Zira Yüce Allah’ın takdiri inanan her insan için bir kader nişanesidir.
Bu çerçeveden bakınca bir çocuğun annesiz, babasız doğması…
Ya da hayatın belirli bir bölümünde birinden ya da her ikisinden de bir şekilde yoksun, ayrı ve uzak kalmasının ardından sonraki yaşamını kimin yanında sürdürecek olması çok da önemli değildir aslında.
Anne ve babanın olmadığı bir dünyada en yakın akraba da olsa gidenin yerini hiçbir zaman dolduramaz.
İnsan, evlat sahibi oluncaya kadar her iki duygunun da nasıl bir şey olduğunu bilemez, kestiremez nasıl bir ruh haline bürüneceğini.
Sözün kısası sevgili Yozgatlılar, annesiz ve babasız yaşam bu dünyadaki eksikliğin, yoksulluğun, kimsesizliğin, muhtaçlığın, özlemin, hülasa hasretin ta kendisidir.
Kimsesizliğini bir şekilde devlet şefkatinde, yani yurtlarda geçirmiş olanların durumu daha da farklıdır.
Onların eksikliği, yoksulluğu, kimsesizliği, muhtaçlığı ve özlemi aldığı her nefeste katbekat artmaktadır.
Devlet şefkatinden hiçbir zaman mahrum kalmasalar da hayat onlara çoktan öğretmiştir anne ve babanın yerini kimsenin dolduramayacağını.
Adlarını ‘Yurt çocuğuna’ çıkaran, kim bilir belki de kıyamet kopuncaya kadar bu adla anılmalarına yol açan şeyin ta kendisi yüreklerindeki özlem…
Gözlerini açtıklarında, akılları henüz yetmeye başlarken dört duvarı, yurtlarını evleri bilen bu çocukları maalesef toplum ‘Yurt çocuğu’ olarak gördü her daim.
Önceki gün YURT-AY Derneği Başkanı Hakan Çeliksoy, oldukça duygusal, mesaj yüklü bir açıklama yaptı.
Bu gün gazetemizde haber olarak da okuyacağınız açıklamada yurt çocukları üzerine vurulan ‘Kavgacı, katil, tinerci…’ gibi benzer olumsuzluklara karşı bir isyan, tepki vardı.
Özellikle Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi bölgesinde geçtiğimiz hafta meydana gelen cinayetin de yurt çocukları üzerine atılmak istenildiğine dikkat çeken Çeliksoy’un şu sözleri oldukça dikkat çekici:
- Her olumsuzluğun ve sıkıntının peşinden anında suçlu ilan ediliyoruz.
Yurt çocukları olarak zaten hayata bir sıfır eksik başlamış bizleri bu çok üzmektedir.
Nedir bu kin?
Nedir bize duyulan bu nefret?
Yozgat hariç, ülke genelinde yoktur bu dışlama. Topluma entegre olmuş, hayatla mücadele etmeye çalışan buruk yüreklere sahip çıkılmalıdır. Bir kaç münferit olayın girdabına atılmamalıdır “Yurt Çocukları…”
Ben Hakan Çeliksoy ve onun gibi bizim tabirimizle birçok yurt çocuğu ile yıllardır arkadaşlık yaparım.
Kimiyle kurduğum muhabbet arkadaşlıktan öte kardeş gibidir.
Çoğu insanda görmediğim dostluğu, samimiyeti onlarda gördüm demekten zerre çekince duymuyorum.
Bu gün yurt çocukları diye tabir ettiğimiz insanların dünyasındaki o samimiyet paranın satın alamayacağı kadar değerli…
Birbirlerine olan bağlılıkları bir birleri için ölümü göze alacak kadar kuvvetli… Ki, onlar vatan ve millet mefhumuna da ölümü göze alacak kadar bağlı,
Milli ve manevi değerler noktasında örnek olabilecek kişiliğe ve karaktere sahipler.
