Adalet Bakanı Sayın Bekir Bozdağ, bin yüz bilmem kaç sözde aydının imza attığı bildiriyi Kandil’in yazıp, imzaya sunmuş olabileceğini belirten bir açıklama yaptı.
Sayın Bozdağ’ın bu cümlesine katılmamak elde mi?
Başka hangi ağızdan, hangi kesimden böyle bir bildiri çıkabilir ki?
Hain olması lazım, bölücü olması lazım, terör ile koyun koyuna olması lazım.
Esasen Türkiye’de bu aydınlar yeni türemedi.
Öteden beri hep vardı bunlar zaten.
Ölü hücre misali kabuklarına çekilirken, günü ve saati geldiğinde harekete geçmeyi bilecek deneyime sahip bunlar.
Ülkenin hep zorlu, sıkıntılı ve karışık dönemlerinde ortaya çıkarlar.
Birleştiricilik yerine ayrıştırıcılığı, yapıcılık yerine bölücülüğü seçerler.
Bakın mesela Türkiye, Rusya’nın uçağını düşürdü, Rusya’nın medyası, aydını, siyasetçisi bir bütün.
Neden?
Çünkü mesele Rusya’nın milli meselesi.
Siz bizdeki bu aydınların hiç Türkiye’nin milli meselesi diye bir başlık altına birleştiğini duydunuz mu?
Mesela bunlar devletin terör örgütüyle mücadelesini desteklese, devletin yürüttüğü operasyonların ardından, bölge insanının ve bölge çocuklarının yarasını saracak, sosyal açıdan, eğitim açısından onlara takviye yapacak çalışmalara ve sosyal sorumluluk projelerine imza atsalardı, biz bunları alkışlamaz mıydık?
Neyse ki bu bölücü sözde aydınlara karşı, devletini seven ve devlet ile milletin bekasını düşünen gerçek aydınlarda bu hain bildiriye bir karşı bildiri  ile cevap veriyorlar.
Bizim Bozok Üniversitesi’nde de isminin başında profesör, doçent, yardımcı doçent gibi unvanlar taşıyan bilim insanları bu karşı bildiriye imza atmaya başlamış.
Türk Ocakları’da tüm şubelerinde başlattığı “Vatansever Türk Aydınları Bildirisi” kampanyası ile milli aydınlarımızı imza kampanyasına davet ediyor.
Önceki gün milli ve yerli Türk aydınları, belki de yıllar sonra Ankara’da sokaklara dökülerek bu hain bildiriye imza atanları kınayarak, devletin yürüttüğü kararlı mücadeleyi desteklediklerini söyledi.
Dediğim gibi bu ülkede bu tip hainler dünde vardı, bugünde var.
Yarınlarımızda olmamasını diliyorum.

RUTİN PAZARLAR

Yozgat’ta hafta sonları hep rutin geçiyor.
Pazar günleri kış aylarının da etkisiyle caddeler, sokaklar hepten boş.
Esnaf, hafta sonunu iple çekip para kazanacağını düşünüyor ama nafile.
Sokağa çıkan yok.
Üniversiteli gençler hele hiç yanaşmıyor hafta sonu çarşıya çıkmaya.
Çarşıya çıkmaya gerekçe bulamıyorlar, hafta sonunu evde değerlendiriyorlar.
Büyük okey masaları kuruluyor evlerde, veya çiğ köfte partileri.
Durumu iyi olan Yozgatlı, hafta sonu Kayseri, Ankara, Çorum’a gidiyor.
Bazıları ise ilçelerdeki kaplıcaları veya lokanta, kafe ve restoranları tercih ediyor.
Şehrin sosyal hayatını canlandıracağı söylenen projeler hayata geçmediği için rutinlik sürüyor.
Albenisi bulunmayan, kendini yenileyemeyen şehir merkezi hafta sonları kasaba hüviyetinde sanki.
Anlayacağınız, hakikaten canımız sıkılıyor…