Son günlerde sıra dışı yakınlaşmalara şahit oluyoruz. Ülkeyi saran hükümet-cemaat gerginliği taşrada da etkisini göstermeye başladı.
Öyle ki, düne kadar cemaat kontenjanından faydalanıp makam sahibi olan bazı bürokratlar bugün Ak Partili olduklarını tescil ettirmek için ellerinden geleni yapıyorlar.
Bunlardan bazıları Ak Parti mitinginde görüntü vermeye çalışırken, bazıları da parti adaylarına ve teşkilatına yakın görünerek kendilerini kurtarmaya çalışıyorlar.
Trajikomik bir durum…
Bir bürokratın, makamında kalmak için görevine liyakat göstermesi gerekirken, cemaat veya siyasi bir parti şemsiyesi altına girerek görevde kalmaya çalışması anormal bir durumdur.
Bu gayrete giren bürokrat demek ki makamına layık değil ve kendine güveni yok.
“Bu makama layık değilim ama cemaat sayesinde geldim, Ak Parti’ye tutunayım koltuğumu sağlamlaştırayım” düşüncesinden hareket edenler sadece kendilerini kandırıyorlar.
Yozgat küçük…
Ve “biz kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz” derken şaka yapmıyoruz.
Bürokrat sadakat gösterecekse, bu sadakati sadece görevine karşı göstermeli. Bir kesime karşı değil.
Sen doğru olacaksın, eğri belasını bulur.
Kulağıma gelenleri okurlarımla paylaşmak istiyorum.
Malum, seçim atmosferindeyiz, meclis tatilde.
Kuvvetle muhtemel seçim sonrası, özellikle emniyet teşkilatında başlatılan görevden alma çalışmaları diğer kurumları da kapsayacak şekilde, genişleyerek devam edecek.
Bürokrasi, liyakat-sadakat arasında gidip gelir. Bu hep böyle olmuştur. Daha önce bu konu hakkında kaleme aldığım yazılarda bürokratların bu iki kavram arasında gidip geldiklerinden dem vurmuştum.
Fakat bugün yaşananlar ve açıktan açığa yaşanan gruplaşma hemen her kurumda kendini hissettirmeye başladı.
Toplumun sinir uçları kaşındıkça gerginlik tırmanıyor ve bu travma içinde bürokrasi yerine göre koltuğunda kalma ve görevini sürdürme arasında gidip geliyor.
Cemaatin bürokrasi içinde yapılandığını bilmeyen kalmadı sanırım. Dün bu açıktan söylenmiyordu belki ama bugün her şey masaya yatırılıyor, tartışılıyor.
Bürokrasi ikiye bölünmüş durumda; vaktiyle cemaat kontenjanından faydalananlar ve hükümetin atadıkları...
Cemaat kontenjanından makam sahibi olanlar içinde çok değerli bürokratlar da var. Burada genelleme yaparken işine liyakat gösterenleri tenzih ediyorum.
Ben daha çok, dün iyi dediklerine bugün kötü diyenlere dikkat çekmek istiyorum.
30 Mart seçimlerinden çok sonrasında yaşanacak gelişmeleri merak ediyorum.
Bazı duyumlarım var, fakat şimdi bunları isim isim yazmak doğru olmaz.
Belki kulağınıza gelmiştir, Yozgatlı siyasilerin açıktan açığa telaffuz ettiği isimler de var.
Şunu tekrar hatırlatmakta fayda var; makamlar gelip geçicidir. İnsanlar yaptıkları ile anılırlar.
Dün birilerinin kontenjanından faydalanıp makam sahibi olanların bugün koltuklarına sıkı sıkıya sarılmalarının da bir anlamı yok...
Koltukta kalmak için eğilip bükülmeye gerek yok.