Geldik zurnanın zırt dediği yere, Tekel Bira Farikası’nın ardından devletin elimizde kalan son fabrikası da (Yozgat Şeker Fabrikası) satılıyor.
Aslında fabrikanın kuruluşunda başlamış sancılı. Öyle sancılı bir doğum olmuş ki bu topraklar üzerinde.
Bir Kemal Sunal filmi vuku bulmuş memleketimde…
Hızır’idi, Yunus idi misali, Sorgun mu olsun Yozgat mı olsun tartışması yaşanmış fabrikanın ismine dair.
O dönemlere haiz değilim ama Sorgun’daki fabrikanın adının Yozgat olması biraz abesle iştigal aslında.
Sorgun’da fabrika ama adı Yozgat…
Ha Yozgat olmuş ha Sorgun ne farkı var?
Hiç…
İşte böyle hiç yüzünden çıkan sancılı bir tartışmanın gölgesinde kurulmuş bir devlet fabrikası.
O fabrika ki, yıllardır bölge tarımına, nakliyesine, esnafına, üreticisine umut oluyor, hayat veriyor.
Onca insana istihdam alanı oluşturuyor.
O fabrika Sorgun’da da olsa Yozgat’ın, Kadışehrin’de de olsa Yozgat’ın insanına ekmek yediriyor nihayetinde.
Ama gelin görün ki özelleşecek!
Özelleşecek de ne olacak, dünyanın sonu mu gelecek?
Çalışanlar için durum biraz sıkıntılı elbette.
4C’lilerin durumu ortada.
Varla yok arasındalar.
Ne memurlar ne değiller!
Haliyle mevcut 4C’li profili ürkütüyor, korkutuyor, endişeye sevk ediyor yüzlerce Şeker Fabrikası çalışanını.
Özelleştirme politikaları mantıkta doğru ama uygulamada belirli kısımları yanlış.
Kâr eden ve özellikle ülkenin stratejik değerlerini temsil eden kurumlarının satılması başlı başına yanlış tutum.
Şeker Fabrikası özelleşecekmiş, özelleşsin elbette…
Ama daha çok büyüyecekse…
Mesela üretim kapasitesini artıracak,
Özel sektör çalışanın hakkı devletin de garantörlüğünde korunacak,
Bölge yatırımı noktasında belirli bir kriter konacak,
Her şeyden önemlisi fabrika özelleştikten sonra da sağ kalacaksa özelleşin!
Bundan önce özelleşen kurumların akıbetine bakınca, tıpkı 4C’lilerinkinde olduğu gibi çalışanlar tedirgin oluyor haliyle.
Sadece çalışanı mı, bölge çiftçisi, esnafı, nakliyecisi…
Her şeyden önemlisi Sorgun, Yozgatlı endişe duyuyor.
Fabrika sadece özelleşmekle kalmayıp kapanırsa ne olacak?
Yok mu örnekleri…
Uzağa değil yakına bakmalı: Yozgat Tekel Bira Fabrikası…
Bu gün özelleştirme programında önemli bir adım daha atılacak, Yozgat ile birlikte diğer gruplarda yer alan şeker fabrikaları için nihai pazarlık görüşmeleri yapılacak.
Yani fabrika gitti gider…
Geçenlerde gazetemizde haber konusu da yaptığımız Şeker-İş Yozgat Şube Başkanı Ömer Macit’in bir açıklaması vardı.
Macit, fabrikanın eski teknoloji, düşük ölçek ve yüksek maliyetlerle üretim yaptığını, bu haliyle fabrikayı satan alacak firmanın fabrikayı kapatma olasılığının yüksek olduğuna işaret etti.
Aslına bakarsanız mantıklı ve haklı bir endişe…
Bu güne kadar birçok fabrika özelleştikten sonra kapanmadı mı?
Sorgun’da bir fabrika daha açılmış, kapanmış çok mu?
Yozgat Şeker Fabrikası bir şekilde özelleşecek, ok yaydan çıkmış belli ki bunun geri dönüşü yok.
Yetkili sendika mücadele ediyor ama bana pek tatmin edici gelmiyor…
En azından genel merkez nezdinde gerekli mücadelenin yapıldığını düşünmüyorum.
Hatırlarsanız bundan önceki fabrikalar için de sendikaları mücadele etmişti.
Ben siyasetin ayrıştırdığı sendikal düzenin ne çalışanın, ne de üreticinin hakkını koruyacağına olan inancımı kaybettim.
Sendikacılığın ayrımcılık, makam, lüks yaşam merkezleri haline geldiği genel merkezlere bakınca, o keyfi sefada ben de olsam işçinin hakkını aramazdım heralde.
Maksadım iç karartmak, sendikalara salvo atmak değil.
Yozgat’ın elindeki son devlet fabrikası da özelleşmesine özelleşecek de yaşayacak mı yaşamayacak mı?
Benim tüm meselem bu.
Yaşamaz ölür, yerinde yeller eserse ruhuna Fatiha demekten başka bir şey gelmez elimizden.
Umarım ben yanılırım, umarım kaygılarım boşa çıkar, umarım fabrika özelleşse de büyür, topraklara bereket, çalışanın alın terine rızk, Yozgat’a da fabrika olur…
YOZGAT RÜZGARI
Buharalıoğlu’nun ismini yaşatın
Şehitler ölmez amenna…
O şehit ki bu dünyada kahraman, ahir dünyada ecdadına şefaat edecek sıratta bir yiğit cengaver.
O’na ne yapsak az, minnetimiz, şükranımız nasıl olabilir ki…
Dua en büyük hediye, ama onun dışında ismini de yaşatabiliriz elbette.
Yozgat’ın yiğit, kahraman şehitlerinden Bahadır Fuat Buharalıoğlu…
O 28 yaşında hain terörle mücadelede gözünü kırpmadan şehit oldu…
Yozgat Anadolu Lisesi mezunu olan Buharalıoğlu’nun okuluna isminin verilmesi gündemde bir süredir.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ve Yozgat Valisi Necati Şentürk’ten olur kararı çıkmış.
Ama henüz icraat noktasında bir gelişme.
Bilmiyorum prosedür mü geç işliyor…
Ben her şeye rağmen bir kez daha hatırlatmak istedim.
Buharalıoğlu’nun ismi yaşasın ailesine bir gurur daha yaşatın ki, yüreklerine su serpilsin..
Muharrem…
Mübarek Muharrem ayının manevi hazzını yaşıyoruz millet olarak.
Muharrem ayının Hicri Takvime göre 10. günü Aşure Günü.
Bu günde insanlar birbirlerine yaptıkları aşurelerden ikram ederler. Son yıllarda bu tür özel günler siyasi partiler, esnaf, işadamları, sivil toplum kuruluşları tarafından fazlasıyla önemseniyor.
Birlik, dirlik, kardeşlik ve huzurun Türk milleti üzerinde var olmasını temenni etmek, dualar göndermek en güzeli…
Muharrem ayınız, Aşure Gününüz mübarek olsun…