BOZTEPE Sineması ile Spor Salonu arasında uzanan aralıkta çocuklar toplanmış, kimisi Bilya oynuyor, kimisi Tomiks-Teksas kitaplarını dizmiş, 'at parayı al kitabı' diyerek, satış yapmaya çalışıyor. Kimileri 'mide buluntısına, baş dönmesine' diyerek, Nane şekeri satıyor.  Kimisi de bu hangame içerisinde, sinema salonunun kapılarının açılıp, bilet satışının başlamasını bekliyor. Kapı aralanırken çıkarttığı ses ile irkilen çocuklar, içerdeki gişeye biran önce ulaşabilme telaşı ile mücadele veriyor, salon görevlilerinin 'sıraya girin.. sırakaya girin...' müdahalesiyle karşılaşıyordu. Diğedi, aradan sıvışıp, öne geçmeye çalışırken, ensesinden yakalanıp, mahzun bir tavırla arka sıralarda kendisine yer buluyordu... 
Sinema sadece geçlik için değil, Yozgat için bir vazgeçilmezdi. Çarşamba öğrenciye, Perşembe bayanlara, Pazar günü umuma açık oynatılan filmlerin bir çoğu gişe rekorlarını altüst ediyor, kimisi bir hafta, kimisi de birden fazla haftalık zaman diliminde seyirciyle buluşuyordu. Kimisi, gittiği filmi beğenip, birden fazla gitmeyi tercih ediyordu. Her seferinde dolup, taşıyor, bilet bulamayanlar, buluncaya kadar hergün sıraya giriyor, erken vakitte sinama salonunun önünde nöbet tutanlar bile vardı...

DİKKAT!.. DİKKAT!..

Birden irkildik.. 'Dikkat!.. Dikkat!..' narayı andıran sesle.. Havuz içerisinden başımızı kaldırıp, baktığımızda, eşek üzerine konuşlandırılmış, çatı şeklindeki tahta parçaları ile eşeğin yularını koluna dalıyop, elinde honiye benzer tenekeden yapılmış 'hopörler', diğer elinde tahta üzerine iliştirilmiş başka bir senama filminin afişi ile ufak tefek, biraz kilolu, kafasındaki saçlar dökülmüş orta yaşlı biriyle karşılaştık.. Elinde tuttuğu honiyi tekrar ağzına kadar götürdü, 'Dikkat!.. Dikkat!..' diye bağırmaya başladığında, eşekte sesini yükseltti.. Bir daha denedi.. Bu kez eşekten ses çıkmadı.. 'Dikkat!.. Dikkat!.. Bu hafta Çarşamba günü öğrenciye başrollerinde Cüneyt Arkın'ın oynadığı Malkaçoğlu, Perşembe günü bayanlara başrollerini Fatma Girik'in oynadığı Ezo Gelin filmi vardır!..' diyerek, anonsunu yaptı.. Şimdiki İstiklal Lisesi'nin bulunduğu yerdeki parkı çevreleyen evlerin çatal kapılardan, pencerelerinden kadınlar, kızlar anosu dinleyip, nasıl gideceklerini kararlaştırmaya başladı... 

PARÇA.. PARÇA...

Boztepe Sinaması'nda bilet satışları tamamlanıp, ışıklar sönmüştü. Boş kalan koltuklar vardı. Bu koltukların dolması için kapı önünde beliren görevli, 'haydi başlıyor!.. Başlıyor!..' anosunun ardından 'Parça!.. Parça!.. Başlıyor!..' diye devam etti. Yanımda bulunan dayımın oğlu Abdullah ağbeyime dönüp, 'Ne paçası?' diye sordum. Güldü, 'paça değil, şimdi daha sonra oynayacak filmlerden parça gösteriliyor, onu anons ediyor' karşılığını verdi. Kapının önünde halen çocuklar vardı, bekleşen. Kimisi gazoz satmak istiyor filmi izlemek için, kimisi de filmin yarısında sinemaya girebilmek, umutla...