Yozgat’ta park sorunu var, bunu biliyoruz. Yozgat’ın ciddi ve halledilmesi gereken sorunlarından birisi de budur. Park sorununu çözebilmek için bir dizi tedbir almak durumundayız. Ana caddelerde ücretli park müsaadesi vermişiz. O da ayrı bir dert. Çünkü ana caddeler araçtan geçilemez olmuş.
Yozgat’în imar sorunu da var. şehir küçük bir alana sıkışmış kalmış durumdadır. Şehir merkezindeki büyük binalar çözüm mü? Elbette çözüm değil. Doğal yapısı bozularak büyük iş hanı kurulması planlanan Abide İş Hanı, Eser İş Hanı, Kardeşler İş Hanı ve Tol Çarşı içinden çıkılamayacak haldedir.
Bu iş hanları yapılıp şehre modern bir iş merkezleri olarak kazandırıldığında birçok şeyi halletmiş olacağız. Ancak buraları yeniden düzenleyebilmek için çok paraya ihtiyacımız vardır. ama düzenlenmesi de gerekir. Sebze halini ve otogarı da bu manada değerlendirmek zorundayız. Olur mu? İnşallah olur, ne diyelim, olmasın mı diyelim?
Bir kardeşimiz sitem etti, “Yozgat’ta gazeteci yok, köşe yazarı yok, duyarlı aydınlarımız yok” diyordu. “Derdin nedir kardeşim?” dedim. Hastane caddesini anlattı; “Bu çilemizi niye görmüyorsunuz!” diyordu. Araçların kaldırımlara park ettiğini iki taraflı yolu tamamen kapattığını, çocuklarının okula zor gittiğini ve kaza riski taşıdığını anlattı. “Gelin bakın tüm kaldırımları araçlar işgal etmiş” diyordu.
Hastane caddesi en az kullandığım cadde, ama bu kardeşim haklı bir çok yerde görüyorum ki, araçlar kaldırımlara park etmiş, yaya için yol bırakmamış. Bir de bu hastalığımız başladı; araçla kaldırımları işgal etmek! Şehrin bir çok yerinde buna rastlıyorsunuz. Kaldırıma park etmek mantıklı bir davranış değil. Yayaların hakkını çiğnemiş oluruz. Bir aracın kaldırıma park etmesinden dolayı yaya kaza geçirirse ve zarar görse bunun zararını kim karşılayacak? Oraya yanlış park etmiş olan aracın sahibi öyle değil mi?
Kaldırımlara araç park etmiş, “Yazın cezasını gözünün yaşına bakmayın” diyemeyeceğim. Neden mi? Nedeni belli. Birincisi Yozgat fakir bir memleket adam zar zor geçiniyor, onu da burnundan mı getirelim. İkincisi, “Park yeri var da biz mi park etmiyoruz kardeşim?”diye sitem edecek insan çok.
Çözüm ne? Çözümü şu; park sorununa el atmak, çareler aramak zorundayız. Ancak öncelikle yanlış park eden, kaldırımları işgal eden araçlar tespit edilmeli, iki, üç, dört, beş her neyse defalarca ikaz edilmeli ve kayda alınmalı. Belirli bir süreden sonra da para cezası yazılmalı. Hatta aracı oradan çekilip, park yerine götürülmeli ve cezası da tahsil edilmeli. Ancak bunun bir uygulama süresi olmalı (Yani iki-üç aylık uyarı süresi)
Adam ehliyet sahibi, hay hay. Yanlış parkı da bilmesi gerekir, o halde çeksin cezasını? Uygun yerlere parkı anlarım, şehrin belirli caddelerine araçlara ve yayalara park etmesine bir anlam veremiyoruz. Aracın ne işi olabilir ki kaldırımda? “Park yeri yoktu onun için kaldırıma park ettim” denemez.
Geçen gün aynı olayı ben de yaşadım. Normal kaldırımda seyrediyorum. Hava soğuktu, kafamı gözümü de kapamıştım. Pat diye önümüze bir araç. Kaldırımı işgal ederek park etmiş. Size neresi kalıyor, araçlara ait yol bölümü. Peki yola çıktığınızda bir araç çarpsa, kaza geçirseniz ne olacak? Polis kardeşim gelecek, “Ey yaya, senin taşıt yolunda ne işin vardı?” diyecek. Diyecek de, kaldırımda araç var. Sorun işte burada.
Hastane caddesini şikayet eden ve “Çocuklarımız okula gidip gelemiyor, elinden biz tutup götürmek zorunda kalıyoruz” diyen kardeşim haklı! “Bunları yazmıyorsunuz” sitemine ise katılmıyoruz. Vatandaşımızın da duyarlı davranıp, gerekli yerlere şikayetini yapması gerekiyor. Alın plakasını, şikayet edin, çekin fotoğrafını ilgililere gönderin, uyarılmasını isteyin. “Görev hepimizin, güzel kardeşim!..