Konuştuklarımız, söylediklerimiz ve paylaştıklarımızın bazen anlamsızlığını görüyoruz.
Yani, eylem ve söylemlerin birbirini tutmadığını görmek hayal kırıklıklarını artırıyor.
Oluru bu olduğundan mıdır, şartların getirileri ancak buna mı müsaade etmektedir bunu çözebilmiş değilim.
Ya da bazen kaderi mi çok kurcalıyoruz ve kaderin ötesine geçmeye çalışıyoruz onu da anlamış değilim.
Görebildiğim, bazen başa döndüğümüzdür.
Belki doğanın kanunudur bu.
Belki olması gereken.
Evet, genellikle vitrinimizi süslüyoruz ve ışıltı altında dışarıdan bakanlara bir güzellik sunuyoruz.
İçerideki gerçeğin böyle olmadığını bizde biliyoruz ama bilmemiş gibi yapıyoruz.
Aslında böyle yaparak başta kendimize, sonra çevremize, sonra ilimize ve sonra memleketimize isteyerek ya da istemeyerek kötülük ettiğimizin farkında değiliz.
Geçenlerde yazdığım farklı bir konuda da benzer şeyleri söylemiştim.
Birilerinin bizlere bazı şeyleri üfürdüğünü, yani gerçekle alakası olmadığını dile getirmiştim.
Demem o ki, her şey bu kadar iyi ve yolundaysa insanımız neden halen mutsuz?
Örneğin hizmet sunumu mükemmelse, halkın şikayeti niye?
Sosyal politikalar üst düzey sonuç veriyorsa, neden halen toplumu yaralayan birçok üzücü hadise meydana geliyor?
Niye sabahları yaşlılar park köşelerinde?
Her şeyin önlemi alınmışsa, neden basit hatalarla insanlar veya çocuklar ölüyor?
Özetlersek, bazen bazı konularda meselenin ciddiyeti ve sorumluluk bilinciyle konuşmak gerekiyor.
Bu cümleleri ne herhangi bir kurum ya da kuruluş, ne de herhangi bir yönetici veya şahıs için sarf etmiyorum.
Son yıllarda egemen olan bir zihniyete dikkat çekmek istedim.
Kapıldığımız bu zihniyetin hayatımıza yansımalarını günlük hayatın içinde görebiliyorsunuz.
Burada göremeyenler bazen gazeteleri açıp, burada yer alan haberlere bakıp görebilirler.
Düzelmemiz gerekiyor.
Konuşabilmemiz gerekiyor.
Yanlış olana yanlış diyebilmemiz gerekiyor.
Ortak dert ve kaygılarımız olması gerekiyor.
Her şeyin mükemmel ve kusursuz olduğu yalanı ve kuruntusundan kurtulmamız gerekiyor.
Hele hele Yozgat gibi Anadolu vilayetlerine dahi bulaşan bu mükemmeliyetçilik ve kusursuzluk salgınından kurtulmamız gerekiyor.
Ne demek istediğimi tam manasıyla anlayamayanlar çıkabilir.
Onlara düşende oturup düşünmektir işte.
Haydi selametle…
DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN
*FETÖ operasyonları kapsamında gözaltına alınan 11 kamu görevlisini.
*FETÖ operasyonları kapsamında gözaltına alınanların birçoğunun eğitimci olduğunu.
*Şehit isimleriyle süslenen ve adı değişen bazı okulları.