1 Mart 2006 tarih ve 5467 sayılı yasayla kurulan, Yozgat’ın henüz gelişme aşamasında olan üniversitesi Bozok 7’nci yılını geride bıraktı.
Uzun yıllar siyasetçiler tarafından en önemli seçim vaatlerinden birisi olarak kullanılan üniversitenin kurulması bizi ne kadar sevindirdiyse, büyüyerek gelişmesi de o kadar sevindirmektedir.
Yaşım ilerledikçe ve çevre illere yaptığım ziyaretler sıklık kazandıkça anladım ki üniversiteler sadece bir öğretim kurumu değil, şehrin çehresini değiştiren bir lokomotif görevini üstleniyorlar.
Üniversiteler bilgi üreten, bu bilgi ve deneyimlerini çevresine yayan, nitelikli insan kaynağı oluşturan, teknolojik yenilikler yaratarak sunan, şehre sosyokültürel ve ekonomik etkileri olan öğretim kurumlarıdır.
Tüm bunların yanı sıra üniversiteler bölgesel ekonominin destekleyicisidirler. Ekonomik istikrar sağlamada rol alırlar ve bölgenin sosyal yaşamının temel unsurlarından biri haline gelirler.
Üniversiteler kültürel kaynakların temelini güçlendirdikleri gibi bulundukları bölgenin uluslararası işbirliği yapmasında ve dışa açılmasında köprü vazifesi görürler.
Ayrıca, yenilikçi faaliyetler gerçekleştirerek girişimciliğin temel kaynağı olurlar.
Bunları daha da uzatabiliriz aslında…
Tabi ki ben Bozok Üniversitesi’nin bugününden veya bugünkü konumundan bahsetmiyorum.
Biraz ileriyi görmeye çalışıyorum.
Dün, özellikle hayırsever işadamı Erdoğan Akdağ’ın gayretleri ile şekillenen kampüs alanı, gün be gün büyüyor.
Son olarak Erdoğan Akdağ’ın katkıları ile kapıları açılan, Orta Anadolu’nun en büyük kongre ve kültür merkezi bunun en güzel kanıtlarından biridir.
Bozok, her ne kadar devlet üniversitesi statüsünde olsa da, özellikle bugünkü kampüs ve çevresine baktığımda Erdoğan Akdağ’ın katkılarının devletin yaptığı yatırımlardan daha fazla olduğunu görüyorum.
Oturup bunun hesabını yapmadım tabi ki ama bu şekilde olduğunu düşünüyorum.
Özellikle bu ve bunun gibi kişisel katkıların sayesinde Bozok Üniversitesi’nin aynı dönemde kurulan çoğu üniversiteden daha önde olduğunu görüyorum.
Burada rektör Prof. Dr. Tamer Uçar’ın gayretlerini de unutmamak gerek. Tamer hocanın son zamanlarda özellikle tıp fakültesiyle yakından ilgilendiğini biliyorum.
Tıp fakültesi bugün bölge insanına şifa dağıtırken, gün aşırı artan akademisyen kadrosuyla da adını çevre illerde duyurmaya başladı.
Bu Bozok için bir gurur vesilesidir.
Tabi ki bununla da kalmayacak…
Bozok Üniversitesi Yozgat için; insan kaynakları, bilgi, eğitim, iş ve sosyal hizmetler konusunda önemli bir kaynak olma yolunda büyük adımlar atmaktadır.
Elimizde sihirli bir değnek yok.
Dolayısıyla mucize beklemeyelim.
Fakat Yozgat’ın bugün elindeki siyasi gücü üniversiteye odaklarsak bahsettiğim bu gelişimi de hızlandırırız.
Saygıda kusur etmediğimiz, konvoylarla karşılayıp yine konvoylarla uğurladığımız siyasetçilerimizin dikkatini üniversitenin üzerine çekmediğimiz sürece, üniversitenin gelişim süreci sancılı bir hal alacaktır.
Bugün hayırsever işadamlarımızın maddi katkılarına, rektör Tamer hocanın emeklerine tam anlamıyla bir siyasi destek eklenirse, Bozok Üniversitesi basamakları daha hızlı çıkacaktır.
Siyasetçilerimizin bunu öncelikli bir görev olarak görmeleri gerekiyor. Bizler işimiz gereği, sık sık bu önemli görevi siyasetçilerimize hatırlatıyoruz.
Çünkü Bozok Üniversitesi Yozgat’ın geleceğe açılan kapısıdır. En azından ben böyle düşünüyorum...