Bunların arasında özellikle sosyal yardımlaşma ve dayanışmaya yönelik faaliyet gösteren dernek sayısı da bir hayli fazla.
Eğitime destek veren, fakir-fukarayı, düşkünü gözetmek için çabalayan sivil toplum örgütlerimizin sayısı az değil.
Şimdi bu derneklerden bazıları bir araya gelmiş ve Ensar-Muhacir kardeşliği çerçevesinde yardım ve hizmetlerini birleştirmişler.
Nasıl olduğunu birazdan izah edeceğim.
Yozgat’ta sayıca fazla olan bu vakıf ve dernekler bazen topladıkları yardımların tasnifi, ulaştırılması gereken kitle, miktar, adet ve muhteviyat noktasında yanılgıya, aşırıya, fazlalığa ve hatta israfa düşebiliyor.
Örneğin bir gıda kampanyasında belki tonlarca yardım toplanıyor ve ihtiyaç sahibine örneğin beş poşet pirinç gidiyor belki ama elektrik faturası ödenemiyor.
İşin daha farklı boyutlarda da şekillendiği söz konusu olabiliyor.
İşte bir araya gelen vakıf ve dernekler bu karmaşaya son vermişler.
Toplumsal yardımlaşma ve dayanışmayı iki katına çıkaracak bir boyuta yükseltmişler faaliyetlerini.
Sosyal paylaşım ağı üzerinden bir grup kurarak iletişimi ve diyaloğu buraya taşımışlar.
Diyelim ki bir muhtaç vatandaşın elektrik faturası ödenecek ama siz nakdi yardım yapamıyorsunuz, bu gruba konuyu ilettiğinizde oradan birisi çıkarak bu ihtiyacı giderebiliyor.
Öbürü, eğitim alanında faaliyet gösteriyor lakin gıdaya muhtaç bir aile tespit etmiş o da durumu buraya ilettiğinde elinde gıda bulunan dernek o muhtacın ihtiyacını gideriyor.
Bu sayede ne israf oluyor, ne kargaşa nede karmaşa.
Tabiri caizse nokta atış yapıyor tüm STK’lar.
Bu oluşumun içerisinde Beşir Derneği, İnfak Derneği, Hüda-Der, Milli Türk Talebe Birliği gibi STK’lar bulunuyor.
İsmini sayamadığım ve hatırlayamadığım dernek ve STK’lardan özür diliyorum.
Zaten onlarda bu işi Allah rızası için yaptıklarından buna ihtiyaç duymamış ve kamuoyu ile paylaşmamışlar.
Ama ilimizde Ensar-Muhacir kardeşliğini yeniden tesis etmişler, bu kardeşlik bağlarının güçlenmesine vesile olmuşlar.
Allah onlardan razı olsun.
Bu halkanın genişleyip, büyümesi dileğiyle…
SÜREYYABEY ÇÖPLÜK MÜ?
Dün sosyal medyaya yansıdı, Çekerek İlçesi’ndeki Süreyyabey Barajı’na traktör dolusu çöp boşaltılıyor.
Barajın içine kimin elinde hurda, hafriyat ve çöpü var kaldırmış atmış.
Tarımsal sulama için kullanılacak bu barajın çöplük niyetine kullanılması doğru mu?
Önceden tedbir ve önlem alınmaz ise, gelecek üç- beş yıl içinde Haliç’e dönmesi pek tabi mümkün görünüyor.
Bu noktada belediyenin önlem alması gerekiyor.
Hafriyat ve çöpleri baraja dökmek hiç mantıklı değil.
Belli mi olur, belki gelecekte o barajda farklı projelerde uygulanabilir, su sporları yapılabilir.
Zaten şu anda azda olsa balıkçılıkta yapılıyor.
Muhatapların dikkatine…