Türkiye'nin tam orta yerinde, Doğu Anadolu bölgesini Batı bölgelerine, Karadeniz'i Akdeniz'e bağlayan yolların kesiştiği bir noktada yeralan Yozgat, tarih öncesi ve sonrasında da bu özellikle sahip olduğu bilinmektedir.
Bir çok medeniyete evsahipliği yaptığı gibi, bazı medeniyetlerin de başkenti konumunda olan Yozgat, Avrupa'da bir aile tarafından kurulup, imar edilmiş tek şehir olarak karşımıza çıkmaktadır.
Türkiye'nin önemli tarım ve hayvancılık bölgesi olan Yozgat, başta İstanbul olmak üzere Türkiye'nin önemli bir kesiminin tarımsal ve hayvansal ürün talebini karşılamakla kalmamış, zanaat erbabı ustaların bir hayli fazla olduğu bir il olduğu resmi kayıtlarda yer almaktadır.
Gerek tarih öncesinde, gerek Osmanlı döneminde ve gerekse Cumhuriyet döneminde her daim önemli bir merkez olma özelliğine sahip olan Yozgat, ''Bugün neden ve nasıl bu noktaya gelmiştir?'' sorusunun yanıtını bulmak durumundadır.
''Atatürk Çapanoğlu'na kızdı ceza verdi!'' savsatası ile yıllar yılı hizmet ve yatırımların getirilemediği iddiasıyla avutulan Yozgat insanı, halen aynı ''Avutma'' politikalarına inanarak, yatırım ve hizmetlerin getirilmesi noktasında ''Beceriksizliklerine set vurmak isteyenlere'' pirim vermektedir.
Günübirlik politikalarla, insanların manevi duygularına yönelik popülist yaklaşımlarla oyalanmakta olan Yozgat insanı, gelmeyen yatırım ve hizmetlerin ne zaman geleceğini soramaz, sorgulayamaz bir hale getirilmiştir.
Tarih boyunca Türkiye'nin coğrafi bakımından merkezi konumundaki Yozgat'tan artık belki biraz abartılı olacak ama ''Kuş konmaz, kervan geçmez'' noktasına getirilmiştir. Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan Yozgat'ın dışında kalan tüm yerleşim birimleri bölünmüş, standart yollara kavuşturulmuş, çevre yolları şehir merkezlerinde kalınca yenileri devreye sokulmuştur. Yozgat insanı ise, ''Çevre yolu yapılırsa Yozgat ekonomisine darbe vurur!'' denilerek, avutulmaya çalışılmış, çalışılmaktadır. Bölünmüş yol ve standardı düşük yollar konusunda, ''Geliyor, gidiyor, yapılıyor!'' gibi beylik laflarla kandırılan Yozgat insanı, turizm ve tarım alanlarından pay alamamasının nedenlerinin temelinde her iki kurumun da ''Tabela Kurum'' olmaktan öteye götürülememesi gerçeğini gözardı etmiş, ettirilmiştir.
''Yozgat üniversite kenti olacaktır!'' denilerek başlatılan çalışmalarda gelinen nokta kimseyi tatmin etmediği gibi, ''Dağ fare doğurdu'' gerçeğinin birebir yaşanmasına neden olmuştur. Yozgat'ın üniversite kenti olabilmesi noktasında, yeterli düzeydeki akademisyenlerin Yozgat'a getirilmesi, mevcut akademisyen sayısının artırılması yerine şimdilik her ilçeye, ilerde önce beldelere, ardından da köylere yönelik yüksek okul ve fakülte binaları yapılarak ''Dağ fare doğurmadı!'' demeye getirenlere tutulan alkışların, hayal kırıklığı ile noktalandığında iş işten geçtiğini görüp, elimizden hiç bir şey gelmeyecektir.
Yozgat ve gerçeği ile ilgili daha çok söylenecek söz vardır...
Sorumuz; ''Yozgat, bugün neden ve nasıl bu noktaya gelmiştir?''
Yanıtımız; ''Avutanlara prim verip, günübirlik politikalar ile popülist yaklaşımların peşine düşerek, sorgulamalarımızı zamanında yapamadığımız için bugünlere geldik, gidiyoruz...''