Gençlerimize neler oluyor? Diye sorarken aslında çok yaşlı olduğumdan ya da gençlik sınırlarından çıktığımdan değil, sadece aynı familyaya sahip olduğum gençlerin bu dejenere ahyatlarının neden bu kadar farklılık gösterdiğini merak ettiğimden...
    Bende üniversite okudum, bende tatillerimi yalnız yaptım. Dahası çok da özgür bir hayatım oldu. Ama hep kurallarım, hep bir koruma mekanizmam vardı. Bende 14-15 yaşlarında hayatın dişlileri arasına girdim, 19 yaşında annemi kaybedip yalnız kaldım, 22 yaşında gazeteci olup hayatın en acımasızlığıyla karşı karşıya kaldım ama hiç bir zaman bağımlılıkla yada yardımcı bir maddeyle hayatımı kolaylaştıracağımı düşünmedim...
Son zamanlarda gazetelerde ve televizyonlarda, madde bağımlılığı konuları, madde bağımlılığı yüzünden ölen gençlerden bahsediliyor...
Amaçlarını anlayamadığım, ailelerinden çok kendilerini suçladığım bu gençlerin neden bu kadar basit düşündüğünü de bir türlü kabul edemiyorum.
    Arkadaş kurbanı cümlesi de bir okadar komik geliyor. Allah aşkına kim yapmak istemediği bir şeyi arkadaşı istiyor diye yaparki? Hele hele de hayatını karartacağını bildiği şeyleri. Hadi istemediği bir mekane gider, istemediği bir yemeği yer belki belki o da belirterek ama arkadaşı istiyor diye de eroin enjekte etmez kendine... Haksız mıyım?
    Aşk, erkek arkadaşı kurbanı, bu da bir o kadar komik... Bunlar çok basit bahaneler başka bir şey değil...
    Demek ki neymiş seçimler yani arkadaş, aşk seçimleri insanların kendi iradelerinde olduğu için herşey insanın içinde başlıyor, büyüyor ve bitiyor...
    Bu yüzden aileymiş, arkadaşmış, sevgiliymiş hepsi kocaman yalan ve bahane... Belki de saklanacak, sığınacak bir liman...
    Bu yüzden hiç bir gence, yani uyuşturucuya arkadaş vasıtasıyla bulaştığını söyleyen hiç bir gence inanmıyorum...Ve sadece inanç eksikliğinin bu denli yaralar açacağını düşünüyorum... Kendine güvensiz yetişen gençlik, ailesine inanmadan sürekli yalanlarla büyüyen bir gençlik sonunda kendini yada hayatını değiştirecek bir yön arıyor... Kimileri maddelerle mutlu olmaya çalışırken kimileri de yanlış üstüne yanlış ekleyip mutluluğu başka başka yollarda arıyor...
    Ne anne baba eksikliği, ne ilgi eksikliği bunlar sadece öz güven eksikliğinden kaynaklanan dağınıklık...
    Akıl ve iradenin dışında yaşanan hayata itirazın başka bir şekli... Konuşmak yerine susmayı seçen güvensiz ruhun meyveleri.
    Yoksa hangi anne baba çocuğunun kötü yola düşmesini ister ki?
    Hangi anne baba dünyaya binbir ümitle getirdiği çocuğunun göz göre göre eriyip yok olmasını ister ki?
    Bu yüzden benim anladığım, ailenin ilgi eksikliğini dışarda sözde arkadaşlarında arayan gençlerin, basitliği bu başka bir şey değil...
    Hele hele tedavi olup tekrar bu yola tekrar dönen gençleri hiç mi hiç anlamıyorum... Az da olsa haklılık paylarını düşündüğümde ise neden, niçin, ya da nasıl binlerce soru geliyor aklıma...
    Kurtulduğun bir batağa, hemde sözde arkadaşlarının çektiği bu batağa tekrar niye kendi ayaklarınla dönersin ki?.. Cevabı çok basit, güçsüzlükten,kolaycılıktan...
    Çünkü sen maddeyle hayatın kralı oluyosun, içindeki pısırık ruh gidiyor aslanlar geliyor ve kral sen oluyorsun... Hayatı anlıkta olsa yönetiyor, istediğin yönü veriyorsun...
    Bu kadar basit değil işte, hayat iki elinin arasına kafanı aldığında dünyanın ağırlığını taşıyorcasına zorlanman... Evet hayat kimseye altın bir kasede sunulmuyor... Belki şartlar, isimler, mekanlar değişik ama herkesin farklı farklı dertleri sıkıntıları var...
    Ama en zor anda bile kimse eroin alıyımda dünyanın hakimi ben olayım demiyor, dişiyle tırnağıyla mücadele ediyor. Hayatını yaşamaya çalışıyor...
    Bu yüzden sözün özü, gençler birilerini suçlamaktan vazgeçin, hayat şartlarınızı da madde bağımlılığıyla çözemeyeceğinizi anlayın... Yıllardır verilen mücadelenin bir parçası olun artık... Ne aile ne arkadaş tek suçlu siz ve sizin içinizdeki güvensiz ruhunuz...
    Bu yüzden mücadele sizde başlayıp, sizde bitecek... Bundan emin olun. Hayat uyuştuğunuzda ki kadar yavaş değil... Görün artık, bizleride daha fazla üzmeyin...