İnterneti biraz kurcaladım ama karşıma bilindik şeyler çıktı.
“Lüzumsuz, işe yaramaz kişiler hakkında kullanılan bir ifade.”
“Zurnada en az kullanılan delik”
“Zurnanın en altındaki, hiç kullanılmayan delik. Parmakla basılıp üflendiğinde seste pek değişiklik olmaz... Zurnayı icat edenin bir bildiği vardır ama... Bir şey çalarken o delik olsa da olur... olmasa da.”
Bu açıklamalardan fazlasını bulamadım.
Varsa daha fazlasını bilen lütfen ulaştırsın bana.
Nereden çıktı zurnanın son deliği hemen izah edeyim.
Zurnanın son deliği Ak Parti Milletvekili Mehmet Çiçek'in kahvaltı masasından çıktı.
Bir gün önce sabah kahvaltısında Milletvekili Çiçek'in davetlisi olduğumuzu söylemiştim.
Köy Hizmetleri Tesisleri'ndeki kahvaltıya Yazı İşleri Müdürümüz Seda Hanım'la katıldık.
Ak Parti'de il başkanlığına aday gösterilen isimlerin de yer aldığı bir sabah kahvaltısıydı.
Havadan sudan, biraz siyasetten biraz Yozgat'tan samimi ortamda bir kahvaltının sonlarına doğru bir zurna ve son deliği muhabbeti peydah oldu.
Sanırım İhsan Civelek'i Yozgat'ta tanımayan yoktur.
Yozgat'ta esnaf hayatına ve gazetecilik mesleğine yıllarca emek vermiş bir büyüğümüz.
Milletvekili Çiçek'in davetine bizim gibi katılan gazetecilerden birisi de Civelek'ti…
Kahvaltı masasına oturduğumuz an Milletvekili Çiçek, sohbetin ilk kıvılcımını çaktı.
Karşılıklı sohbetin sorulara döndüğü bir bölümde siyasete ve Ak Parti'ye dair özel konularda gündeme geldi ilk kıvılcım.
Ak Parti'nin ortaya koyduğu başarıdan bahsederken İhsan Civelek, nasıl olsa Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi anlamda bir çok şeyi hallettiğini, yani partiyi sürükleyici bir rüzgar olduğunu ifade etti.
Eminim Ak Parti milletvekilleri sıkça duyuyorlardır bu ifadeyi.
Kimse son delik muhabbeti yapmasa da 'Tayyip Erdoğan rüzgarı'nı saklamıyordur.
Ak Parti Milli Görüş kimliğinin yenilikçi kanadı olarak doğmuş olabilir,
Kurucu bir ekibi vardır ve bunlardan bir tanesi Sayın Mehmet Çiçektir, ama sonuçta bir gerçek vardır, o da Recep Tayyip Erdoğan.
Erdoğan'ın cezaevine girme sürecinin ardından gelişen olaylar bu günkü Ak Parti profilini belirleyen yegane etkenlerdir aslında.
Gazeteci büyüğümüz İhsan Civelik'in laf arasında sarf ettiği bu söz üzerine milletvekillerini (espriyle karşılayarak) “Yani zurnanın son deliği misiniz” anlamında yorumlayan Sayın Çiçek, buna rağmen 10-15 dakikalık bir izahatta bulundu.
Milli Görüş kimliğine sahip o dönem halen mensubu oldukları siyasi parti görevdeyken, kendisinin ve genel başkanlarının da arasında bulunduğu 20 küsür kişinin akşamları toplantılar yaptığını,
O toplantıların organizesini yapan Recep Tayyip Erdoğan'ın fikirlerinin dahi yapılan oylamalarda kabul görmediğini söyleyerek aslında parti içi demokrasiye sahip olduklarını,
Yani tek başına Tayyip Erdoğan rüzgarının değil Ak Parti'nin bir vücut olarak bu günkü başarıya sahip olduğunu özellikle vurguladı Sayın Çiçek.