Suça yakın olanı, kavga edeni, küfredeni yok mu, var…
Var olmasındaki abeslik nedir Allah aşkına…
Çıkın sokaklara küfür kokuyor,
Caddeler her an kavgaya hazır beli bıçaklı insanlardan geçilmiyor,
Yani her an bir yerde bir kavgaya karışma olasılığınız -siz istemeseniz de- yüzde 50’den fazla…
Allah aşkına gidin bakın o beli bıçaklı, satırlı, heran kavgaya hazır insanların menşeinde yurt çocuğu mu yazıyor?
Bu gün Yozgat’taki suç oranında yurt çocuğu diye tabir ettiğiniz insanlar mı ön planda, yoksa…
Günümüz dünyasında aile yapıları öyle değişti ki,
Bir anne altın günü için, ya da dedikodu programları, veyahut dizilere ayırdığı vaktin kaçta kaçını çocuğuna ayırıyor.
Bakın çocuğunuza aldığınız afilli, markalı kıyafetlerden veya pahası üzerinde yiyeceklerden bahsetmiyorum.
Annelik ilgi ve alakasından…
Peki ya babalar…
Hanginiz otomobilinize ayırdığınız vaktin kaçta kaçını evladınıza ayırıyorsunuz.
Sahi çocuğunuzla en son ne zaman konuştunuz?
Bizim aile yapımız dahi bir birinden kopmuşken devlet şefkati ile yetişmiş insanlara birde ‘yurt çocuğu’ yaftası vurup, kavgacı ilan etmek, iftiradan başka ne olabilir ki?
Kavgaysa bunu herkes yapıyor…
Küfürse en alası var Yozgat sokaklarında…
Bunların tek sahibi yurt çocuğu değil bunu bilmek, görmek gerekiyor!
Ben Yurt-Ay Derneği Başkanı Hakan Çeliksoy’un basın açıklamasını başından sonuna büyük bir dikkatle okumanızı tavsiye ediyorum.
Çünkü haber sayfamıza da noktasına, virgülüne dokunmadan yayınladım…
Onlar yurt çocuğu ama bu yurdun çocuğu…
Bu vatanın yetiştirdiği, bizim evlatlarımız, kardeşlerimiz.
Karalayarak, iterek, kakarak, soyutlayarak değil, küçük bir tebessümle kazanabileceğimiz kocaman bir dünyaları var…
Koskoca bir dünya…
YOZGAT RÜZGARI
Tebrikler BMD’ye…
Bu topraklar üzerinde para kazanıp, bu toprağın insanları üzerinden isim yapıyorlar.
Ama öyle bir işe kalkışmışlar ki tebrik etmemek elde değil.
Ünlü giysi markalarının bir araya gelmesiyle kurulan Birleşmiş Markalar Derneği, kısa adı BMD, Yozgatlı 10 çocuğu kıyafet yardımında bulundu.
Bu sadece Yozgat’a has bir durum değil.
Türkiye’nin pek çok yerinde ihtiyaç sahibi öğrencilere gönderildi yardımlar.
Öyle eften püften modası kaçmış şeyler değil gönderdikleri,
Kışlık kaban, ayakkabı, kazak, bot, elbise ve çoraptan oluşan bir paket!
Daha önce 5 bin öğrenci planlanmış Yozgat için…
Ama tespit edilen öğrenci sayısı 10 bini bulunca Yozgat Valisi Necati Şentürk’ün de girişimleri ile yardımlar 10 bine ulaşmış.
BMD’yi temsil eden markalar bu talebe ‘Hayır’ dememiş.
Eğitimin her çocuğun hakkı olduğu gerçeğinden hareketle bu tür toplumsal dayanışmaların kurumsal olarak da gerçekleşmesi hakikaten önemli bir durum.
O yüzden BMD’ye Yozgatlılar adına bende teşekkür etmek istedim.
Her marka ve servet sahibi insana örnek olması dileğiyle…