Belki hiç duymadınız.
Belki varlığından bile haberiniz yok.
Belki gündeminizde sadece koalisyon, ekonomi, iş, ramazan, bayram var.
Biraz keyfinizi bozacağım, tadınızı kaçıracağım kusura bakmayın.
Dünyanın öbür ucundan bahsedeceğim.
Doğu Türkistan’dan.
Hepimizin oradan geldiği, büyük yolculuğa başladığı, tüm Türk Devletlerinin doğduğu topraklarda, dünyada eşine az rastlanır bir vahşet yaşanıyor.
21. Yüzyılda, sözde dünyaya açılmış bir devletin hakimiyetinde, insan hakları örgütlerinin sözde çok etkin olduğu çağımızda, Birleşmiş Milletler, Af Örgütü gibi uluslararası kuruluşların bilgisi dahilinde , tüm dünyanın gözü önünde, vahşetlerin en acımasızı, en insanlık dışı olanları yaşanıyor.
Doğu Türkistan Cumhuriyeti 1949 yılından beri Çin Devletinin işgali altında.
24 milyon Türk ve Müslüman halk esaret altında.
En basit suçlamalarla, tek celsede biten davalarla Türkler hakkında idam cezaları veriliyor. İdam cezaları stadyumlarda halkın gözü önünde gözdağı verilerek infaz ediliyor.
Yüzbinlerce Müslüman-Türk cezaevlerinde. Cezaevleri yetmeyince toplama kamplarına götürülüyorlar. Hatta oralar da yetmeyince soğuk hava depolarına atılıyorlar. Açlık, soğuk ve idamdan kurtulanlar buralarda yaşam savaşı veriyorlar. İnsanlık dışı işkencelere maruz kalıyorlar. Kürek cezaları alıyorlar, yerlerde yatıyorlar.
İdam edilen Müslüman Türker’in böbrekleri, gözleri, kalpleri, tüm organları yerlerinden çıkarılıyor. Bedenleri yakılıyor. Çıkarılan organlar parayla satılıyor. Her yıl 2.000-3.000 insan idam ediliyor.
Türklere soykırım uygulanıyor. 1952 yılında tam 250.000 Türk soykırıma uğradı.
Çocuk yapmak bile yasaklanmış durumda. Türk kadınlarına zorunlu kürtaj uygulanıyor. Türk ailelere bir çocuk yapma izni veriliyor. Türkistan topraklarında Çinliler artıyor, Türkler azaltılıyor.
Camide, cemaat halinde ibadet etmek yasak.
Memurların ve işçilerin oruç tutmaları yasak.
Uzun dua okumak yasak.
Yaşama hakkı,
Vücut bütünlüğü hakkı,
Düşünce hürriyeti,
İnanç hürriyeti,
Aklınıza ne geliyorsa, hiçbiri ama hiçbiri yok.
Tüm tarihi boyunca hoşgörünün, insanlığın, iyiliğin timsali olmuş bir millete eziyet ediliyor.
Dünya susuyor, bizim sesimiz ise cılız çıkıyor.
Ve vicdanlardan şu soru yükseliyor:
Herkese olan insan hakları Türk’e yok mu?