Tarih: 15 Ekim 1924…
Tarih: 3 Şubat 1934
    Bu iki tarihte Yozgat için oldukça müstesna ve değerli…
    Türk milletinin kahramanı, bağrından yetişen yiğit evladı Mustafa Kemal Atatürk iki kez Yozgat’ı ziyaret etti bu tarihlerde.
    Birilerine bakarsanız Atatürk Yozgat düşmanı…
    Yozgat’a öyle düşman ki taş üstünde taş baş üstünde baş kalmasın demiş vermiş cezayı.
    Neden?
    Rivayetler bin türlü…
    Kimi olayın ahlaki boyutlarına attı kancayı, kimi de bastı en afillli iftiraları.
    Yıllardır süre gelen bu yalana zamanla kendimizde inandık.
    İnanmak ne demek yuttuk arabaşı gibi…
    Yozgat’ı değil ama verilen cezayı biliyor çoğu insan.
    Adam Yozgat’ı görmemiş ama bir işin altından çıkabilecek Çapanoğlu’nu,
    Ve Atatürk tarafından cezalandırılmış Yozgat’ı pekala biliyor.
    Eh biz de dillendirmişiz bu yalanı.
    İnanmışız zamanla.
    Atatürk iki kez geldiği Yozgat’a ceza vermiş güya…
    Güyalarla geldik bu güne…
    Ama ben bu gün bu yalanın, iftiranın üzerini bir kez daha çizmek o kutlu müstesna, o çok değerli güne 15 Ekim 1924’e gitmek istiyorum.
    Atatürk'ün 29 Ağustosta 1924’te Afyon’dan başlattığı Sonbahar Yurt Gezisi, Marmara'dan Karadeniz bölgesine, buradan Doğu Anadolu’ya uzanmıştı.
    Atatürk, Kayseri, Yozgat, Kırşehir'den sonra Ankara'ya dönüyordu. 15 Ekim 1924 yağmurlu bir gündü. Atatürk o gün Kayseri'den Yozgat’a geçecekti.
    Yozgat Valisi Aziz Bey, konukları almak üzere Kayseri'ye kadar gelmişti. Yağmur dinse mesele yoktu, hemen hareket edebilirlerdi.
    Ne var ki; yıllardır böyle bir yağmur görülmemişti. Bardaktan boşanırcasına yağıyordu. Yozgat’a otomobillerle gidileceği için yollardan endişe edenler vardı.
    Aziz Bey: "Yozgat halkı büyük kurtarıcıyı bu gün bu gece aralarında görmezse gözüne uyku girmez. Hareket edelim" dedi.
    Öğleden sonra hareket ettiler yol boyunca köylüler kurbanlarla bekliyorlardı.
    Toplulukları gördükçe arabasından inerek hatırlarını soruyor, dertlerini dinliyorlardı. Boğazlıyan ilçesinde kısa bir moladan ve Hükümet Binası balkonundan halkı selamladıktan sonra, yollarına devam edip, gece geç vakit Yozgat’a girdiler. Karşılama töreni yapılmaması istenildiği halde o gece yediden yetmişe çevre köylerden gelenlerle Yozgat ayaktaydı.
    Hem de yağmur altında..
    Gündüz beklemişler, akşamdan sonra geleceğini öğrenince dağılmamışlardı. Herkesin elinde bir fener vardı. Meydana koca bir ateş yakmışlardı. Birkaç yüz atlı şehrin dışında Atatürk’ü karşılayacak, Hükümet Konağı önüne gelecekti. Öyle oldu. Bir ışık seli Yozgat’a aktı.
    Atatürk, eşi Latife Hanım ve arkadaşları geceyi "Miralay Şerifbey Konağı”nda geçirdiler. Ertesi gün 16 Ekim 1924 sabahı Atatürk, doğruca beraberlerinde Yozgat Milletvekilleri olduğu halde, halkın alkışları ve "Çok yaşa Büyük Gazimiz" dilekleriyle yürüyerek Hükümet Konağına geldiler. Memur ve öğretmenleri kabul ederek, her birinden görevleri ve faaliyetleri hakkında bilgi ve izahat aldılar. Öğretmenlerle çeşitli ders programları hakkında görüş alışverişinde bulundular. İzahata göre, İlin 400 km ye varan yolları baştanbaşa tamire muhtaç bir haldedir. Yeniden 100 km yol yapılması gereklidir.
    İl dâhilinde sükûn ve asayiş yerindedir. Vakıflara ait emlakin yenilenmesi ve onarımına teşebbüs edilmiştir.
    Göçmenlerin durumu nispeten iyidir. Koskoca Yozgat Hastanesinde doktor olarak bir operatör var.
    İlçelerin hiçbirinde doktor yoktu. Atatürk, yanındaki milletvekillerine dönerek: "İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerdeki doktorları bütün milletin hayatı ve sağlığı ile ilgilendirmek çarelerini bulmalıyız. Bu böyle olmaz." dedi.
    İlin idaresinde gösterdiği başarıdanve izahattan dolayı, Vali Aziz Beye teşekkür ettiler. Hükümet konağından ayrılışlarında öğrenciler tarafından, milli şiirler okunmuş ve buketler verilmişti.Belediye'ye gelişlerinde, halk ve esnaf dernekleri tarafından samimi tezahürat yapılmış ve yüz kadar kurban kesilmiştir.
    Belediye'de, parti, şehrin ileri gelenleri, esnaf ve tüccar temsilcileriyle bir saatten fazla sohbette bulundular.
    Dile getirilenler memleket ihtiyacı idi. Herkes memleketin gelişmesi için, trenin Yozgat'tan geçirilmesini, tüccarlar iş Bankası'nın bir şubesinin açılmasını diliyorlardı.
    Gazi Hazretleri önleyici bir durum, fennen sakıncası yoksa arzularının yerine getirileceğini ve olmadığı takdirde, bir şube hattıyla bağlantı sağlanacağını vaat ettiler.
    Bu sırada Yozgatlı kadınlar, Latife Hanımla sıkı bir dostluk kurmuşlardı. Aralarında bir toplantı yaparak Latife Hanımı davet ettiler, bilişip görüştüler.
    Sonra da Latife Hanım'a: "Gazi Paşa bizim babamızdır.
    Kaç-göç tanımayız. Bizi O'na götür, ziyaret edeceğiz, elini öpeceğiz."
    Kadınların içtenlikle söyledikleri bu dileklerini Latife Hanım yerine getirdi.
    Halk gündüz davul ve zurna çalgılarıyla, gece de fener alayı düzenleyerek eğlenmişlerdi. Eğlenceleri izleyen Atatürk, 17 Ekim 1924 sabahı saat 8'de de Yozgat'tan ayrılarak Kırşehir'e hareket etti.