığını kayıp etti yani birşeyler yapılır mı bilemem?
Hırsız, yakalanamazsa yada yakalanıp bir hafta sonra serbest bırakılırsa,katil aftan yararlanıp tekrar sokağa salınırsa, esrar, eroin ve her türlü uyuşturucu madde içen, satan yada aracı olan bir kaç ayda özgürlüğüne kavuşursa, trafik canavarı olanlar suçsuz sayılırsa hiç kimse suç işlemekten korkmaz ve hiç bir kanunda gereğini yapamaz.İnsanoğlunun tabiatında vardır bu, akıllanmak için mutlaka ceza çekmek zorundadır, tekdir ile uslanmak adabına aykırıdır.
Şimdiye kadar yaşanan olayların cezaları caydırıcılığı getirmedi, yani uygulanan cezalar o kadar küçüktü ki suçlar işlenmeye devam etti. Hatta bir çoğunada örnek teşkil etti.
Emsaller yaşandıkca da hiç bir suç tam anlamıyla cezalandırılamadı.
Bu da insanların hayatını kolay yoldan kazanma çabasına teşvik oldu diye düşünüyorum.
Her insanın hayalidir oturduğu yerden trilyonlar kazanmak, birilerinin sırtından zengin olmak...
Tabi bu durum bir çoğmuzda hayal olarak da kalır ama Türkiye’nin yüzde 60-70’inin bu şekilde hayatını kazandığı da resmi kaynakların açıklamalarında mevcut.
Banka hortumcuları, din istismarcıları, iyi niyet düşmanları hatta insanlık canavarlarının sayısı masumlardan daha çok yani küçümsenmeyecek kadar çok ortada.
Gaztelerde ilan vererek olmayan kurumlara iş imkanı sağlayacağını söyleyerek milyarlar götürenler, bankalarda yanlış yönlendirmeler ile trilyonlarla yurt dışına kaçıp keyfisefa sürenler, komşusunun malına, namusuna saldıranlar çoğaldıkça çoğalıyor, her gün yenileri de bu zincire halka olmaya devam ediyor.
Canımız yanana kadar,tepkisiz kaldığımız kötü olaylar birgün aynı vahşiliği ile bizlerin karşısına çıkacaktır.
Bir an önce dur demek cesaretini göstermemiz gerekmektedir.
Ayrıca bananecilik anlayışıyla bir yerlere varılmayacağını çoktan anlamış olmamız gerekirdi. Çünkü etrafımızda hızla birşeyler yok oluyor, önce içimizdeki sevgi gitti, sonra çevremize güven duygusunu yok ettik, şimdilerde ise özgüven zedelenmeleri yaşamaya başladık. Yani insanlığımızı kayıp ediyoruz.
Birkaç sene sonra dönülemeyecek bugünlerimizi kendi ellerimizle yok ediyoruz.
Hep birlikte içimizdeki kötüleri tek tek ayıklayalım ve en azından kurtulma ümidi kalmış iki kuşak sonrasını kurtaralım. En azından güzel toplum, güzel ahlak anlayışı ile güzel günler yaşama hakkımızı elimize alalım...