Vallahi şimdi çok acıyor ve eski vicdansızlıklarımızdan utanıyorum. Bizim köyde bir deyim var. “Cırtılın it övdüğü gibi” derler. Herkes itini överdi ama Cırtıl Emmi bir acayip efsaneleştirerek överdi itini. Kangal cinsi bir davar iti ile, guvez renkli bir zâğarı vardı. Milletin tüm itlerini buğardı. 
Gudüğ düğ düğ düü diye çağrılırdı tüm itler. Bir yöne kişkilendiğinde saldıran itin arkasından ha.. ha.. ha.. haa. Haaa gurbanım ha deyince it ritmik hızda daha bir seri saldırıya geçerdi. 
Bizim, Kondül diye kuyruk kısmı kıllı, küçük, sevimli bir itimiz vardı. İbişin Memmed’in Çaparı boğdurduydum ona. Ama köyün diğer tüm itleri onu rahat boğardı. Kendi itimiz olduğundan kıyamaz, pek ortalığa çıkarmazdım. Ama İbişin Memmed’in iti boğdu, ağzında 200 metre sürükledi birde öze kahdı diye cafcaflandırarak anlatırdım. Sinirlenenler “Getir boğuşturak” diye tehdit edince de yan çizerdim. 
Gır Apış’ın alabula bir iti vardı. Kazim’in tazıyı bi boğdu da hâlâ içimde garez taşırım kafire. Hayvanı uyuşturdu oraya da elinden alamadık yav.. Hele İpekgilin İsmayil’in çil çapar bi iti vardı. Eci’nin iti Şavgı’nın örende bi gıstırdı, al gan içinde bıraktı hayvanı vallahi.. 
Cırtıl’ın  Civan’ın itinin tortunu Çalatlı’dan getirmişler herhalde. “Tortu çıhartda boğuşturak” derlerdi, o da “Lehim yaptırıp, gaynattırdım o çıhmaz” derdi. Torttan dolayı 7-8 dene itin dişi gırıldı. Yal gararlarmış onlar itlerine. Belleri yastı, tüyleri düzgün, ağızları böyük olurdu hep. 
Gocelinin Hamid’in it, Tilki Zabit’in gapının önünde Collu’nun eşşa yıhmış, pöçüğünü alıp indirmiş. Cenavar gibi it derlerdi. Hamit dayı Almanya’dan bi it daha getittirecağam derdi. Ürkünç gözlerle ona bakardık. Zaten iti köyün itlerinin çoğunu boğuyordu. 
Kose Veyis’in Cemiş, Hosur Sülüman’ın iti bi daşda gebertti. Bek imansız biriydi Bi daş atardı, daş elinden çıkınca dınnnnnn diye ses çıkarırdı. Köprünün ordan elmayı attı, setenin ordan Velinin Muammer’i yıhdı.. Bi şekil oğlandı. 
Çok it boğuşturması seyrettim. Korkardım ya, boğuşma sesi duyunca da hemen orda olurdum. Bizim Kondül’ü buğarlar diye çatal kapıdan dışarı çıkarmazdım. Bir gün bostanlık bozmaya gittiğimizde iti guverdik, o da kızana getmiş, Üsüyün Kâyâ yerinde Halidin Şıhbekir’in itler boğmuş öldürmüşler. 
Çevreci, eğitimli, tabiatı ve canlıları seven cennet Alcı’da her şey çok güzel olacak değil ya, arada böyle vicdansızlıklarımız da olurdu.