Nerden bakarsak bakalım hoşgörülü bir toplum değiliz. Hemen bir düşünceye veya o andaki ortamı beğenmediğimizde, hemen olumsuzca davranıp, olumsuzca konuşuyoruz ve tavır takınıyoruz, kızıyoruz, bağırıp çağırıyoruz.
Ondan sonrada hoşgörülü bir toplum istiyoruz ve bekliyoruz. Birlik ve beraberlik içinde yaşamak hedefimiz olsun istiyoruz. Bir şey ya beyaz, ya da karadır. Ne siyaha beyaz,ne de beyaza siyah diye söyleyebiliriz. Gerçekler neyse odur değiştirilmez.
Toplumumuzda bir mozaikten ibarettir. Kuzeylisi, güneylisi, doğulusu, batılısıyla, Türkü, Lazı, Çerkezi, Kürdü,Abazası,Romanı,Gürcüsü ile bir toplumun çekirdeği meydana gelmektedir. Bunlar birleşince tek vatan,tek ulus ve tek bayrak meydana gelmektedir. Bunlar değiştirilemez ve değiştirmeye de kimsenin gücü yetmeyecektir. Bu toprakların kazanılmasında Kurtuluş Savaşında Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Türkü,Kürdü,Çerkezi,Romanı,Abazası,Gürcüsü, hep birlikte bu topraklar için omuz omuza savaşmışlardır. Toplumumuzda bireyler şayet yanlış yapıp suç işlerlerse kim olursa olsun adalet tarafından ve yasalar uyarınca suç işleyen kişiler cezalandırılır. Bunun lamı cimi yoktur. Suçluyu kayırmalı, delilleri yok etmek, onu bağrına basmak kadar adaletsizlik yoktur. Çünkü adalet ve kanunlar önünde herkes eşittir. Bak şu zengin,şu falanca ağanın akrabası, falanca yakınımdır gibi ve hiçbir zümrenin hiçbir topluluğa üstünlüğü yoktur. Kanunlar nazarında herkes eşit olmalı terazinin kefeleri eşit ve dengede durmalıdır. Kayırmalara, usulsüzlüklere ve yolsuzluklara göz yumulmamalıdır. Kim bu suçları yapmışsa kanunlar nazarında yasalar uyarcınca ceza verilmelidir. Kişileri düşünceleri, söylevleri tarafından da hemen o kişiyi veya hatibi kara listeye almamalıdır. Hatasız kul olmaz herkes hayatta hata yapabilir. Bir insan doğruda düşünebilir, yanılıp yanlışta düşünebilir ve fikirlerini söyleyebilir, söyleyebilmelidir de Atatürk’ün dediği gibi Ben fikri hür, vicdanı hür nesiller isterim demiştir. Hiç kimse bu yüzden o kimseye sen yanlış yapıyorsun, sen böylesin, şöylesin diye fikirlerinden dolayı hemen cezalandırılmamalı hoşgörülü davranmalıdır.
Toplumda hoşgörüyle, sevgi ve saygıyla birbirimizi dinler ve yaklaşırsak, birbirimize kenetlenirsek o toplumda huzur, mutluluk hoşgörülü bir toplum neticesinde birlik, beraberlik, bereket ve huzur barış gelir.
Çünkü biz Türkiyeyiz, Türk toplumuyuz vatanımız ve bayrağımız tektir. Ve birbirimizi hoşgörü yumağıyla kenetlememiz gerekir. Önce iğneyi kendimize, sonra çuvaldızı başkasına batırmalıyız. Su testisi su yolunda kırılmıştır. Artık testiyi tamir edemeyiz. Ya yenisini alacağız suyu doldurmak için, başka çaresi yok. Hoşgörülü olmak, karşısındaki kişiyi dikkatlice dinlemek onun düşüncelerine saygılı olmak hoşgörülü şekilde davranmalı, olgun bir şekilde davranmak ve karşılanmak onun umudunu kırmamak şayet hatalı ise hatasını yüzüne vurmamak gerekir hoşgörülü bir şekilde sen şurada yanılıyorsun, yanlış düşünüyorsun diye davranılmalıdır.
Son zamanlarda meydana gelen olaylara şöyle bakarsak suyu tutan barajda delikler açılmış baraj deliklerinden sular akmaya başlamıştır. Suyu tutan baraj artık zorlanmaktadır. Baraj böyle giderse yıkıldı, yıkılacaktır. Eğer önlem alınmazsa böyle olursa su kalmazsa o barajlardan ne su içebiliriz,ne de elektrik enerjisi elde edebiliriz. Makamlarda, mevkilerde gelip geçicidir. Nasıl her sabah güneş doğuyor sabah oluyor güneş batıyor insanlar doğuyor büyüyor ve ölüyorlar. Güzel olan şu gök kubbede kalan hoş bir seda aynen mevsimlerde böyledir. Her mevsimin bir başlangıcı var bir de sonu vardır. Niye kış geldi diye tedbirimizi almazsak donar gideriz. Sözümüzü kıssadan bir hisseyle bitiriyorum. Bir mimar ile çırağı varmış bunlar bir gün şehirde bir cami yapmaya davet edilmiş velhasıl günler aylar sonra camiyi tamamlamışlar ve sıra çifte minaresini yapmaya kalmış ustası sağdaki minareyi çırağı ise soldaki minareyi yapmaya başlamışlar Usta çalışırken arada çırağından su istiyormuş bir yandan kendi yaptığı minareye bakıyormuş diğer yandan çırağının yaptığı minareye bakıyormuş neyse minareler yarıya gelmiş bu sefer çırak bakmış ki ustasını geçmiş çırağın yaptığı minare daha güzel olmuş çırak ustasına seslenmiş ustacığım bana su getir demiş o sırada usta çırağının yaptığı minareye bakmış bir de kendinin yaptığına çırağınki daha güzelmiş. Ustanın ağrına gitmiş ve kendini minareden aşağı atmış. Usta ölmüş çırak ben ne yaptım demiş onun arkasından oda atlamış ve ölmüş caminin çifte minareleri yarım kalmış şehir halkı usta ile çırağın ölümüne çok üzülmüşler.