Hangi hükümet geldiyse bir türlü hastane kuyruklarını ortadan kaldıramadı. Vardiyalı sistem, randevulu sistem, aile hekimliği, özel sağlık kurumları daha bir sürü tedbir yinede bu sorunu bir türlü yok edemedi.
Geçtiğimiz günlerde oğlumun rahatsızlığı nedeniyle bir devlet hastanesine gittik. Sabahın çok erken saati olmasına rağmen 16’ıncı sırayı alarak kuyruğa geçtik. Röntgen, kan tahlili derken öğlen oldu. Sonuçlar öğleden sonra gösterilecek dediler ve tekrar beklemeye başladık. Yine kuyruk ve yazılan bildik ilaçlar. Sonuç yine olumsuz.
Makine arızalı, sistemlere girilmiyor falan gibi bir çok aksaklık nedeniyle akşamın geç vakitlerinde evimize gelebildik. Allaha şükür bekleyecek, sabredecek takatimiz vardı da bekleyebildik. Peki ya bekleyemeyecek durumda olanlar ne yapıyor dersiniz. Gürültü, sıkıntı, yorgunluk ve diğer olumsuz şartlar eşliğinde hastalıklarına hastalık katarak beklemek zorunda kalıyorlar.
Kuyrukta bekleyen kalabalık insanların arasından yüksek desibelli bir serzeniş duyuldu.
-“Ula nerde bu tohdurlar, zabahdan beri sanıdı sanıdı pöçüklerimiz ağrıdı, külhavıç olduk yav…” diyordu.
İçimden “Vay gurbanım hemşerim diyesim geldi. Sonradan öğrendim Çekerek ilçesinden bir hemşehrimizdi. Onun muhalefetsiz isyanına sıradan birkaç destek daha geldi. Doktorlar baktı ki isyanın kesileceği yok,
-    “Ne var kardeşim biz boş mu duruyoruz”
dediler. Hemşehrimiz bu söze de kızarak;
-    Cehennemin dibi, ne ağzınızı ayırıp duruyonuz, bahın şu milletin derdinede guverin getsinler”  dedi.
Gülermisin ağlarmısın.. Hemşehrimiz şiddetli bel ağrısı çeken hanımının sızıltılarına dayanamıyor, ürkek bir şekilde sesini meydanın boşluğuna göre yükseltiyordu. Karısıda;
-“Lan bağarma, aha şurıya acik sekileniyim, bana bi baba dağmez,  milletin oşuhcusu senmisin de bitek sen bağırıyon... diyordu. Hemşehrimiz;
-“Babayın anayın aşını içiyim yav. Bu neşâal bi iş la.. Avrat burada geberecek adamlar heç gulaasmıyolar bile.. diyordu.
O güzel hemşehrimin sıcak şivesiyle biraz daha bekleme sabrı kazandık. İşlerimiz bitti, bitti ama bizde bittik. Yani hepimiz külhavıç olduyduk.