Önümüzdeki 2013-2014 Eğitim - Öğretim yılının başlamasıyla birlikte her gün okula gitme gayreti içindeki milyonlarca öğrencinin ağzından dökülecek olan olası cümleler “Bön ne keysem?, ya da “Bugün ne giysem?”, veya “Bugün ne giyacah?”, yahut “Böğün ne giyivecez ?”. Hatta “Bugün neyi giyecık” olabilir mi? Her gün sabah okullarına yetişme telaşı içinde olan öğrencilerin söyleyeceği olası bu sesler atmosfere karışırken onları kim görecek, kim duyacak? Ertesi gün “Bugün de ne giysem?” Sonraki günler de "Yarın ne giysem?" Sonrasında da giysem, giysem, giysem, giysem… Ailelerin en çok kullanacakları olası replik de “Çocuklar, bugün ne giyse, yarın ne giyse, giyse, giyse, giyse” … Okullarda öğrencisi okuyan ailelerin yıl içinde çocuklarına sıklıkla kullanılacakları olası nakarat cümleleri de; “Onu giy- bunu giyme, o yakıştı,-bu yakışmadı, o oldu-olmadı, o uydu- bu uymadı… Sanki şuracıkta bir şarkının sözleri de kendiliğinden oluşuverdi gibi. Çocuklar güne başlarken “Bugün ne giysem”, derken anneleri de “Bu gün ne pişirsem” desinler. Çocuk okulda her gün ne giyeceğini düşünsün, anne de evde her gün ne pişireceğini düşünsün. İkisi aynı şey değil fakat işin içinde bir şey için kafa yormak var. Bir emek var. Bir çaba var. Hatta bir performans gerektiren durumlar var. Öyle değil mi? * Pembe- beyaz yalanlar *Kalsaydınız, bir şeyler yer içerdik, *Ben almayayım, rejimdeyim. *Kilolarımla barışığım, ben böyle mutluyum. *Senin eline kimseler su dökemez. *Senden iyi olmasın, bir arkadaşım vardı. *Ben de seni tam arayacaktım ki… *Bu şimdiye kadar aldığım en güzel hediye. *Bence önemli olan yarışmaya katılmak, kazanmak değil.. *Abi, kızı bi göreceksin var ya bi içim su. * Sakin Şehir Seferihisar’da kasım ayında bu yıl 13.sü düzenlenen Mandalina Şenlikleri yapıldı. * Bazı sebze ve meyveler kendi adının yanı sıra başka yakıştırma isimlerle de görücüye çıkıyor.. Marula “Göbek”, salatalığa “Badem”, ıspanağa “Kuzu”, kestaneye “Kebap”, darıya “Süt”, domatese “Kırmızı”, patatese “Sarı” denilmesinde olduğu gibi. * Hayatımızda en yüce, en güçlü, en faydalı dayanağımız ana baba evinde kalan hatıralarımızdır. Dosteyevski