Nevşehir den Ayşe Paslanmaz ve ben yine salıncaklara koştuk. Nasıl oluyor bilmiyorum ama Yozgat'ın Çamlığında kendimi çocuklar gibi hissediyordum. Salınıyorum ve şarkı söylüyorum. Ayşe de benden geri kalmıyor... Çocuk olmak ne güzel bir duygu... Çamlık gezisinin ardından Cevdet Dündar Göletine geçtik. Buralarda hareketlilik var, her taraf yemyeşil ve sulak. Gölün kenarını da gezdik, Çamlığın güzelliğini seyrettik... Oda arkadaşım Arzu Altınçiçek’te gezmeye doymamış olmalı ki, dönüşte biraz daha kalmak istediğini söyledi.
Sonra, Sorgun Belediye Başkanı Ahmet Şimşek’in Dutluk parkında misafiri olduk. İkram edilen Kıymalı pidelerimizi yedik. Sorgun’un çimlerle bezenmiş yeşil parkında eğlendik. Sorgun Belediye başkanı ve Kaymakam ziyaretlerimize geldiler ve Dutluk Parkında fotoğraf çektirdik. Oradan Sarıkaya ilçesine hareket ettik. İki Minübüs ard arda gidiyorduk, yol üzerinde birbirimize de takılıyorduk. Ahmet Sargın bizi , Çay Köyüne Halk Şairi Sefil Döndü'nün köyüne götürdü. Diğer araç bizden epey uzaklaşmıştı. Yıllarca bu köyde yaşayan Halk ozanı Sefil Döndü, evini müzeye çevirmiş, el emeği, göznuru olan el dokumalarını Saklamış sonunda evini müzeye dönüştürmüş. 68 yaşında, dinçliliğini çalışmaktan aldığını söyledi. Yakın tarihte Müzenin açılışının yapacakmış.
Asıl ismi Döndü Akdemir, olan bu bayanla vedalaşarak Sarıkaya’ya geçtik. Sarıkaya’da yapılan Tarihi Roma Hamamı kazılarını yerinde görmek için belediye başkan yardımcısı bize bilgi verdi. Roma dönemine ait olan kazılar titizlikle yapılıyormuş. Ben ayaklarımı çıkartarak kazı yapılan yerde sıcak, ılık ve normal sulara girdim. Şaşkınlığım bir kat daha artmıştı. Sarıkaya Belediye Başkan Yardımcısı Sadarettin Öztürk, şairlere kazı çalışmasıyla ilgili bilgiler verdi.. Meslektaşım ve şair Arkadaşım Kelami Akdemir’de sürekli fotoğraf çekerek bu anı ölümsüzleştiriyordu.
Yörede yapılan kazılar bizlere anlatıldı. (Bozalika Terma Sarıkaya’da antik Termal Kaplıcaları kazı sonucu ortaya çıkmış ve 3 bin yıllık tarihi doku kesinleşmiş... ) Buranın Roma dönemine ait olduğu tesbit edilmiş ve bu antik termal suyunun yeryüzüne arkolooglar tarafından çıkarılıp kullanımı sağlanmış. Genellikle taş işlemelerde yılan figürleri görülüyormuş, bu da sağlığı, bir başka ifadeyle Termal Hastanelerinin varlığını gösteriyormuş...Arkologların üç yılı aşacak olan bu kazı çalışmalarını titizlikle sürdüreceklerini söylediler. Kazı yapılan yeri sit alanı olarak korumaya almışlar. Şair ve yazarlar Anlatılanları dikkatle dinlediler ve binlerce yıllık tarihi termal kaplıcanan etkisini uzun süre üzerinden atamadılar. Açıklamalar o kadar içten ve samimi bir ortamda yapıldı ki, ben de bu anlatım karşısında, heyecanlandım ve bende yılların tanışmışlığı varmışcasına samimi davrandım.
Sarıkaya Kaplıcalarının Şifalı sularında banyo yaptık. Tarihi Roma Hamamı kalıntılarını hep beraber gezerek hayranlıkla, inceledik.
Sarıkaya Belediye Başkanı Ali Osman Erbir’in akşam yemeğinde keyif bulduk. Akşam yemeğinden sonra Sarıkaya’da geç saatlere kadar açık alanda Sarıkayalılara Şiirlerimizi sunduk. Etkinlik havai fişeklerle noktalandı. Bizler de araçtaki yerlerimize aldık ve Yozgat’a hareket ettik. Güzel bir gün geçirmiştik.
Ahmet Bey misafirlerle tek tek ilgileniyordu. Yozgat ve ilçeleri her zamanki gibi güzelliklerinden hiç birşey kaybetmemişti. Yozgat bu defa daha bir görkemliydi.
Ertesi gün Kent Parkta Yerköylü İş adamı Sayın Ayhan Çelik’in katkılarıyla kahvaltımızı yaptık. Ayhan beyle tanıştım. Mükemmel bir yürek. Gönlünde Edebiyat sevgisi var. Ahmet bey onu aramızda görmemizi sağladı ve onunla bolca sohbet ettik.
Ahmet Sargın, isimlerimizi tek tek okuyarak katılım belgelerimizi takdim etti. Belgeler verilirken diğer bir yandan da aramızdan erken ayrılan şairlerle vedalaşıyorduk. Vedalaşmadan önce bir aile fotoğrafı çektirdik Arkadaşlarla da vedalaşırken her yıl olduğu gibi yine duygusal anlar yaşadık. Artık büyük bir aile olmuştuk, tekrar görüşeceğimiz anı özlemle bekleyecektik.
Kent Parktan Katılımcılar tek tek ayrıldılar. Benim otobüsüm geç saatte kalkacağı için Şebinkarahisarlı Şair Hikmet Okuyar ile Yozgat’ı gezdik.Yozgatlı Şair Nuh Şahin’e rastladık ve Yozgat Lisesi’nde bize çay ikram etti bize. Burası bakımlı ve harika bir okul bahçesiydi. Biz Kaysıların bulunduğu ağaçın altındaki masaya oturmuştuk. Rüzğar estikçe kaysı dökülüyor bizler de toplayıp yiyorduk. Müthiş bir manzara, meyve ağacın dalındaydı ve tazece bize ikramda bulunuyordu. Arkadaşlarla şaka yoluyla da olsa takıldık birbirimize. Daha sonra Yozgat öğretmen evine geçtik. Ne kadar çok çay içtiğimi bilmiyorum. Derken telefonla Ahmet Sargın’ı aradık ve Salim Gümbahçe ile birlikte fotoğrafları hazırladıklarını söylediler. Hikmet beyle beraber yanlarına gittik. Çok benimsemiştim Yozgat'ı Bu güzel ilden ayrılmak istemiyordum. Yozgat'ın gülen yüzü Ahmet Sargın, günlerce hatta aylarca koşturmasına rağmen, gözlerinin içi gülüyordu.... Bizim de artık ayrılma vaktimiz gelmişti vedalaşarak ayrıldık... Yozgat 'tan, Çamlık ve Sürmeli’ diyarından, o güzel şehirden ayrılıyorduk... Biz bir aileydik, her geçen gün çoğalarak artan, derya- denize dönüşen, Okyanuslara ulaşmak için çırpınan bir aile... Kimbilir bu yolda kaç kulaç daha yol katedecektik...
Adanalı- Gazeteci Şair- Yazar Halise Tekbaş