Gençler, umudumuz, yarınımız, her şeyimiz.
Gençler, dinimiz, imanımız, milliyetimiz, demokrasimiz.
Onlar bizim her şeyimiz!
Bu dünyada ektiğimiz hayat tohumlarının yansıması, karşılığı, mahsulü.
Onlara bırakacağımız ne varsa yarınlar da onu doğuracak!
Dün gençlerimizi yakından ilgilendirdiğini düşündüğüm bir toplantı yapıldı Yozgat Valiliğinde.
Vali Necati Şentürk’ün başkanlık ettiği toplantıda Emniyet ve Jandarma da yer aldı.
Kent Güvenlik Danışma Kurulu 2. Dönem toplantısı öncesi Vali Şentürk’ün yaptığı açıklamalardan dikkatimi çeken bazı bölümleri konuşalım istiyorum bu gün.
Şentürk, daha önce terör bölgesinde görev yapmasından olsa gerek güvenlik konusunda bir hayli hassas bir yapıya sahip.
Disipline de önem vermesi devletçi kimliğinin yanı sıra biraz da terör bölgesinde görev yapmasından kaynaklanıyor olsa gerek!
Dünkü toplantıda da Yozgat’ın terör noktasında ne kadar ne kadar şanslı ve huzurlu bir il olduğuna vurgu yaparak başladı konuşmasına.
Evet Yozgat şükürler olsun terör konusunda kesinlikle taviz vermeyecek illerden bir tanesi.
Gençlik her ne kadar milli ve manevi değerlerden uzak yetişiyor olsa da bu toprağın insanının tabiatında yoktur ihanet.
Bu şehirde terör yok olmasına yok ama ona benzer başka tehlikeler de var ki görmezden gelmek imkansız.
Vali Şentürk, terör dışında okullardaki güvenlik ortamı, kimsesiz çocukların sosyal gelişimine yapılacak katkılar, anız yangını gibi hususlara vurgu yaptı.
Memlekette terör olmayınca güvenlik tedbirleri de haliyle sosyal tabanlı oluyor.
TERÖR YOK MİSYONER VAR!
Terör eli silahlı olmasa da genç beyinleri zehirleyecek gizli saklı programlarla her zaman içimizde bir yerlerde var.
Terörle birlikte memleketimizde son yıllarda bir tehlike daha yayılmaya başladı, özellikle de Anadolu kentlerinde.
Daha önce de anlattığımız bir olayı konumuzla alakalı olması hasebiyle paylaşmak istiyorum.
Bundan bir ya da iki yıl önceydi.
Sabah kahvaltısını babamın iş yerinde beraber yaptığımız sırada dükkana baş örtülü, şeklen tipik Anadolu kadınını andıran bir bayan girdi.
50-60 yaşlarındaki bayanın bozuk Türkçe’si, Türk olmadığını, Yozgatlı hiç olmadığını dükkandan içeri girer girmez belli ediyordu.
Buyur ettik kahvaltıya oturdu.
Biraz sohbet edince renkli kişiliğin yanı sıra, dilimizi pat çat da olsa konuşması, dinimizi en az bizim kadar bilmesi, başındaki örtüsü Hıristiyan olduğunu gizlemeye yeterde artardı.
Kendisini eşi öldükten sonra Hıristiyanlığın yayılması için adamış bir misyoner olduğunu söylediğinde şok olmuştuk.
Şeklen bir Hıristiyan’a benzemediği gibi hemen başucumuzda asılı Arapça Hz. Muhammet (S.A.V) yazısını okuması da oldukça enteresandı.
Gayet açık sözlü, milliyeti, inancı, dini ne olursa olsun insanların ilgisini kazanabilecek bir bayandı.
Bizimle yaklaşık 20 dakika süren sohbetinde eşinin kilisede görevli olduğunu, ölümünden sonra dünyaya küsmek yerine dinine (Hıristiyanlığa) hizmet etmeyi tercih ettiğini söyledi.
Açıkça misyoner olduğunu gizlememesi de ilginçti.
Bunun dışında Yozgat’ta bu tür faaliyetlerin olduğuna ara sıra duyuyor ama inanmıyordum.
Bu gün Yozgat gençliği bu tür faaliyetlerin tehdidinde.
Her geçen gün sokakları saran küfrün esaretinde yaşayan gençlik aslında küfre yatkın bir gençlik değil.
Bizim gençliğimiz aslında işlenebildiğinde ortaya büyük cevherler çıkabilecek kadar değerli bir yüreğe ve karaktere sahip.
Ama biz sahip çıkamadığımız, misyonerlerin ve küfrün esaretine terk ettiğimiz sürece bu hazineye sahip olmak bize kısmet olmaz!
Yozgat’ta küfürlü konuşulmasından rahatsız olmayan var mı?
Bu gün biz okul duvarı dışındaki öğrenciye dahi sahip çıkmıyor/çıkamıyoruz?
Bu kanıya nereden vardığımı daha önce defalarca kez dile getirdim, yine söyleyeyim.
Zaman Gazetesi ile Yozgat Lisesi arasındaki bölümü ara sıra ziyaret etmenizi isterim.
Ya da okul arkalarını…
Okul çıkışlarını…
Artık ders sonrası zil teneffüs için değil, sigara molası için çalıyor!
Gelelim kimsesiz çocuklara….
Sayın Vali’nin de ifade ettiği gibi devlet hiçbir masraftan kaçınmıyor kimsesiz çocuklara.
Onların en büyük ihtiyacı ilgi…
İlginin temelinde yatan ihtiyaç ise milli ve manevi değerleri edinmelerine yardımcı olacak etkinlikler.
Ama sırf onlar için yapılan etkinlikler değil toplumsal kaynaşmanın olduğu etkinlikler düzenlenmeli.
Yoksa falanca kurum gitmiş ziyaret etmiş, hayırseverler hediye götürmüş önemli ama çok da önemli değil.
Onlarla ne kadar kaynaşırsa toplum o kadar daha etkili verilir eğitim diye düşünüyorum.
Yozgat’ta terör yok çok şükür.
Olamaz da ama her zaman bir potansiyel var o da gençlik.
Ne kadar sahip çıkarsak o gençlik bizimdir, çıkamazsak neler olabileceği ortada!
Tüm bunlar Kent Güvenlik Danışma Kurulu toplantısına acizane katkıda bulunmaktı.
Tabi dikkate değerse…