Ak Parti merkez ilçede seçimini yaptı ve Mustafa Türkmen’le devam kararı aldı.
Yoğun geçen bir seçim öncesinin ardından delege sandık başına giderek olayı nihayete erdirdi.
Türkmen, yaklaşık 4 yıldır başkanlık makamında oturmanın verdiği avantajı kullanmasını bildi.
Bu tür seçimlerde koltuğu kazanmak isteyenin elinde iki önemli koz vardır.
Özellikle de mevcut yöneticiyseniz.
Ya çok başarılı bir yöneticisinizdir,
Ya da delegeleri çok iyi revize etmiş, yani yakınlıklarına göre düzenlemişinizdir.
Bunun dışında görevinizdeki başarınız ya da başarısızlığınız çok da etkili/önemli değildir.
Bu tür durumlar nadiren de olsa seçim sonucuna sirayet eder.
Asıl olan budur, adayın başarısı, liyakati, duruşu, partiye ve topluma katkısı,
Ama bizim seçimlerde bu durum nadiren yaşanır.
Ak Parti’nin Yozgat’taki merkez ilçe seçimini biraz önce saydığımız faktörleri iyi kullanan Mustafa Türkmen bir kez daha kazanmasını bildi.
Bildi diyorum çünkü siyasette görmek, tanımak yetmiyor bilmek de gerekiyor.
Ak Parti’de Türkmen’le yola devam kararı alan merkez ilçe delegesi beklediğim heyecanı yansıtmadı genel kurula.
Mesela salonda beklediğim o Ak Parti heyecanını, coşkusunu göremedim, hissedemedim…
Heyecanı eksik bir genel kurul vardı.
Alışmışız ya Ak Parti’nin gösterişli, heyecan yüklü, bol sesli genel kurullarına,
Bu kez biraz yavanlık hissettim…
Katılımcılarda beklediğim elektrik yok gibiydi.
Dışarıdaki havanın soğukluğu sanki salona da taşınmış gibi, bir soğukluk vardı.
Aslına bakarsanız partililer henüz seçim başlamadan tahminler yürütmeye başlamıştı bile.
Mustafa Türkmen’in kazanacak olacağını tahmin etmiyor kesin bir ifadeyle dile getiriyorlardı.
Salondaki havadan mı yoksa genel duruma bakarak mı böyle bir tahmin de bulunuyorlar?
Aslında her ikisi de…
Ama genel manada delegenin havasına bakıp konuşuyordu pek çoğu.
Mustafa Türkmen’in rahat tavırları da ‘seçimi kazandım’ havasını fazlasıyla hissettiriyor gibiydi.
Genel kurul öncesi oluşan kulislere bakarsanız şaşılacak tezatlıklar çıkıyordu ortaya.
Bir kere birbiri ile hiç ama hiç alakası olmayan,
Aynı partiye mensup olmasına rağmen fikirlerinin uyuşmadığını adım, soy adım gibi bildiğim insanlar oturmuş kulis yapıyorlardı.
Sanki zıt kutuplar birbirini çekmiş genel kurul öncesi ağız birliği yapıyordu.
Ak Parti kongrelerinde bu tür kulisler olmasına olurdu ama bu kez daha aleni ve ortadaydı her şey.
Soğuk, heyecanı eksik ama farklı bir sonuçla sandığa yansıyan bir genel kurul vardı.
Bu ortamda karlı çıkan taraf 375 delegeden rakibi Kürşat Kılıç’ın 82 oyuna karşılık 289 oy alan Mustafa Türkmen oldu.
Fark belki diyordum ama bu kadarını beklemiyordum.
Kürşat Kılıç, genç, iyi niyetle siyasete atılmış bir isim.
Ak Parti’de daha uzun yıllar siyaset yapacağına, başarılı işlere imza atacağına eminim.
Bana göre ortaya merkez ilçe başkanlığına aday olması dahi büyük bir özgüven.
Büyük bir mücadele,
Büyük bir inancın eseri…
O, genç yaşına rağmen bu yarışta ben varım diyerek kendini ortaya koydu, Kürşat Kılıç ismini bir nevi parti içerisinde markalaştırdı.
Mustafa Türkmen’e gelince…
Bu vakitten sonra işi daha zor, sorumlulukları büyük ve ağır.
Bu vakitten sonra her şeye hazırlıklı olmak, büyük bir mücadelenin içine girmek zorunda.
Seçim öncesi oluşan kulis ortamına bakınca seçimi kaybeden kadar kazananın da daha dikkatli olması gerektiğini söylemek istiyorum.
Yoğun bir haftanın ardından tamamlanan Ak Parti Merkez İlçe Kongresinin ve sonuçlarının Mustafa Türkmen ve Kürşat Kılıç’a, Ak Parti’ye ve Yozgat’a hayırlısı olmasını dilemek en güzeli.
Bundan sonra siyasete dair daha konuşacak çok şeyimiz olur.
Yeter ki siyasette hareket olsun!
Bu arada Ak Parti Merkez İlçe Kongresi’ne dışarıdan katılanlara baktım da, milletvekili aday adayı olarak ismi geçenlerden sadece bir kaçı vardı genel kurulda.
Dahasını da görmedim…
Hava soğuk diye mi gelmediler, işleri yoğun diye mi.
Artık onun yorumu Ak Partililere kalmış!