Onlar küçük kıyametin yaşandığı anların birinci elden şahidi…
Onlar Yozgat’taki depremin ta kendisi.
Van depremi sonrası evsiz kaldığı için çetin kış şartları altında çadırda yaşam mücadelesi veren insanların bir bölümü Türkiye’nin dört bir yanına dağıtıldı.
Yozgat da bu illerden bir tanesi…
Van’da depremin korku dolu anlarını yaşamış, ölümle-kalım arasındaki ince çizgiye bizatihi şahit olmuş depremzede ailelerden bir bölümü Yozgat’ta.
Van depreminde yakınlarını kaybedenlerin yüreklerindeki yangın kor misali.
Durduğu yeri yakıyor.
Zararın cana değil de mala gelmesinin tesellisini yaşanları da yoksulluk ve kış vuruyor.
Bu öyle bir vurgun ki çaresizliğin ta kendisi.
Allah devlete, millete zeval vermesin.
Yozgat’a gelen Vanlı ailelere devlet de millet de kucak açmış durumda.
Ailelerin ihtiyaçları tam manasıyla giderilmiş değil ama insanların samimi ve içten yaklaşımları moral olmuş depremzedelere.
Hafta sonu deprem sonrası Yozgat’a gelmiş Vanlı Aydın Ailesi’nin misafiriydim.
Aydın Ailesi’nin durumu biraz farklı.
Onlar Yozgat’a hiç ama hiç yabancı değiller.
Bundan 12 yıl önce Aydın Ailesi’nin babası Niyazi Aydın iş için gelmiş Yozgat’a.
İşini kurmuş, dostlukları, arkadaşlıkları olmuş.
Yozgatlılar da onu bağrına basmış.
Bir zaman sonra baba ocağına gidip köyünde (Van’ın Gövelek Köyü) hayvancılık yapmaya karar verip gitmiş.
5 yıldır baba ocağında hayvancılık yaparken o melun olay, deprem bir gece gelmiş evini yıkmış.
Ailesinde bir zarar ziyan yok ama Yozgat’ta yıllarca alın teri ile biriktirdiği parayla aldığı 50 büyük baş hayvanı telef olmuş.
Haliyle evin geçim kaynağı, rızk kapısı evle beraber yok olmuş.
Aydın Ailesi’ne göçün yüzü bir kere gözükmüş, Niyazi Aydın’ın ağabeyleri İstanbul’un yolunu tutmuşlar.
Yozgat’ta geçen 12 yıllın verdiği samimiyetle Niyazi Bey Yozgat’a dönmeye karar vermiş.
Bu gün Yozgat’ta bir evi var, yuvası var.
Gerek Valiliğin gerekse hayırsever işadamı ve vatandaşların desteği ile yuva kurmuş.
Kader Aydın Ailesi’ne yıllar sonra bir kez daha Yozgat’a dönmeye mecbur kılmış.
Yarına dair yapılan hesaplar gün gelir öyle bir bozulur ve şekil değiştirir ki, ancak bu kadar olur.
Cumartesi günü de kadere dair konuşmuştuk ya, bir gün uyandığınızda hayatın başka sahnesinde, bölümünde farklı bir senaryoyla bulabilirsiniz kendinizi.
Aydın Ailesi’nin ki de tıpkı böyle olmuş.
Evlerinde şükür çok ciddi sıkıntıları yok.
10 kişilik bir aileye göre küçük bir ev ama buna da şükür diyebiliyorlar.
Yalnız Niyazi Bey iş bulamazsa insanların yardımlarına bağlı bir hayat yaşamak zorunda kalacak.
Belki inanmayacaksınız Aydın Ailesinden hiç kimse halinden şikayetçi olmadı.
‘Nedir eksiğiniz, söyleyin’ dediğim de ‘hiçbir sıkıntımız yok’ yok yanıtı alabildi, eksiklerine ve ihtiyaçlarına rağmen.
Tok gözlü, tok gönüllü bir aile Aydın Ailesi.
