Yozgat, Türkiye'nin en fazla göç veren illerinden birisi. O nedenle de nüfusu giderek azalmaya devam ediyor.
Bu kadar göç veren bir ilin, yurdun farklı bölgelerinde ve yurt dışında kümelenmiş olması da doğal bir durum.
İlk yurt dışına, Almanya'ya işçi gönderen iller arasında ilk sırada yeralan Yozgat'ın göç hikayesi sadece Cuhuriyet dönemi ile sınırlı bulunmuyor. Tarih öncesi dönemler incelendiğinde de Yozgat'ın sürekli göç verdiğini görmekteyiz.
Bugün Galatların başşehri Tavium, Kerkenes Harabeleri, Peyniryemez gibi daha diğer antik değere sahip yerleşim alanları Yozgat'tan göçün izlerini de taşımaktadır.
İşte bu yüzden de kendilerini ''Yozgatlı'' sıfatıyla, kimliği ile her daim ön plana çıkartmasalarda, Dünyanın hemen hemen her köşesinde yaşayan bir Yozgatlı ile karşılaşmak mümkün.
Geçmiş yıllarda turistik gezi için gelen Yunanlı kafile içerisinde Yozgatlının olduğunu öğrendiğimizde yaptığımız sohbette, Yunanistan'ın bir bölgesinde çok sayıda Yozgatlının bulunduğunu öğreniyoruz.
Başka bir zaman diliminde, ataları Yerköy ilçesinden göç etmiş olan Japonların bulunduğunu biliyoruz.
Afrika bölgesine yapılan gezide, ara sokakların birisinde meyhane işletmecisinin Yozgatlı olduğuna şahit olabiliyoruz.
Yani sadece Türkiye'de değil, dünyanın neresine giderseniz gidin, ıssız bir adada yaşayan üç kişi varsa mutlak birisinin Yozgatlı olduğunu söylersek, abartmamış oluruz.
Bu kadar yaygın bir yaşamı tercih eden Yozgat insanının önemli bölümünün Yozgat ile, kökleriyle olan bağını koparması nedeniyle il sadece insan göçü vermekle kalmamış, ekonomik, ticari ve beyin göçünü de beraberinde vermiştir.
Bu çok yönlü göçü tekrar geriye döndürmek mümkün mü?
Şu aşamada zor görünüyor...
Ancak, göç olgusunu durdurmak mümkün. Bunun için yapılması gereken çalışmalar var. Bunlardan birisi de, Yozgat'ta yaşayan insanların, Yozgat dışında ikamet eden yakınlarının, tanıdıklarının yanına gidip, daha sonrada yerleşik hayata geçmelerinin önünü kesmek gerekir.
Bunun yerine, Yozgat dışında ikamet eden Yozgatlıların bir vesile ile Yozgat'a geçici de olsa, yaz aylarının belirli dönemlerinde de olsa gelebilmelerine imkan sağlayıp, bunun altyapısını oluşturmak durumundayız.
Oldukça dağınık olabilir...
Ancak, bu noktada köylere kadar indirgenen şenlik ve festival etkinliklerini önemsiyorum. Bu etkinliklerin desteklenmesi gerektiğine inanıyorum.
Hafta sonunda imkanlarım ölçüsünde gerçekleştirilen etkinliklere katılmaya gayret ettim. Orada karşılaştığım bir çok insanın yurdun farklı bölgelerinden, yurt dışından Avrupa'dan asya'dan geldiklerine şahit oldum.
Sadece gelmiş olmaları değil, gelenlerin arasında yıllar sonra ilk kez köyüne geldiğini söyleyenlerin olduğunu gördük.
İşte bu açıdan önemsiyorum, köy şenliklerini, birleştiriyor, kaynaştırıyor, benim insanımı...