Bülbüller ötüşür seher vaktinde
Ne sen benden ayrıl, nede ben senden
Bende seni sevdim, cahil vaktımda”
Sürmeli türküleri beni alıp tam yüz yıl ötesine götürdü. Aşk hikayelerinin içine daldım. Bence “Bu sevda burada bitmez!...” Sürmeli Yozgatlı’nın gönül sevdası olmuş, Sürmeli saz, Sürmeli söz olmuş, gönüllere sımsıcak akıvermiş. Bu sıcak sevgiye, bu köklü öze leke sürmek, çamur atmak kimin haddine?
Araştırmalarım devam ederken, mesai arkadaşımız Seda Erkılıç bir dergi tutuşturdu elimize. Bu derği son noktada asıl kapıları araladı. Dergi bir aile dergisi, fotokopi ile çoğaltılmış. Çıkış yeri Ankara, Sahibi Kanbağı Ailesi(Erkılıç Ailesi) dergi elime geçer geçmez telefonlara sarıldım. Ancak bir süre iletişim kuramadım.
Dergide bir yazı vardı ki, dikkatimi çekti: “Yozgat Sürmelisinin gerçek hikayesi” yazıyordu. Oh ne ala dedim, belki aradığımı buldum diyordum. Kaleme alan dostumuz, hemşerimiz Orhan Kemal Erkılıç, telefonlaştım. Kendisine yazısının kaynağını, kitabını sordum. Karşıma yine Süleyman Sökmen hemşerimizin kitabı çıkıverdi.
“Kanbağı” aile dergisindeki dostlarımızın ve arkadaşımız Sayın Orhan Kemal Erkılıç’ın kaynak aldığı kitabın hemşerimiz Süleyman Sökmen’in Yozgat’ın gerçek türkü öyküleri-2003” adlı kitap olduğunu öğrenmiştim. Bu yazıda ilgimi çeken çok şeyler vardı. Sürmeli’nin gerçek hikayesi diye bahsedilen konu yazık ki, Bir Ermeni kızının aşkını konu ediyordu.
Hikaye Meşhur Çakıcı Dede’nin anlattığı hikayeydi. Çamlık’ta bir eğrice eğlencesine çıkan öğretmen ve öğrencilerinin “Sürmeli” türküsünü çalıp söylemesiyle başlıyor. Öğrencilerden Ayşe’nin dedesi olarak belirtilen Çakıcı dedenin ağzından bir hikaye anlatılıyor.
Hikayenin anlatıcısı Çakıcı Dede, Sürmeli Kız, dünya güzeli kız diye tanıtılan kızın babası Nalbant Ustası, İshak Efendi, aynı zamanda çiftlik sahibi ve bir Ermeni. Sürmeli Beyi diye anlatılan “Yiğit” adlı genç Türk genci, Durak Ağa’nın en küçük oğlu.
Bu iki gencin sevdaları anlatılıyor hikayede. Önce Çamlık’ta bir eğrice günü başlıyor hikaye. Sonra evde buluşmaları, İshak Efendi’nin karşı çıkması, kızın eve hapsedilmesi, Durak ağa ve Zöhre ananın defalarca kızı istediği halde alamadıkları ve kovulduğu, Sürmeli kızla, Sürmeli Yiğit’in kara sevdaya tutulduğu anlatılıyor.
İki sevgilinin birbirine türkü yaktığı, bunun halk tarafından duyulup söylendiği, hem kız hem de oğlanın günden güne sararıp soldukları, İshak Efendi’nin lanetten, sıkıntıdan öldüğü, Sürmeli kızla annesinin yalnız kaldıkları, Sürmeli Yiğit’in Can Ali ile birlikte Yozgat’ta dönerken Muslubelen yokuşunda öldüğü, vasiyeti üzerine Çatak Boğazı’na gömüldüğü, Sürmeli kızın durumu öğrenince acıya dayanamayıp öldüğünü ve onun da vasiyeti ile oğlanın yanına gömüldüğünü anlatıyor, bu aşk hikayesi. Sürmeli türkülerinin de bu hikayeden üretildiği ifade ediliyor.
Sürmeli kızla, sürmeli yiğit diye anlatılan bu hikaye hemşerimiz Süleyman Sökmen’in “Yozgat’ın Gerçek Türkü Öyküleri” adlı kitaptan alınmıştır.
Hikaye uzun, özetlemek zorunda kaldım. Olay Çakıcı Dede isimli şahsın rivayetine dayanıyor. Kaynak bu şahıs. Anlaşıldığı kadarıyla Yozgat’ta yaşanılan sevda-aşk hikayelerinden birisi. Ancak delil ve kaynakları zayıf. Bu denli bir aşk öyküsünün herkesçe bilinmemesi imkansız. Çakıcı Dede değil, tüm Yozgatlı’nın böyle bir hikayeyi bilmesi doğaldır. Henüz 100 yıllık bir aşk hikayesinin olayı ve mezarının unutulup gitmesi normal bir olay değildir. Hikayede çelişkiler mevcuttur. Güvenilirliği zayıftır.