Onlar verilecek bir iş imkanı ile kendi ekmeklerini kazanma derdindeler.
Van’dan Yozgat’a veya Türkiye’nin dört bir yanına giden insanların hikayeleri farklı farklı.
Bir anda değişen hayatlarına yeni bir şekil, yeni bir düzen vermeye çalışıyorlar.
Bu gün Van’dan Yozgat’a gelmiş onlarca aile var.
Yozgatlı’dan yana bir şüphem yok…
Yozgatlı misafirperverliğini, düşene, ihtiyacı olana sahip çıkma noktasında merhamet dolu yüreğini eminim ki samimiyetle ve sonuna kadar açacaktır.
Aydın Ailesi ile sohbetimde şuna bir kez daha şahit oldum, bu milletin harcı özünde karılmış.
Bu öyle bir harç ki, dün Türk-Kürt söylemleri ile sözde bölücülük yapmanın gayreti olanların ki beyhude.
O bölücülüğü dağlara taşıyanlar ise üç beş çapulcudan başkası değil.
Bir küçük kıvılcımla ülkeyi yakmaya çalışıp, ateşi de Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki insanların eline vermeye çalışıyorlar.
Ama çabaları boş, boştan çok daha öte…
Millet olarak ayrılmaz bir bütün olmuşuz kalplerde.
Toprağı ayıran, canları koparan, hayatları değiştiren deprem yeni umutları, yeni birliktelikleri ve kardeşlikleri yeşertiyor ne garip değil mi?
YOZGAT RÜZGARI
Hayret, Zararsız Yozgat’a gelmiş!
Birileri Yozgat’ı hatırlamıyor, bulunduğu makamı Yozgat’ın hayrına kullanmıyorsa kusura bakmayın ama ‘Yeter artık pofpofculuğun gereği’ yok derim!Hayret, Zararsız Yozgat’a gelmiş!
Tamam bizim Yozgatlılar diğer memleketlerin ağabeyleri gibi kendi memleketine ayrıcalık (!) yapmayı beceremiyor.
Eşine, dostuna, akrabasına, yoldaşına, kandaşına ayrıcalık yaparlar ama memleketine geldi mi adalet terazisi ne hikmetse bir anda devreye girer.
Sizi bilmem ama ben bu işe bozulmaya başladım.
Eğer zat-ı muhterem her kimse memlekete faydası yoksa tamam saygı göster ama pofpoflama gereksiz iltifatlarda buluma.
Mehmet Emin Zararsız.
Bir kere olsun yüz yüze gelmiş değilim…
Ama şunu biliyorum ki yıllardır Ankara’da hatırı sayılır makamlarda bulunmuş bir siyasetçi.
Bir ara Yozgat milletvekilliğine niyet etti ama nedense geri adım attı.
En son SGK Başkanıydı Sayın Zararsız.
Şimdi Milli Eğitim Müsteşarı…
SGK Başkanıyken Yozgat’a bırakın hayrının dokunmasını normal, gelmesi gereken SGK yatırımları dahi kesildi. Yeni hizmet binasını yaptırıncaya kadar verilen mücadeleyi çok iyi biliyorum.
Üstelik SGK başkanı bir Yozgatlıy’ken…
Bu gün Yozgat’ın milli eğitimi adına kaygılıyım ne yalan söyleyeyim.
Zararsız Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı olduysa yazık Yozgat’ın haline.
Yozgat’a okul açılışına bir kere geldi, kim bilir ikinci ziyaret kaçıncı yüz yıla olur…
Ama bir tavsiyem var Zararsız’a, Yozgat’a ayrıcalık tanıma ama lütfen gelenin yolunu değiştirme …
Yani kâr’ını bıraktık, zararlı olma!
Zatı alinizin başımızdan üstünde yeri var, çünkü biz Yozgatlıyız her şeyi sineye çekeriz.
Ama bu halimize bakıp da hizmetlerinizden memnun olduğumuzu düşünmeyin, yanılırsınız!