Bu açıklama karşısında İhsan Civelek şu açıklamayı yaptı: “Sayın Vekilim zurnanın son deliği aslında önemli bir deliktir, o delik olmadan zurnanın sesleri doğru çıkmaz…”
Samimi ortamda gerçekleşen vekil kahvaltısındaki küçük bir sözün gelebileceği bu noktada sanırım İhsan Civelek en doğru açıklamayı yapmıştı.
Aslında zurnanın son deliği parti içi demokrasiyi hatırlattı orada bulunan siyasetçilere.
Parti içi demokrasi lidere kayıtsız, şartsız biat etmek,
Doğru dediğine doğru,
Yanlış dediğine yanlışa sorgusuz sualsiz tabi olmak mı?
Türk siyasetinde lider ve ekibi arasında kim ne kadar inkar ederse etsen böyle bir düzen hakim.
Ak Parti'de de ne kadar kabul ederseniz ya da etmezsiniz bilemiyorum ama bir gerçek var ki, lider ne derse o!...
Parti içi demokrasi Ak Parti'yi iktidara taşımış, parti misyonunu bu günkü haline getirmiş olabilir ama Erdoğan rüzgarı ve üstlendiği rol tek sesli bir yönetim tarzını doğurmuştur.
Şimdi dönelim bizim kahvaltı masasına.
Aslında İhsan Civelek, Ak Parti milletvekillerinin muzdarip olduğu ama yüksek sesle ifade edemediği bir konuya temas etti.
Milletvekili Mehmet Çiçek ne kadar kabul etmese, parti içi demokrasiden bahsetse de zurnada bir son delik var.
Siyaset ekip işiyse ve bunda en büyük rol vekillerdeyse zurnada son delik aramaktan çok önemli olan diğer deliklerle aynı senfonide olmak önemli olan sanırım.
Zurnanın son deliğine neden bu kadar taktığımı bende bilmiyorum ama sanırım kahvaltı sofrasında üzerinde fazla durulmasının etkisi…
BOZOK’TA SEÇİM RÜZGARI
Ak Parti il başkanını nerede arıyor?
Ak Parti'de il başkanlığı için sözü edilen isimleri bir kere daha hatırlayalım;Ak Parti il başkanını nerede arıyor?
Avukat Fahri Açıkgöz,
Ali Açıkgöz,
Ertuğrul Bölükbaşı,
Turgay Kargı…
Gözler bu isimlerin üzerine odaklanmış duruyor durmasına ama Ak Parti'den yükselen sesler sanki dışarıdan farklı bir isimin arandığı yönünde.
Dün akşam Ak Parti kurmayları il başkanlığı konusunu görüşmek üzere bir araya geldi.
Hararetli bir toplantıda il başkanı kim olura farklı farklı seslerin yükseldiği şeklinde söylentiler ta bize kadar ulaştı. İsimleri şuan burada saysam şaşkınlıktan ağzınız açık kalır.
Kimileri eskilerden isimler telaffuz etmiş, kimileri ise dışarıdan olsun il başkanı için.
Ak Parti'de il başkanlığı makamının pazarlık konusu edilmesi bir hayli enteresan.
Şimdiden kendini il başkanı gibi gören simalara da yakında tanıklık ediyoruz.
Giyimi, kuşamı, duruşu ile 'İl başkanım benim' diyor demesine ama işte son söz genel merkezde.
Orayı sağlam tutan kazanır.
Açıkçası Pazar günü Yozgat'a gelecek genel merkez yetkililerinin yapacağı anketin çok da önemli olduğunu düşünmüyorum.
Geçmişte bunun örneklerini görmedik mi?
Temayül A dedi, genel merkez B'de karar vermedi mi?
Verdi verdi…
Yarın da öyle olursa hiç şaşırmam.
Siz de şaşırmayın derim.
Ak Parti il başkanını dışarıda araya dursun, içerideki ses dışarıya çok yüksek geliyor.