İLERİ imtiyaz sahibi, dostumuz Mükremin KAYHAN, bir akşamüstü aradı. Hal hatırdan sonra “Abi Saygı abiyide alıp, istediğiniz bir yerde, yemek yiyip sohbet edelim.”
Mükremini kırmak ne kelime, ertesi güne randevulaştık. Çankaya da bizim eve yakın bir restaurant’da buluştuk. Bizim ev civarını seçmeleri de, ağabeylerine bir jest tabii ki… 
Kardeşim Saygı’nın Yerköy, Yozgat İlerideki ilk günleri, destansı bir anlatımla, masamızın kulaklarını! epey çınlattı. Memleket sevdası hiç sönesi değil. Ne kadar zaman geçerse geçsin, her daim yeniden alevleniyor.
Zaten bizim Saygı’nın doğa, kuzu sevgisi hep tazedir.
BUZLAR ÇÖZÜLMEDEN
Evet buzlar çözülmeden “Cevat Fehmi Başkut.”Bozok Yaylasıyla kucaklaşmak pek olası olmaz dedim. Saygı’da “Sarı çiğdem çıksın hele” dedi.
ZEYNEP GÜVEN GELDİ
Fahri abim dede oldu. Sordum nasıl bir duygu? Gözleri buğulanıp, “Anlatılamaz” diye cevapladı. Dede olmak gençlik aşısı gibi gelmişti, Fahri ağabeyimize… Zeynep’in annesi Özge, Fahri abimin kızı. Damadı Levent Güven. Güven hastanesinde, Dünyaya geldi
Zeynep Güven…
Zeynep bebeği dört gözle bekledik. Öyle uğurlu geldi ki, sert kışı eliyle itip, 1 Nisan baharına kavuşturdu hepimizi. Annesi Özge’nin amcalarını, Refik, Fevzi, Saygı, Salim, yengeleri Sadet, Yüksel, Mualla, halaları Güler, Gülay, kuzenleri Esin, Övünç, Emre,
Yusuf, Elif ve biricik Can teyzesine sevinci, mutluluğu bir arada yaşattı.
***
Zeynep geldi. Buzlar çözüldü, sarı çiğdem açtı. Bozok Yaylası gelinliğini giydi. Gitmek içinde, gel Mükremi’nin tatlı dilinden kurtul. “Ağabeylerim, arabayı ben kullanırım. Bir iyicene turlar geliriz Yozgat’ı, Sorgun’u, Ağabucağı.” Olur dedik. Ya nasip… Gezi programı kardeşim Saygı’nın, Televizyon, gazete ve iş yoğunluğuna odaklı olduğundan, “hadi” dediğinde, akan suları durdurur! düşeriz yola. 
***
ANADOLU BASINI
Mükremin, Anadolu basınını anlattı. Pür dikkat dinledik. A’dan Z’ye çile. Tek kelime;
Allah tüm Anadolu basınının yardımcısı olsun.
Ne deyim, ne yazayım ki, Anadolu’da gazete çıkartmak, adamın anasını değil, yedi sülalesini ağlatır.