YOZGAT, Türkiye'nin önemli tarım bölgelerinden birisi. Tarım alanlarının büyük bölümünde ise hububat ve baklagil ekimi yapılıyor. Yozgat yıllarca hububat alanlarına ciddi oranda zarar veren süne ve kımıl haşeresiyle mücadele verdi. Havadan, karadan ilaçlama yapıldı. Sonrasında biyolojik mücadeleye geçildi. Sonuçta alındı ama bir ihmallik yeniden haşereyi gündemimize soktu...
Ekili alanlardaki buğday başaklarındaki özyusu emerek hayatta kalan süne, tahılın verimini yüzde 90'a kadar düşürüyor. Sünenin verdiği zarar sonucunda tarladan toplanan ürünlerin bir bölümü yemlik olarak kullanılırken diğer bölümü çöpe atılıyor. Çiftçinin bir yıllık alın teri, emeği, harcaması hepsi sünenin verdiği zararla heba olmaktadır. Buna izin vermemek için yıllara dayalı mücadele yapıldı, sonuca ulaşıldı...
Geçtiğimiz yıla kadar süne konusu önemli düzeyde gündemimizden çıkmıştı. Zaman zaman süne lokal olarak karşımıza çıkmasına karşın, bulunduğu alanda mücadele verilip, imha ediliyordu. Dönem içerisinde yapılan alan taramaları ile alanlardaki popülasyon belirlenip, ilaçlama yapılıyordu. Ama geçen yıl olmadı, yapılamadı. Bunun şimdi ceremesini çekiyoruz, hep birlikte...
Geçen yıl kurak bir yıl oldu. Belirlenen alanlarda ilaçla mücadele yapılması istendi. Çiftçi, 'ürün yok, boş yere masraf yapmanın da anlamı yok!' deyip, uyarıları dikkate almadı. İlaçla mücadele yapmadı. Geçen yıl ilaçlama yapılması gereken alanlarda mücadele çalışması yapılmayınca sünenin popülasyonu arttı. Hemde tahminlerimizin de ötesinde. Şimdi 7/24 esasına dayılı olarak nöbetlerdeyiz. Sünenin tarım alanlarına zarar vermemesi için mücadele ekiplerinin izinleri bile iptal edildi. Çiftçiye düşen görev, tarım ekiplerine yardımcı olmak, destek vermek...