Havaların ısındığı, yağmurun biraz fazla yağdığı,
Yada tipi, boran, kar'ın şehri çepeçevre sardığı günlerde bu işkence daha da artıyor.
Yozgat oluyor işkence hane.
Kulağı tırmalayan, göze hoş gelmeyen, insanı gıcık eden 'işkence' bölümü inanın yüzlerce deneyin ardından ortaya çıktı.
Şehir iki dağın arasında, planlama da gelişi güzel olunca sıcak yaz günleri Yozgatlı için işkence oluyor.
Allah'tan üniversite ve Polis Meslek Yüksek Okulu öğrencisi yaz tatilinde.
Bu yaz Yozgat'a gelen gurbetçi sayısı önceki yıllara nazaran bir hayli fazla.
Gurbetçilerin de gelmesi ile şehir trafiği hallaç pamuğuna dönmüş durumda.
Ben şehir trafiğinden geçtim, ne yapsak ne etsek düzelmez oğlu düzelmez.
En azından park sorunumuz olmasa.
Şehir merkezi neresi deseler; hiç düşünmeden saat kulesi, Cumhuriyet Meydanı güzergahını gösterirsiniz değil mi?
İl Özel İdaresi binasının olduğu güzergahta şehir merkezi bölümüne giriyor.
Özel İdarenin olduğu Güneş Sokaktan başlayın Yukarı Nohutlu Mahallesi'ne doğru çıkın. Sakarya Caddesi de dahil…
Sokakların tamamı, ara sokaklar, apartman önleri, çocuk oyun alanları,
İnsanların yürüyeceği kaldırımlar, ters yol, düz yol tamamı araç dolu.
Özellikleri Salı pazarı yoğunluğunun olduğu günlerde.
Mesela dün…
Adım atacak yer yoktu bu sokaklarda.
Park eden de mi suç, park alanı yapmayanda mı?
Otomobil kullanmak için ciddi bir ustalık belgesine sahip olmanız gerekiyor Yozgat'ta.
Yaya olmak demek yaya kaldırımlarının size ait olduğu anlamı taşımıyor bu şehirde.
Yollardaki yaya geçitlerini ise hiç saymıyorum, kural tanımaz şoförler oraları çoktan parsellemiş durumda.
Son birkaç yılda birkaç otopark alanı oluşturuldu ama görünen o ki yeterli gelmiyor.
Şehir merkezinde birkaç yol tamir amaçlı kapatılsa trafik arap saçına dönüyor.
Yaz sıcağının şehri kasıp kavurduğu bu günlerde ne trafik, ne de park arama çilesi çekilecek çile değil.
İnsanların beyinleri sıcaktan kaynarken trafikte hem yayalara hem de karşıdan gelen kural unutmuş şoförlere uyması hakikaten zor iş.
Benim memleketimde yazları neden böyle geçiyor anlam veremiyorum.
Geçen yılları hatırlıyorum; bir yandan doğalgaz çalışması, diğer yandan yol, elektrik, telefon, MOBESE…
Çile Yozgat'ım çile…
Hizmetin bir bedeli olacak elbette, ama bir düzen sağlanarak olmalı tüm bunlar.
Hallaç pamuğuna dönmüş şehir trafiğine bir de düğün konvoylarını eklediniz mi yandı gülüm keten helva.
Çık çıka bilirsen bu trafikten.
Eminim bu saydıklarımdan birçoğumuz muzdarip ve huzursuzuz.
Madem rahatsızlık duyuyoruz, o halde neden susuyoruz öyle değil mi ama?
E, Yozgatlı yıllardır bu çileleri yaşaya yaşaya duyguları nasır tutmuş.
Körelmiş bir anlamda, tepki veremez hale gelmiş.
Etki-tepki olayı bitmiş benim şehrimde.
Eski bir siyasetçinin bir sözü var, aktarımda eksik olabilir ama kısmen ne dediğimi anlayacağınızı umuyorum:
“Yozgatlı yıllarca ayağı çamurlara batsın, bozuk yollarda yürüsün, dolaşsın, çile çeksin. Tüm bunlar hiç önemli değil. Bir gün yolda yürürken gördüğün vatandaşın sırtını siyasetçi olarak sıvazlayıp, nasılsın dediğin an, çamurlu paçalarda unutulur, çilelerde.”
İşte böyle efendim…
Yollarımız asfaltlanıyor, alt yapı büyük oranda yapıldı.
Şehirleşme hala çarpık ve gelişi güzel.
Yeşil alanlarımız artıyor, şehir güzelleşiyor.
Yani hizmet üretiliyor üretilmesine ama;
Tüm bunlar olurken Yozgatlı hala otomobilini park edemiyor.
Kaldırımlar park alınana dönmüş…
Gök yüzünde kızgın güneş, beyinler kaynarken,
Trafiği işkence olmaktan çıkaracak çözüm bulunmalı acilen!
Yozgatlıya işkence değil tatil havasında bir yaz yaşatmak lazım gelmez mi?
Diye düşünüyorum…