KADIN ana, kadın yar, kadın sevgili-eş, kadın ailenin huzur kaynağıdır. Aileyi ayakta tutan, aile mutluluğunu koruyan, çocukları hayata hazırlayıp yetiştiren Ana’dır kadın...
Ne yazık ki, hemen hemen her çağda kadın hakları çiğnenmiş, kadınlar insanların kötü emellerine tutsak edilmiş, art niyetli insanların oyuncağı olmaktan kurtarılamamıştır. Kim ne denli tartışırsa tartışsın, İslam’ın kontrolünde gelişen kadın hakkı, kadınları ailenin baş köşesine oturtmuş, namus, haysiyet ve şeref timsali olarak baş tacı yapmıştır.
Türk ve İslam kültüründe kadın anadır, kadın yardır, kadın sevgilidir, kadın hayattır... Korunması gereken sahip çıkılması zorunlu olan bir Tanrı emanetidir! Kadın hakları konusunda yazılması gereken çok şey var. Elbette öncelikle bu bir inanç ve eğitim işidir. Kadına şiddet ne denli iğrençse, kadının reklam ve fuhuş aracı olarak kullanılması da o denli iğrenç bir davranıştır.
Şeref ve şahsiyetin timsali, namusumuzun ve ahlakımızın temsilcisi kadınlarımız, bacılarımız, analarımız baştacı edilmesi gereken varlıklarımız. Bu denli kıymetli ve şerefli olan kadınlarımızı eğitmek, yetiştirmek, hayata hazırlamak hepimizin görevi olmalıdır. Sadece kadınlar değil, erkeklerin eğitimi de önemlidir.
İnanç değerleri, namus haysiyet ve din değerleri ahlaki ölçüler olmadan kadına değer verilemez. 20. asırda şu bilgisayar ve uzay çağında kadının düştüğü ahlaki bataklık hepimiz için (insanlık adına) bir yüz karasıdır. Reklama, fuhuşa, ahlaksızlığa ve sekse malzeme yapılan kadınlarla kadın haklarını tartışmamız anlamsız olur.
Öncelikle bu kepazeliğin ilerleyişine dur denilmelidir. Kadının esir edilmesi, alıkonulması, zorla çalıştırılması, fuhşun batağına itilmesi, seks sektöründe insanlıktan çıkarılması kadına şiddet kadar önemlidir. Kadına şiddetle mücadele ettiğimiz kadar bu ahlaksız tutumla da mücadele etmemiz bir insanlık vazifesidir.
İnancımız da bu herkese yüklenmiş bir görevdir. Kadınlara baskı yapılmasını, öldürülmesini, işkenceye maruz kalmasını, evde cezalandırılıp baskı altında tutulmasını onaylayamayız. Bu bir eğitim ve inanç eksikliğidir.
Yüce dinimizin rehberi Sevgili Peygamberimiz kadın haklarına saygı konusunda inananları uyarmış, kadını Allah’ın emaneti olarak takdir etmiştir. Cenneti anaların ayakları altına sererek kadın haklarına saygılı olmanın mükafatını müjdelemiştir.
Kadını ikinci sınıf insan olarak niteleyen kültür bizim kültürümüzde yoktur. Kadını hor gören tutum bizim inancımızda kabul görmez. Şerefli dinimizi bilmeyen zavallılar, ya da art niyetliler İslam kültürünü bu konuda yargılamak istemişlerdir.
Türk tarihi incelendiğinde, hem de İslam Tarihi araştırıldığında kadın haklarına en çok değer veren ve kadını yücelten, baş tacı eden tutumun Türk-İslam kültüründe olduğunu görürler. Ortaçağ Avrupasının, cahiliye zihniyetinin kadın düşmanlığını bizimle bağdaştıranlar
Türk-İslam kültüründen habersiz olan zavallı insanlardır. Ya da Türk-İslam kültürüne düşman olan zavallılar. Türk ailesinin temelini oluşturan analarımız, bacılarımız ve kadınlarımız bizim baştacımızdır. Dost, yar, yaren, sevgili olmalarının yanısıra evlerimizin huzur ve güven kaynağıdır onlar. Onlar mutluluğumuzun da temel taşıdırlar.
Kadına şiddet baskı ve zulüm asla hoş görülemez. Yaşadığımız son olaylar bu şiddetin ayyuka çıktığını gösteriyor. İki evladını katledip intihar eden bir babayı savunmak mümkün değildir. Sebebi ne olursa olsun kadınlarımıza, kızlarımıza yapılan bu tür işkence ve baskıyı kınıyor lanetliyoruz. Baskıyı şiddete ve zulme dönüştüren zevatlarla mücadele edilmeli. Aile içi eğitim sağlanmalı, kadınlar koruma altına alınmalı. Kavga ve geçimsizlik başlamışsa devlet kadını korumalı ve arabulucu olmalı. Kadına Şiddet baskı ve zulmün önlenmesi için her türlü tedbir alınmalıdır.
Namus ve şerefin timsali kadınlarımız sizleri yüce Yaradan’ın buyruğu ile selamlıyor. Kadına şiddet durdurulmalı, bu konuda her türlü tedbir alınmalıdır.