Yozgat'ta bir zamanlar fırınlarda, ''Çeyrek, yarım'' ekmek satışı yapılırdı. Fırın ve bakkal tezgahlarında ekmek kesmekte kullanılan tahta, ağızı tesreye benzer ekmek bıçağı bulunurdu.
Ekmek ihtiyacı olan kasaya veya tezgaha yanaşır, ''Çeyrek ekmek verebilir misin?'' diyerek, talebini iletir, hazır da var ise ''Çeyrek Ekmek'' verilir, yoksa istif edilmiş ekmeklerden birisi alınıp, önce ikiye bölünür, sonra parçalardan birisi daha ikiye bölünüp, müşterinin talebi yerine getirilirdi. Kalan yarım ve çeyrek ekmek ise, tezhan üzerindeki örtünün altına konup, ''Yarım veya çeyrak ekmek'' talebinde bulunacak diğer müşterinin gelmesi beklenirdi.
Çoğu kez fırındaki tezgahtar, uzaktan gördüğü ve aç olduğunu düşündüğü birisini çağrır, kalıbına bakarak, ''Yarınm'' veya ''Çeyrek'' ekmeği eline tutuşturur, ''Git şu bakkala selamımı söyle, ekmeğin arasına helva veya peynir koysun'' diyerek, karşı veya yan komşusu olan bakkalara yönlendirirdi.
Şimdi bir fırına veya markete girdip,  ''Çeyrek'' veya ''Yarım'' ekmek talebinde bulunsanız, önce ''Kesecek bıçak yok!'' der, ısrar ederseniz, çeyrek ekmek fiyatına bir ekmeği verir, ''Kalanı ne yapacağım!'' diyerek.
O günlere bakıldığında günümüzde çeyrek veya yarım ekmek almaya gerek yok. Zira, ekmeğin bir tanesi zaten yarım ekmek, çeyrek ekmek düzeyinde.
O yıllarda 600-650 gram ekmek üretiliyordu. Bir ekmek, günümüzde iki ekmeğin gramajını bile  geçiyordu. O yüzden de ''İsraf olmasın'' düşüncesiyle, ekmek çeyrek ve yarım olarak da fırın ve bakkal tezgahlarında satılabiliyordu. 
Şimdilerde ekmek 250 grama kadar indi. Daha da inebilir. Ekmekte gramaj düştükçe maliyetlerde artıyor.
Rahmetli babamın Yerköy'de fırını vardı. Ağbeylerim ve halamın kocası Salim Usta (Arslan) ile birlikte ekmek üretilerdi. Özellikle öğle vaktinde çeyrek ve yarım ekmek talebinin fazla olması nedeniyle eniştem Salim Usta, babama ''Bacanak'' dedi, ''Ekmeği kesip, ufalamak yerine küçüm ekmek üretetip, satalım'' önerisinde bulundu, kabul ettiler. İki gün öyle yaptılar 600 grap yerine 300 gram ekmek ürettiler. Ama bu kez çalışanlar isyan etti, ''Daha fazla zaman harcıyoruz, aynı ekmeği üretip, satıyoruz'' diyerek.
O zaman anlamıştım, ekmeğin gramajı düştükçe maliyetinin arttığını. Sadece işçilik açısından değil, kesilen hamurun su oranı açısından da gramaj küçüldükçe maliyet fiyatı artıyor. Çünkü, ekmeğin hamurunun gramajı ekmeğin gramajından fazladır. Suyun piştikten sonra çekilme payı vardır. Bu da gramaj düşmesine karşın, oran sabite yakın kalmaktadır.
O nedenle çözüm, ekmeğin gramajını küçültüp, fiyatını yükseltmekte değil. Çözüm, ekmeğin gramajını yükseltip, maliyeti düşürmektedir.
Yoksa, ekmeğin fiyatı yükselmeye devam edecektir, üstelik buğday ve un maliyetleri yerinde saymasına rağmen. Fırın işletmecileri, ekmek fabrikaları ''Zarar ediyoruz!'' diyeceklerdir, haklı olarak, zam da yapılacaktır.