Sanırım diyorum çünkü inşaat işinden, imardan, parselden anlamam.
Arsası, tarlası ve de inşaatı olanlar bu terimlerin anlamını çok iyi bilirler.
Sadece haber kaynaklarından edindiğimiz bilgiler ışığında aşikardır bilgilerim.
Ama şunu biliyorum ki İmar Revizyonu, Yozgat'ı hizaya sokacak!
Yani hangi parselde arsa, hangi parselde yeşil alan, hangi parsele ev yapılabilir önceden belirlenmiş olacak.
Tıpkı bir ressamın tuvalinden yansıttıkları gibi her şey yerli yerinde olacak.
ŞEHİR DEDİĞİN GÖRÜNTÜSÜNDEN BELLİ OLUR
Bir şehre vasıf kazandıran en önemli unsurdur yapılaşma.Bu gün Türkiye'nin başkenti Ankara'nın girişinin ne halde olduğunu yolu o tarafa düşen de bilir düşmeyen de…
Köyünden çıkıp Ankara'ya göz eden bulduğu boş alana ev yapmış.
Malum siyaset burada da açmış millete ait keseyi, vermişte vermiş…
Ve bir başkentin girişinde, vitrininde olmaması gereken bir görüntü gece kondu mezarlığı oluşmuş.
O çerçeveden bu çevreye Yozgat'a bakınca Yozgat'ı şehir vasfına büründürecek yapılaşma var mı diyorum kendi kendime.
Sağıma bakıyorum Nohutlu Tepe, soluma bakıyorum Çamlık…
Tam ortasında, yani iki dere arasındaki kalmış bu şehir Yozgat, siyah beyaz yılları geride bıraktığı an çarpık, gelişi güzel yapılaşmanın kurbanı olmuş.
Birileri güya şehirleştirmiş Yozgat'ı…
Aman ne şehirleşme.
Ne yol düzeni gözetilmiş, ne parsel, ne ada, ne pafta ölçüleri.
Adam yolu da içine almış evini yaparken.
Nasıl olsa kimse hesap sormuyor ya -tıpkı Ankara'da olduğu gibi- yapmışlar evleri gelişigüzel kafalarına göre.
Peki bu gün ne haldeyiz?
Yozgat hakikaten şehirleşme yolunda sağlıklı bir görüntü veriyor mu?
Alt yapı, üst yapı hizmetlerine diyecek sözüm yok, ama son yıllarda bir biri ardına yükselen inşaatlar beni rahatsız etmekten öte ürkütüyor.
Sanki gelişigüzel yapılıyor, nizam, intizam, düzen yok…
Müstakil evlerin hemen yanında yükselen beton yığını binalar heybetli olduğu kadar da düşündürücü.
Müstakil evler yıkılırken beton binalar yükseliyor. Gölgeler altındaki Yozgat'ta böyle giderse çamlık manzarası kalmayacak gibi.
Biraz önce de ifade ettim, arsa, parsel, pafta benim işim değil.
Ben gördüğümü, halktan yansıyanı söylerim; insanlar yüksek binaların gölgesindeki Yozgat'ın bu gidişle çokta nizamlı ve intizamlı olacağını düşünmüyor.
REVİZYONA GÜVENELİM…?
Revizyon, Yozgat'a intizam ve nizam verecek çalışma.Belediye Başkanı Yusuf Başer, bazı noktalarda eksiklik olduğu için Revizyon Planını İller Bankası'na yeniden düzenlenmesi için gönderdiklerini açıkladı.
Revizyon yapıldığı takdirde bundan böyle (Sayın Başerin ifadesiyle) Yeni Yozgat daha nizamlı ve intizamlı olacakmış!
Benim buradan anladığım, yıllardır süre gelen ahbap-çavuş ilişkisi ile çıkarılan inşaat ruhsatlarındada başkan imzası olmayacak.
Çarpık yapılaşma, gelişi güzel kentleşme olmayacak.
Çocukların parkları, insanların nefes alacağı yeşil alanlar olacak.
Yani Yozgat görüntüsüyle de şehir olacak.
Büyük binaları büyük şehirlerde görenler Yozgat'taki yapılaşmanın aslında şehirleşmenin ta kendisi olarak düşünebilirler.
Hatta ve hatta rengarenk boyalarına aldanıp, kendini farklı şehirlerde de zannedebilir.
Teknolojinin ve mimarinin nimetlerini yansıtan yapılaşmanın görüntüsüne değil ama kat sayısına ve düzenine dikkat etmek gerekiyor.
Eğer bir adım yoldan, bir karış çocuk parkından çalıyor, çamlık manzaramı yerle bir ediyorsa işte orada dur derim.
Bu hususta Belediye Başkanı Yusuf Başer'in hassas olduğu düşüncesindeyim.
Eminim hazırlanan revizyon kişiler hesap edilerek değil daha modern ve hak ettiği görüntüye kavuşmuş şehir Yozgat ve kriterleri gözetilerek yapılıyordur.
Başkan Başer'in kul hakkı ve Yozgat hakkı noktasında şehrin emini olmanın yanı sıra insani ve vicdani değer yargısına sahip olduğundan zerre şüphem yok.
İşte bu yüzden gelecek adına umutluyum.
Çünkü; “Benim, çocuklarımın, ve yarınlarımızın vebalini omuzlarına alan bir belediye başkanının terazisi iradesi dışında şaşmaz.”
Bu gün bu satırları bu inançla kaleme alıyorum.
Ben görmem siz görürseniz bu satırları hiç unutmayın!