Geçtiğimiz hafta yaşanan olaylar, toplum olarak ne kadar tahammülsüz bir hale getirildiğimizin en açık göstergesi oldu.
Berkin Elvan'ın ölümünün ardından başlayan olaylar daha süreceğe benziyor.
Berkin’in ölümünün ardından başlayan olaylar silsilesi o kadar büyüdü ki okyanus ötesinde, New York Times gazetesinin tam sayfa ilanlarına kadar taşındı konu…
Berkin’den sonra İstanbul’da terör örgütünün hedefi olan Burak Can Karamanoğlu genç yaşta yaşamını yitirdi.
Özellikle Berkin Elvan için ülke çapında binlerce kişi sokaklara dökülürken, ajanslar bu birkaç gün içinde şehit olan polislerin haberlerini geçiyorlardı.
Polisler ve polis yakınları “Sessiz olun, polisler şehit oluyor!” sloganlarıyla seslerini sosyal medya üzerinden duyurmaya çalıştılar.
Bu ortamda genç-yaşlı, görevli-görevsiz yaşamını yitiren insanların acılarını yarıştırmak, bu acıları siyasete malzeme yapmak akıl işi değil.
Özellikle kutuplaşmanın zirve yaptığı günümüzde, böyle bir ayrışmaya zemin hazırlamak, toplumun sinir uçlarını kaşımak kimseye fayda getirmez.
Ölen gencin ekmek almak için mi, yoksa sapanıyla tomaya taş atmak için mi evinden çıkmasından ziyade bu olayları kışkırtanların, gerilimi tırmandıranların hesaba çekilmesi gerekiyor.
Polis neden oradaydı? Toma ne için gelmişti?
Sokakta başlayan olaylar olmasaydı ne polislerimiz şehit olurlardı ne de bu gençler yaşamlarını yitirirlerdi.
Burada suçlu ararken mantığı yitirmemek gerek.
Acıları yarıştırmak dedik, bu ne kadar mümkün olur ki..? Acılar hiç yarıştırılır mı?
Sen vaktiyle şuna ağladın, buna üzüldün.
Bu öldü eylemci oldu, sonraki de şehit oldu…
Böyle sürüp gidiyor eleştiriler. İnsanların samimiyetleri sorgulanıyor. Niyet okumaları yapılıyor.
Komplo teorileri geliştiriliyor vesselam.
Bizi alıştırdılar buna.
Bu ülkede yaşanan gerilimlerden beslenenler var.
Yeri gelmişken, “30 Mart'a yaklaştıkça provokasyonların yoğunlaşacağı anlaşılmaktadır. Önümüzdeki günler her türlü tehlikeye açıktır” diyen MHP Lideri Bahçeli’nin söylediklerine katılıyorum.
Liderlerin bu konuda ağız birliği yaparak, sağduyulu açıklamalarda bulunmaları şart. Provokasyonlar ve ardından verilen kayıplar siyasete malzeme edildiği sürece olan yine bu ülkeye olur, bizlere olur.
Acılarla yoğrularak kurulan bir ülkede acıları yarıştıramazsınız.
“Ateş düştüğü yeri yakar” demiş atalarımız.
Bugün ateş Türkiye’ye düşüyor…
Dün de biliyorduk belki ama bugün emin olduk. Kim kimdir? Kim hangi hesapla ölüleri saymakta…
Ve kimler kayıpların hakemi kesilmekte…