ÖNCEKİ gece benim de ikamet ettiğim mahallede korkutan bir yangın meydana geldi.
Yangın ile ilgili tüm bilirkişiler! Konuştu, analiz yaptı ve görüşlerini sıraladılar.
Kendilerince eksik, kusur ve ihmalleri sıralayıp durdular.
Toplum olarak bu bizim huyumuzdur.
Kurumlarımızda kriz yönetim planları söz konusu olmadığı için, vatandaş kriz anında aktif görev üstlenir.
Hiçbir görev bulamadıysa, izleyerek ‘baba suyu oradan sıkma lan!’ diye bağırarak itfaiye ekiplerine komuta edebilir.
Trafik kazalarında sıkça rastlanan durumdur, olay yerindeki yaralıyı kucağına alıp kaldırmalar falan.
Mesela, Yozgat’ta bir halk konserine geniş çaplı arama faaliyeti ve bariyerleri aşarak girersiniz.
Lakin mahalledeki yangında emniyet şeridi falan olmaz, olayı itfaiye ekipleriyle birlikte yaşar ve izlersiniz.
Çalışmaları zora sokabilirsiniz.
Gelelim asıl söylemek istediklerime…
O gece görevli itfaiye erlerinin olağanüstü gayret ve çabalarına şahitlik ettim.
Sepetten alevlerin arasına dalanlar da oldu.
O koca kamyonları o kalabalık halkın arasından manevralarla yönlendiren, su taşıyan, su çeken itfaiye personeli vardı.
Onların emek ve gayretlerine lafım yok.
Yozgat Belediyesi, bu son yangının ardından kamuoyunu açık ve net bir biçimde bilgilendirmeli.
Dün Yozgat Milletvekili Ali Keven de sordu, ‘itfaiyemizin durumu nedir?’ diye.
Hakikaten durumumuz nedir?
Konunun uzmanları ve yetkilileri çıkıp anlatsınlar.
Yangını başarıyla mı söndürdük, ihmal var mı, kusur ve zafiyet söz konusu mu?
Her vatandaş ister ki yangında bir tane çöpü dahi yanmasın.
Lakin bu tarz yangınlarda söndürme ve başarılı olma kriterleri nelerdir mesela?
Lütfen bizlere bunu anlatın.
Bir de Yozgat’ta yıllardır Sorgun Belediyesi’nin efsane uzun merdivenli itfaiyesini dinler dururuz.
Bunlardan bizde neden yoktur?
Gerek yoksa neden gerek yoktur?
Bizim eksiklerimiz nelerdir?
Yozgat’ta bir makam aracına 600 bin lira veriyoruz da, bu çapta itfaiye mi alamıyoruz?
Kamuoyunu bilgilendirin.
GİTMEK Mİ ZOR, KALMAK MI?
Benim kuşaktan olan arkadaşların tümü Yozgat’ı terk etti.
Bir ben kaldım, ben de direniyorum.
Şehrin yaşadığı göç problemini tekrar tekrar anlatmama gerek yok.
Yozgat gençliğinin yarısı orduda uzman olarak görev aldı.
Diğer yarısı İstanbul, Ankara, Kayseri gibi kentlerin sanayilerinde veya  büyük inşaat şirketlerinde çalışıyor.
Önceki gün yine bu tarz bir muhabbetin içine düştük.
Yozgat’tan gitmek mi zor, yoksa kalmak mı?
Giden, yaşadığı sorun ve sıkıntıları anlattığında gitmenin zor olduğu gerçeği ortaya çıkıyor.
Kalan, kaldığı şehirde yaşadığı sorun ve sıkıntıları anlattığında kalmanın zorluğu ortaya çıkıyor.
Her iki durumda, her iki taraf da haklı çıkıyor.
Yani, Yozgat’tan göçen Yozgatlı da sıkıntılı, Yozgat’ta kalan Yozgatlı da…
Bunun bir çözümü yok mu ?
Elbette var.
Yıllardır anlatılan, tavsiye edilen, Yozgat’a uygulanması istenilen projeler…
Bunları herkes biliyor ve yıllardır konuşuyoruz.
Burada noktalayalım.
Haydi selametle…
DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN
*Lige hazırlıklarını sürdüren Yozgatspor’u.
*İŞKUR elemanlarının maaşından kesinti yaptığı iddia edilen kurumu.
*Yozgat’ta yapımı yıllar süren ancak gelişigüzel yıkılan sağlam kamu binalarını.