Artık son viraja girdik. Bu hafta sonu sandık seçmenin önüne gelecek ve bu gergin ortam biraz da olsa rahatlayacak. En azından böyle umuyorum.
Tabi ki seçimin ardından yeni görevden almaların olacağını, kamu kurumlarında suların iyiden iyiye ısınacağını düşünüyorum ama en azından siyasi liderlerin üsluplarının bir nebze de olsa yumuşayacağını düşünüyorum.
Malum, her gün 2-3 ilde halkın karşısına geçen liderlerin açıklamalarını gün boyu izliyor, dinliyoruz. Tüm liderler bir şehirde söylediklerini gittikleri diğer şehirde de tekrarlıyorlar.
İşte bu tekrarlar vatandaşı yordu.
Söylemler aynı ama üslup gün be gün sertleşiyor.
Nasıl ki izlediğiniz filmin konusundan çok finali aklınızda kalıyorsa, toplumsal olaylarda da son günlerde yaşananlar akıllarda kalacaktır.
Mesela günlerdir bir gösteride yaşamını yitiren Berkin Elvan konuşuluyor. Neredeyse her gün Berkin ile ilgili onlarca haber okuyoruz. Berkin Elvan’ın ölümüne neden olan gösterilerin nasıl ve kimler tarafından başlatıldığını tartışan var mı? Yok…
İstanbul Okmeydanı’nda, Gezi Parkı eylemleri esnasında, dışarı çıktığı sırada polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucu komaya girip yaşamını yitiren Berkin’in ölümüne polisin neden olduğunu söyleyenler oldu.
Polisin kasten gaz fişeğini bir gencin kafasına nişan alacağına inanmak mümkün mü?
Peki, “Orda eylemler olmasaydı Berkin Elvan ölmeyecekti” diyen var mı?
İşte böyle, her zaman yaşanan olumsuz olaylar ve özellikle de son yaşananlar akıllarda kalır.
Bu nedenle, vatandaşın sandığa gitmeden önceki son 5 gününü kritik günler olarak düşünmek yanlış olmaz.
Dedikodular var tabi… Seçimlere birkaç gün kala vatandaşın kafasını karıştıracak bazı gelişmelerin olacağını iddia edenler var.
Bir ay öncesine kadar, Yozgat’ta başkanlık koltuğuna oturacak ismi kararsızların oylarının belirleyeceğini düşünüyordum.
Bana göre, artık kararsız seçmen kalmadı.
Seçmen kararını vermiş ve sandığın önüne gelmesini bekliyor.
Bundan sonra çok ama çok büyük bir olay yaşanmazsa, kararını veren dünün kararsızları akıllarındaki adaya oylarını kullanacaklar.
Burası Türkiye diye ekleyelim ve akşamdan sabaha çok şeyin değiştiği bu günlerde kesin bir kanaate varmanın mümkün olmadığını tekrar vurgulayalım…
Sizler de gözlemliyorsunuz. Önümüzdeki seçimler yerel seçimler ama siyasi parti liderleri mitinglerdeki konuşmalarıyla bu seçimi bir “Var olma, ayakta kalma, hesaplaşma” seçimleri haline dönüştürdüler.
Türkiye yerel seçimden çok genel seçim havasında.
Oysaki tamamı olmasa da, bazı vatandaşlar önceki yerel seçimlerde adayların vasıflarına göre hareket ediyorlardı.
Durum öyle bir hal aldı ki…
Haklı-haksız, doğru-yanlış birbirine karışmış durumda.
Bu ülkede siyaset daha önceleri de çok kirli sayfalar, darbeler, dış tehditler gördü belki ama hiçbir seçim öncesi bu kadar hareketli olmamıştır.
Bu hareket ülkenin geleceği açısından bereket getirir mi?
Orasını 30 Mart’tan sonra göreceğiz…