Geçmişten bugüne o kadar fazla emektar dirsek çürütmüş ki bu sütunlarda, bazen ilk anda ismini hatırlayamadıklarım oluyor.
İşte bu nedenle İleri’yi bir okul gibi görüyorum. Sektöre çok sayıda eli kalem tutan insan kazandırmış ve bugün de halen kendi yetiştirdiği insanların emekleri ile yoluna devam ediyor.
99’da babam Rasim Kayhan’ı ebediyete uğurladığım günden bu yana amcam Mükremin Kayhan ile birlikteyim.
Fakat İleri ile tanışmamız daha öncesine dayanır.
Malum, çocukluğumdan beri teknolojiye meraklıyım. Lise yıllarında Seyfi abiye teknik destek verirdim.
Geçmiş zaman işte…
* * *
Yazımın başlığı için 10 yıl öncesinden alıntı yaptım. 2005 yılında “38'inci yılı arşivliyoruz!” manşeti ile çıkmışız bundan tam 10 yıl evvel. E-posta hesabıma girip “İleri yıldönümü” diye aratınca karşıma çıktı.
Daha dün gibi oysa…
İleri Gazetesi’nin 1 Haziran 2005 tarihli nüshasında, yani İleri’nin 39’uncu yaşını kutladığımız o gün yayınlanan yazımdan bir bölümü sizlerle paylaşıyorum:
“… Bizim derdimiz yereldir. Çünkü bizim işimiz de yerel. Yerel bir gazetede çalışıyoruz. Bulunduğumuz yerin, yani Yozgat'ın gazetesiyiz.
Yozgat...
Yozgat küçük bir şehir. Kimine göre ise şehir olma yolunda büyük adımlar atan dev bir kasaba. Ben Yozgat'ı seviyorum. Çünkü Yozgat benim hem doğduğum, hem de doyduğum yer. Her şeyden önce memleketim.
Arada bir eleştirsek de kopamayız. Yozgat'tan gitsek, ya bir ayağımız ya da aklımız hep burada olur.
Sevdiğim yerde, sevdiğim bir işi yapmak beni mutlu ediyor. Hele de sevdiğim işin baba mesleği olması beni ayrıca gururlandırıyor.
Bu gazete için uykusuz kalan, her şeyinden fedakârlık eden, dirsek çürüten, kısaca emek veren tüm arkadaşlarıma teşekkürü bir borç biliyorum. Onlar her şeyin en güzelini hak ediyorlar.
Allah, hep birlikte nice yıllar nasip etsin. İyi ki varsın İleri…”
On yıl evvel de yazmışım işte, yine yazıyorum.
Aynı heyecanla, aynı umutlarla, dikleşmeden dik durarak, eğilip bükülmeden yazıyorum.
Hayat tozpembe değil tabi ki!
Zaman içerisinde mutlulukların yanı sıra üzüntülerimiz de olmadı mı? Hayal kırıklıklarımız, pişmanlıklarımız, acılarımız…
Velhasılıkelam, iyi günde, kötü günde hep birlikteydik, halen birlikteyiz!
* * * 
Düsturumdur; çözebileceğim düğümü kesmem.
Bu düsturla yoluma devam ettim, ediyorum.
48’inci yılı arşivlemenin mutluluğu ile dün olduğu gibi bugün de “İyi ki varsın İleri” diyerek bir yazıyı daha noktalıyorum.
Ne mutlu…